Kadınlar Mücadeleye Çağırıyor

kadındayanışması

Biz kadınlar, içinde bulunduğumuz bu savaş koşullarında bir yandan sistematik olarak süren erkek şiddetine karşı direnirken, bir yandan da devletin savaş politikalarına, bedenlerimizin birer savaş aracına dönüştürülmesine karşı direniyoruz. Gazetemizin kadınlar olarak hazırladığımız bu sayısında, dünyanın birçok farklı yerinde bulunan kadın örgütlerinden ve anarşist örgütler içerisindeki kadınlarından gelen, tüm kadınları mücadeleye çağıran dayanışma mesajlarını sizlerle paylaşıyoruz.

Bulgaristan Anarşist Federasyonu’ndan Kadınlar

Bizler, FAB içerisinde mücadele etmekte olan anarşist kadınlar, Kuzey Kürdistan ve çevresinde yaşananları dikkatle izliyoruz. Devletin kardeşlerimize saldırısı karşısında dehşete düştük ancak buna şaşırmadık.

İnsanın insanı sömürüsü, erkek ya da kadın, barış ya da savaş ayırmıyor. İktidarın aracı haline gelen insanlar, cinsiyet farklılıklarını kullandığı zaman, tiksindirici oluyor. Katliamlarını işledikten sonra annelerinin, kız kardeşlerinin, eşlerinin ya da kızlarının yanında huzur bulabilmeleriyse daha da tiksindirici oluyor.

Kadınlar, tarih boyunca her zaman, iktidarların yarattığı savaşların bir parçası ve kurbanı olmuştur. Bugün, iktidarların Kürt halkına yönelmiş olan saldırılarına karşı, Kuzey Kürdistan’da bulunan farklı etnik kökenlerden tüm kız kardeşlerimizi, insanların özgürlüğü için, iktidarın baskılarına karşı direnmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz.

Her zaman özgürlük için! Her zaman tiranlığa karşı!

Rojava’yla Dayanışma İnisiyatifi’nden Kadınlar / Yunanistan

Hiyerarşik toplumsal yapının yok edilmesine karşı verilen toplumsal mücadelenin derinlerinde, kadınların ataerkiye karşı mücadelesi vardır. Çünkü kadınlar bu yapıları her açıdan sorgular. Bu yüzden, kadın mücadelesi, toplumdaki iktidarın hegemonik, eşitsiz ve saldırgan yapılarına karşı mücadeleden ayrılamaz.

Barış ise toplumsal bir süreçten başka bir şey değildir ve uzun vadede, cins, sınıf ve etnik ayrımlar olmaksızın sürdürülecek dayanışma, eşitlik ve öz-örgütlenme pratikleri yoluyla başarıya ulaşabilir. Bütünlüklü bir toplumsal özgürleşme, farklı sorunları aynı anda çözmeyi amaçlamalıdır; siyasette totaliter eğilimi, ekonomide kapitalizmi, toplumda ataerkilliği… Ve bu mücadele, kendinden sorumlu bir topluma ulaşmak için yatay örgütlenmeye, dayanışmaya ve iletişime dayanmalıdır.

Toplumsal özgürleşme yolunda her gün bir mücadeledir ve farklı cephelerde kurulacak birçok barikat vardır. Rojava’da kadınların yaşamı ve mücadelesi buna örnektir. Meksika’daki Zapatistalardan sonra bir başka toplumsal devrim, şimdi Rojava’nın üç kantonunda yaşanıyor. Rojava devletten, ataerkiden, cinslerin ve halkların yok sayılmasından uzakta; özgürlük, kendi geleceğini belirleme ve öz-örgütlülük temelleri üzerinde kurulan gerçek bir otonomi ve özgürleşme örneğidir.

Kadınlar ve erkekler, TC’nin saldırıları ve baskısı altında, IŞİD yapılanmasına ve devlet baskısına karşı direnirken, aynı anda, yeni bir toplum inşa etmeye çalışıyorlar. Rojava’da ve Bakure’de direnen kadınlar, yeni bir yaşamı kendi elleriyle inşa ediyorlar.

