AKP – Meydan Gazetesi https://meydan1.org Anarşist Gazete Thu, 25 Mar 2021 10:32:55 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.13 AKP Kongresinde Covid-19 Yok Sayıldı https://meydan1.org/2021/03/25/akp-kongresinde-covid-19-yok-sayildi/ https://meydan1.org/2021/03/25/akp-kongresinde-covid-19-yok-sayildi/#respond Thu, 25 Mar 2021 10:32:53 +0000 https://meydan1.org/?p=70962 Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023’teki seçim için düzenlediği kongrede fizilsel mesafe hiçe sayıldı. Fizilsel mesafenin uygulanmadığı kongrede partililere seslenen Erdoğan, “Kar yağışının tüm mikropları yok ettiği bir gündeki buluşmada sizleri selamlıyorum” ifadelerini kullandı. AKP Grup Başkan Vekili Cahit Özkan ise kongreye gelen eleştirileri geçiştirdi. Özkan “Orada yatay çekimden ötürü alan dar olarak görünüyor ve kalabalık iç içe […]

The post AKP Kongresinde Covid-19 Yok Sayıldı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Recep Tayyip Erdoğan’ın 2023’teki seçim için düzenlediği kongrede fizilsel mesafe hiçe sayıldı. Fizilsel mesafenin uygulanmadığı kongrede partililere seslenen Erdoğan, “Kar yağışının tüm mikropları yok ettiği bir gündeki buluşmada sizleri selamlıyorum” ifadelerini kullandı.

AKP Grup Başkan Vekili Cahit Özkan ise kongreye gelen eleştirileri geçiştirdi. Özkan “Orada yatay çekimden ötürü alan dar olarak görünüyor ve kalabalık iç içe geçmiş gibi yansıyor. Burada bir vaka artışı falan olmayacak.” ifadelerini kullandı.

The post AKP Kongresinde Covid-19 Yok Sayıldı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2021/03/25/akp-kongresinde-covid-19-yok-sayildi/feed/ 0
AKP’li Vekilin Danışmanı ve Halkbank Müdürünün Eğlence Görüntüleri Açığa Çıktı Ekşisözlük’teki Başlığa Yasak Geldi https://meydan1.org/2021/01/04/akpli-vekilin-danismani-ve-halkbank-mudurunun-eglence-goruntuleri-aciga-cikti-eksisozlukteki-basliga-yasak-geldi/ https://meydan1.org/2021/01/04/akpli-vekilin-danismani-ve-halkbank-mudurunun-eglence-goruntuleri-aciga-cikti-eksisozlukteki-basliga-yasak-geldi/#respond Mon, 04 Jan 2021 09:20:55 +0000 https://meydan1.org/?p=68393 AKP Etik Kurulu Başkanı ve milletvekili Ahmet Aydın’ın danışmanı Ömer Faruk IŞIK ile Halkbank Şube Müdürü Yunus Selçuk’a ait olduğu iddia edilen gece kulübü eğlencesi görüntüleri yayınlandı. İddiaların gerçekliği, Ekşi Sözlük’teki ilgili başlığa getirilen mahkeme kararıyla daha da arttı. Öte yandan, sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yapan Ahmet Aydın, yapılanların bir “algı operasyonu” olduğunu […]

The post AKP’li Vekilin Danışmanı ve Halkbank Müdürünün Eğlence Görüntüleri Açığa Çıktı Ekşisözlük’teki Başlığa Yasak Geldi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
AKP Etik Kurulu Başkanı ve milletvekili Ahmet Aydın’ın danışmanı Ömer Faruk IŞIK ile Halkbank Şube Müdürü Yunus Selçuk’a ait olduğu iddia edilen gece kulübü eğlencesi görüntüleri yayınlandı. İddiaların gerçekliği, Ekşi Sözlük’teki ilgili başlığa getirilen mahkeme kararıyla daha da arttı.

