“TARLA KUŞUNDAN KORKMAK” – GİZEM ŞAHİN

Tarla kuşları sanki hiç uyumazlar. Gece olup da başını yastığa koyduğunda, güneş doğup da yola düştüğünde, bir şeyler anlatmak ister gibi sürekli uçuşurlar.

Gündüz o herkesi dinlendiren, hayal kurmaya zorlayan bilindik bir kuş sesi gibi gelir kulağa. Ama gece olup rüzgâr uykuya düşünce karanlığı aniden bölüp telaşla yastığına ilişir sesleri. Kulaklarını çınlatıp, sanki bir felaketi duyurur gibi ürkütür insanı.

Sesleri hep kulağında olan tarla kuşlarıyla buğday tarlalarının yanından geçerken tanışırsın. Toprağa yakın olmayı severler çünkü. Ama birinin ayak sesini duyunca uzun buğday saplarını yararak gökyüzüne ulaşmaya çalışırlar son bir yaşama çabası gibi.

Birden önüne çıkınca irkilirsin. İrkilince geri çekilirsin. Geri çekilince tarla kuşunun gözlerine bakma fırsatını kaçırırsın. Kaçırırsın gözleriyle sana nasıl güldüğünü. Sanki alay ediyor, acıyor gibidir gülümseyişi. Hâlbuki bu tarlaların kıyısından ne çok geçmiştin küçük bir çocukken. Arkadaşlarınla dağları, tepeleri korkusuzca nasıl dolaşır, oyunlar oynardın. Zehirli böceklerin zehirli olduğunu umursamazdın. İnsanların uydurduğu tehlikeleri anlatmamıştı henüz annen sana, bilmezdin. Korkusuzdun bu yüzden. Doğadan korkman için bir sebebin yoktu. Sonsuz yeşilliğe uzanır enginin maviliklerini izlerken düş kurardın arkadaşlarınla.

Sonra büyüdün. Büyüdünüz. Bilgiyle doldunuz. Zehirli böceklerin çok tehlikeli olduğunu öğrendiniz. Herkesten bir şey duydunuz. Şimdi oturup pencereden izliyorsunuz her biriniz buğday tarlalarını. Yeniden koşacak cesareti bulamıyorsunuz kendinizde. Bu yüzden alay ediyor, acıyor gibidir gülümseyişleri tarla kuşlarının. Doğadan bu kadar korktuğun için alay ederler. Ama senin yaşadığın yerde içinden kuş çıkabilecek bir buğday tarlası yok. Betonların arasından da kuş çıkmaz ki…

Gece olunca ötüşlerinin melodisi bu yüzden değişir, bu yüzden ürkütücü bir hal alır. Gündüz ki gibi dinlendirmez, huzursuz eder.

Çünkü bir şeyler anlatır. Doğayı anlatır. Buğday tarlasının içinden kuş çıktığını bilmeyen çocukların suçsuz olduğunu, suçun betonlar olduğunu anlatır. İnsanların neden doğadan korkup kendini betonlarla kapladığını sorar sessizce.

Sonra doğayı pencerenin kıyısından izlemeye mecbur kalan çocuklar için eline bir avuç buğday alır şehre dikersin. Belki bir gün içinden kuş çıkar diye.