“Haydi imkasızın hayalini kurmaya cüret edelim. İmkansızı gerçeğe dönüştürmekten asla vazgeçmeyelim.”

Jin, Jiyan, Azadî

Bijî Şoreşa Rojava!

Black Rose Anarşist Federasyonu’ndan Kadınlar / Amerika

İmparatorluğun kalbindeki ataerkil kapitalizme karşı mücadele eden bir örgüt olarak, taşıdığımız sorumluluğun ağırlığını ve buradaki hükümetin politikaları nedeniyle yaşamları şiddetle yok edilen insanlarla dayanışmanın önemini biliyoruz. Kadınları hükümetlerin, ailelerinin ve eşlerinin baskısından “özgürleştirmek” adına, kendilerinden önce gelenlerin neo-liberal politikalarını ilerleterek dünyadaki çocukların üstüne bombalar yağdıran kadın politikacıları destekleyen yalancı feminizme karşı çıkıyoruz. Anarşizm mücadelesi veren kadınlar olarak, özgürlüğün sadece tabandan gelebileceğine; baskı ve sömürü güçlerinin birbirlerini beslerken, bizi bireyler ve küresel işçi sınıfının üyeleri olarak boğan yapılarına karşı koymak için, bütün cinsiyetlerden insanların, ulusal sınırları tanımadan öz-örgütlenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Black Rose Anarşist Federasyonu, rakip askeri güçlerin kesiştiği coğrafyada mücadele edenlerin yanındadır ve bizim de bu güçlere karşı koymamız gerektiğini savunur: Devlet, kapitalizm, silahlı din ve ataerki. Kavgamız, sadece barış içinde yaşayabileceğimiz bir fiziksel alan yaratmak değil, aynı zamanda kendi bedenlerimizin alanında kendi kararlarımızı almaktır. Kürtaj imkanlarını korumakla kalmayıp genişletmek için örgütleniyoruz. Üremeye ve ürememeye karar verme hakkımız, ataerkil kapitalizme karşı mücadelemizin esasıdır.

26 Şubat 2016, Trayvon Martin’in yaşamını çalan ve “Siyah Yaşamlar Önemlidir” hareketinin yükselişine yol açan faşist katliamın dördüncü yıl dönümü olacak. Polis şiddetine karşı genişleyen hareket, Ferguson ve Baltimore isyanları aracılığıyla uluslararası görünürlük kazanmışken; anarşist kadınlar olarak beyaz üstünlüğüne ve ırkçı baskılara karşı mücadeleye devam edeceğiz. Irkçılık yok olmadan kadın devrimi olamaz; kapitalizm ve ataerki yok olmadan toplum ırkçılıktan kurtulamaz. Devrimci anarşist kadın yoldaşları, günden güne sürdürdükleri direnişlerini selamlıyoruz ve özgürlük için sürekli olacak mücadeleye tüm kadınları çağırıyoruz.

Anarşist Kadınlar / Roma

Devrim ve Özgürlük

Amargi, insan dilinde özgürlüğü belirten ilk kelime olmuştur. Efendiler, tahakkümlerini, erkek egemenliği ve erkek merkezciliğin üzerine kurdular. Ataerkiyse, sınıf hiyerarşisini yarattı. Tüm bunların sonuçları, doğa ve toplum için yok edici oldu. Militarizm ve cinsiyetçilik… Toplumu ve bireyleri kontrol etmek amacıyla devletlerin çıkardığı savaşlar, sadece kağıt üzerinde haklar ve özgürlük yerine, kadın varlığının tümüyle yok sayılmasına sebep olur.

Tarih boyunca yaşananlar göstermiştir ki; özgür kadınların devrimi, topyekûn özgürleşmekte ve insanların devletlerden kurtuluşunda önemli rol oynamıştır.

Yaşasın Uluslararası Kadınların Dayanışması!

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 32. sayısında yayımlanmıştır.