Öte yandan, sosyal medya hesabı üzerinden bir paylaşım yapan Ahmet Aydın, yapılanların bir “algı operasyonu” olduğunu iddia etti.

ve Halkbank şb müdürü Yunus Selçuk Sortie’de Naz Mila ile zevki sefadalar. Ahmet Aydın, Ahmet Davutoğlu’nun ihraç yazısını yaza(maya)n şahıstı. Milletvekili

The post AKP’li Vekilin Danışmanı ve Halkbank Müdürünün Eğlence Görüntüleri Açığa Çıktı Ekşisözlük’teki Başlığa Yasak Geldi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2021/01/04/akpli-vekilin-danismani-ve-halkbank-mudurunun-eglence-goruntuleri-aciga-cikti-eksisozlukteki-basliga-yasak-geldi/feed/ 0
Selefiler-Tarikatlar İktidar Savaşında https://meydan1.org/2020/10/25/selefiler-tarikatlar-iktidar-savasinda/ https://meydan1.org/2020/10/25/selefiler-tarikatlar-iktidar-savasinda/#respond Sun, 25 Oct 2020 15:47:51 +0000 https://meydan.org/?p=65718 Gündelik yaşamdaki yoğunluğu, devlet iktidarının politikaları paralelinde gün geçtikçe artan muhafazakarlaşma, farklı veçheleriyle gündeme gelerek kendisini bir şekilde tartıştırıyor. Geçtiğimiz temmuz ayında Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi sırasında görünürlüğü artan, 15 Temmuz 2016’da sokaktaki varlığını gördüğümüz, yurtlarında cinsel saldırı haberlerinin eksik olmadığı tarikat ve cemaatler, devletin toplumu muhafazakarlaştırma politikalarında önemli bir zemin oluşturuyor. Devlet iktidarının eski ortağı […]

The post Selefiler-Tarikatlar İktidar Savaşında appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Gündelik yaşamdaki yoğunluğu, devlet iktidarının politikaları paralelinde gün geçtikçe artan muhafazakarlaşma, farklı veçheleriyle gündeme gelerek kendisini bir şekilde tartıştırıyor. Geçtiğimiz temmuz ayında Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi sırasında görünürlüğü artan, 15 Temmuz 2016’da sokaktaki varlığını gördüğümüz, yurtlarında cinsel saldırı haberlerinin eksik olmadığı tarikat ve cemaatler, devletin toplumu muhafazakarlaştırma politikalarında önemli bir zemin oluşturuyor. Devlet iktidarının eski ortağı olan ancak daha sonra “FETÖ” olarak kodlanan Cemaat’in yokluğunun doğurduğu “boşluk” söz konusu yapıları daha görünür kıldı.

1950’lerde iktidarda bulunan Demokrat Parti etrafında kümelenerek güç biriktirmiş olan tarikat ve cemaatler, 12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında devletin iç-dış politik tasarrufları paralelinde önemli birer ekonomik ve siyasi güç haline gelmişti. Bu noktada, söz konusu bu yapıların ekonomik güç haline gelmelerinde 12 Eylül sonrası Özal döneminde çıkarılan Özel Finans Kurumları Kanunu’na ayrı bir parantez açmak gerek. Bu yasa ile serbest piyasa hareketliliği içinde kendisine yer bulan “faizsiz bankacılık sistemi” 1980’leri izleyen on yıllar boyunca tarikat ve cemaatlerin ekonomik gücüne zemin oluşturdu.

Tarikat ve cemaat örgütlenmeleri, her ne kadar 28 Şubat 1997 sonrası “irtica ile mücadele” adı altında devletin görece hedefinde yer alsalar da hem kullanışlılıkları her zaman işe yarayacak birer enstrüman olmaları hem on yıllar boyunca devlet içindeki kökleşmiş ilişkileri nedeniyle çok ciddi bir güç yitimine uğramadılar. Kaldı ki 1994’ten beri Milli Görüş gelenekli partilerin yerellerdeki iktidarı ve 2002’de aynı kökenden gelen AKP’nin genel seçimleri kazanması, bu görece ve kontrollü güç yitimini durdurmuştu.

AKP ile Cemaat arasında 2013’e kadar yaşanan ittifak 15 Temmuz sonrası açık bir husumete dönüşürken, bu tarihten sonra başta İsmailağa ve Menzil olmak üzere farklı tarikat ve cemaatlerin adını daha sık duyar olduk.

İsmailağa Cemaati’nden Cübbeli Ahmet Hoca adıyla bilinen Ahmet Mahmut Ünlü’nün geçtiğimiz ay içinde yaptığı ancak farklı zamanlarda da dile getirdiği “selefi derneklere” yönelik uyarılar, gözleri bir kez daha devlet iktidarının cemaat, tarikat ve benzeri yapılarla ilişkisine çevirdi.

Cübbeli Ahmet (Ünlü), açıklamasında iki bin civarında selefi derneğinin varlığından ve bu derneklerin silahlandığından söz etti. Bu açıklamanın, son örneği Uşşaki bağlantılı bir tarikatta görülen cinsel saldırı vakaları, arazi kayırmacılığı, devlet bürokrasisindeki görünürlüklerinin artması gibi konular nedeniyle zaten gündemde olan tarikat ve cemaatlerle bağdaştırılması sonrası Ünlü, sadece dernek adı altında örgütlenen selefilerin yarattığı “tehlikeye” dikkat çekmek istediğini söyledi.

Söz konusu açıklamada tarikat ve cemaatlerin, “devletin-milletin yanında yer alan hayır kurumları” hüviyeti korunarak örgütlenme zemini bulmaları “tehlikesine” karşı dikkat çekilen selefilik, Suriye Savaşı’nda IŞİD ve El Kaide türevi cihatçı çetelerden kamuoyunun tanıdığı ve aşina olduğu bir akım. Kendisi dışındaki birçok İslam yorumunu olduğu gibi tarikat ve cemaatleri de tekfir eden (kafir ilan eden) selefilerle Cübbeli Ahmet’in açıklamasında belirginleşen tarikat ve cemaatler arasındaki iktidar savaşına devletin nasıl bir yaklaşımda bulunacağı ise önemli. Bu yaklaşıma göre ileride selefiliğin yaşadığımız coğrafyadaki örgütlenme zeminine dair fikir sahibi olunabilir.

IŞİD’in öldürülen lideri Ebubekir el Bağdadi’nin 2019’daki bir videosunda “Vilayet Türkiye” adıyla bir grubun, cihatçı çeteye biat ettiği ortaya çıktıktan uzun süre sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, söz konusu “Vilayet” yapılanmasının emirinin yakalandığını duyurmuştu. Ancak aynı günlerde “Türklerin müslüman olmadığını, cihatçı çetelerle yaşanan çatışmalarda ölen TC askerlerinin şehit sayılamayacağını” ve -açık bir şekilde- IŞİD’i desteklediğini söyleyen “selefi lider” Murat Gezenler hakkında herhangi bir soruşturma açılmaması, devletin bu konuda iki farklı yaklaşım içinde olabileceği izlenimi uyandırıyor.

Yaşadığımız coğrafyada 2015-2017 arasındaki 5 Haziran HDP Amed mitingi, Suruç, 10 Ekim, Reina, Sultanahmet, İstiklal Caddesi patlamalarını hatırladığımızda, devletin kontrolü dahilinde ve dışında olmak üzere iki farklı biçimde IŞİD saldırılarının gerçekleştirildiğini görebiliriz. Bu anlamda son günlerde, tarikat ve cemaatlerle selefiler arasında yaşanan bu soğuk savaşta, devlet “Vilayet Türkiye” tarzı kapalı hücreler dışında, kontrolü altında tutabileceğini düşündüğü oranda, “sözlü davete dayalı” selefi örgütlenmenin önünü kapamayabilir.

Bu noktada önümüzdeki süreçte, devlet iktidarının muhafazakar politikalarına “biat etmiş” selefilerle onların, kendileriyle aynı hedef kitleye ve devlet bürokrasisindeki benzer kurumlara oynadığını düşünen tarikat ve cemaatler arasında yaşanacak gerilimi görebiliriz.

Şimdilik medyadaki görünürlükleri ve devlet bürokrasisinin kurumlarındaki varlıkları tarikat ve cemaatlerin bu “savaşta” bir adım önde olduğu izlenimi uyandırsa da devletin 2015-2017 döneminde selefilerle olan “iltisakını” hatırladığımızda bu gerilimde dengelerin değişebileceği unutulmamalı.

Emrah Tekin

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 54. sayısında yayınlanmıştır.

The post Selefiler-Tarikatlar İktidar Savaşında appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/10/25/selefiler-tarikatlar-iktidar-savasinda/feed/ 0
Devletten Tacizciye Tecavüzcüye Korona Affı – Abdülmelik Yalçın https://meydan1.org/2020/03/30/devletten-tacizciye-tecavuzcuye-korona-affi-abdulmelik-yalcin/ https://meydan1.org/2020/03/30/devletten-tacizciye-tecavuzcuye-korona-affi-abdulmelik-yalcin/#respond Mon, 30 Mar 2020 17:59:22 +0000 https://meydan.org/?p=56593 Koronavirüs Krizi kısa süre içinde yaşadığımız coğrafyanın ve dünyanın gündeminde ilk sıraya yerleşirken, virüsün insandan insana yayılma özelliği göz önüne alındığında gözler hapishanelere çevrildi. TC tarihinin “doluluk rekorunun” kırıldığı hapishaneler bu şartlarda, tehdidin kendisini en ciddi hissettirdiği mekanlar. Aslında devlet, halihazırda hak gasplarının ve ihlallerinin yaşandığı hapishanelerde bu koşulları tutsakların aleyhine fırsata dönüştürmekte gecikmemişti. 11 […]

The post Devletten Tacizciye Tecavüzcüye Korona Affı – Abdülmelik Yalçın appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Koronavirüs Krizi kısa süre içinde yaşadığımız coğrafyanın ve dünyanın gündeminde ilk sıraya yerleşirken, virüsün insandan insana yayılma özelliği göz önüne alındığında gözler hapishanelere çevrildi. TC tarihinin “doluluk rekorunun” kırıldığı hapishaneler bu şartlarda, tehdidin kendisini en ciddi hissettirdiği mekanlar. Aslında devlet, halihazırda hak gasplarının ve ihlallerinin yaşandığı hapishanelerde bu koşulları tutsakların aleyhine fırsata dönüştürmekte gecikmemişti. 11 Mart’ta Türkiye’de ilk vakaların açıklandığı günlerde, tutsakların kapalı ve açık görüşleri süresiz kısıtlandı. Buna karşın telefon görüşmelerinde süre artışı talebi, insan hakları örgütleri ve tutsak avukatlarının ısrarları sonucu yerine getirilerek 10 dakikadan 20 dakikaya çıkarıldı.

Devlet iktidarının, Koronavirüs Krizi öncesi gündeminde olan “İnfaz Yasası” adı altındaki paket, salgın nedeniyle raftan indirilerek gündeme taşındı. Ancak söz konusu yasa tasarısının güncellenmiş halinde tecavüz ve uyuşturucu suçlarından hapiste olanların da içlerinde bulunduğu yaklaşık 100 bin kişinin salıverilecek olması dikkat ve tepki çekti. Yasa tasarısında ayrıca, beklendiği gibi, politik tutsaklar kapsam dışı bırakıldı. Paketin önceki halinde yer almayan tecavüz ve uyuşturucu suçları eklenerek, bu suçlardan hapiste olanlarla politik tutsaklar arasında apaçık bir adaletsizliğe gidildi.

Yasa tasarısı bu haliyle devletin yargı kurumlarınca, Koronavirüs Krizi’ni politik tutsaklar ve tecavüz edilen kadınlar aleyhine bir fırsata çeviriyor. Tecavüz suçuyla hapiste olanlar için koşullu tahliye süresi üçte ikiden yarı yarıya (%50) oranına çekilirken politik tutsaklar için dörtte üç şeklinde olan oran değişmedi. Aynı şekilde tasarıda, hapishanede 0-6 yaş arası çocuğu olan kadınlar, 70 yaşını aşmış yaşlı ve hasta politik tutsaklar söz konusu olduğunda da benzer bir adaletsizlik mekanizması işletildi.

Tasarının bu hafta içinde parlamentoda görüşülmesi ve önümüzdeki hafta da yasalaşması bekleniyor. Bu paralelde “adımlarını hızlandıran” iktidar partisi, muhalefet partileri ile tasarı üzerinde uzlaşı görüşmeleri gerçekleştirdi. Muhalefet partilerinden CHP ve İYİ Parti uyuşturucu ve tecavüz suçlarına dair indirimin tasarıdan çıkarılmasını öne çıkardı. CHP buna ek olarak kadına şiddet suçlarının kapsam dışı bırakılmasını ve tutsak gazeteciler ile soruşturma açılan akademisyenlere yönelik düzenleme önerisi getirdi.

Uzun zamandır “terör bağlantısı” söylemiyle kriminalize edilerek siyasi muhatap olmaktan çıkarılmaya çalışılan HDP’nin de tasarı üzerine ikna turlarına dahil edilmesi ise dikkat çekici bir nokta olarak not edilmeli. Bununla birlikte HDP de söz konusu tasarıda diğer muhalefet partilerinin talep ve kaygılarını paylaştı. Kadına ve çocuğa yönelik cinsel saldırı ve uyuşturucu suçlarının yanı sıra HDP, politik tutsakların kapsama alınması talebinin altını çizdi.

Peki kısa süre içinde yasalaşması beklenen tasarının son hali nasıl olacak? Muhalefetin önerileri ne kadar dikkate alınacak? Bu anlamda, elimizde kulis bilgisi benzeri bir veri yok. Ancak bu paralelde iktidar paydaşlarının tecavüz, kadına ve çocuğa şiddet ile uyuşturucu suçlarından hapiste olanlara ve bu suçlara ne oranda “suç olarak” baktıklarına dair somut pratikler hafızalarda canlılığını koruyor. Özellikle kadınlara ve çocuklara yönelik fiziksel ve cinsel şiddete karşı son yıllarda sistematik bir cezasızlık normu geliştiren iktidarın, söz konusu yasa tasarısına son halini verirken bu pratiklerine paralel refleksler geliştirmesi olası.

Abdülmelik Yalçın

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 52. sayısında yayınlanmıştır.

The post Devletten Tacizciye Tecavüzcüye Korona Affı – Abdülmelik Yalçın appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/03/30/devletten-tacizciye-tecavuzcuye-korona-affi-abdulmelik-yalcin/feed/ 0
Savcılık, Nadira Kadirova Ölümünde Suç ve Suçlu Bulamadı https://meydan1.org/2020/03/05/savcilik-nadira-kadirova-olumunde-suc-ve-suclu-bulamadi/ https://meydan1.org/2020/03/05/savcilik-nadira-kadirova-olumunde-suc-ve-suclu-bulamadi/#respond Thu, 05 Mar 2020 18:45:59 +0000 https://meydan.org/?p=55613 AKP İstanbul vekili Şirin Ünal’ın Ankara’daki evinde bakıcı olarak çalışan Nadira Kadirova’nın ölümüne ilişkin soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Yani hiç kimseye dava açılmayacak. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kararında, “Genç kızın intihar ettiği, onu intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren ve intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi ya da kişilerin bulunmadığı anlaşılmıştır” dendi. Ayrıca Kadirova’nın otopsi raporunda […]

The post Savcılık, Nadira Kadirova Ölümünde Suç ve Suçlu Bulamadı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

AKP İstanbul vekili Şirin Ünal’ın Ankara’daki evinde bakıcı olarak çalışan Nadira Kadirova’nın ölümüne ilişkin soruşturmada takipsizlik kararı verildi. Yani hiç kimseye dava açılmayacak.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı kararında, “Genç kızın intihar ettiği, onu intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren ve intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi ya da kişilerin bulunmadığı anlaşılmıştır” dendi. Ayrıca Kadirova’nın otopsi raporunda cinsel saldırı izine ulaşılamadığı, not defteri ve iki intihar notu değerlendirildiğinde olay öncesinde intihara karar verdiği belirtildi.

İstanbul Adli Tıp Kurumu da Kadirova’nın ölümünü intihar olarak değerlendirmişti.

23 yaşındaki Nadira Kadirova, Ünal’ın evinde ölü bulunmuştu. Ankara Emniyet Müdürlüğü, Kadirova’nın Ünal’ın silahıyla intihar ettiğini açıklamış, Kadirova’nın yakın bir arkadaşı ise genç kadının kendisine Ünal’ın tacizine uğradığını ve kendini öldürmeyi düşündüğünü anlattığını belirtmişti.

AKP İstanbul vekili Şirin Ünal, evinde ölü bulunan Nadira Kadirova için ‘psikolojik bozulmaları’ bulunduğunu öne sürerek, “Onu gönderemeden kendisini gönderdi” demişti.

Sorşturmanın başlarında Nadira Kadirova’nın ailesinin vekilliğini üstlenen Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Genel Başkanı avukat Müjde Tozbey-Erden’in bu görevden çekildiğini açıklaması dikkat çekmişti.

The post Savcılık, Nadira Kadirova Ölümünde Suç ve Suçlu Bulamadı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/03/05/savcilik-nadira-kadirova-olumunde-suc-ve-suclu-bulamadi/feed/ 0
AKP’li Mustafa Yeneroğlu Partisinden İstifa Ettirildi https://meydan1.org/2019/10/30/akpli-mustafa-yeneroglu-partisinden-istifa-ettirildi/ https://meydan1.org/2019/10/30/akpli-mustafa-yeneroglu-partisinden-istifa-ettirildi/#respond Wed, 30 Oct 2019 17:32:21 +0000 https://test.meydan.org/2019/10/30/akpli-mustafa-yeneroglu-partisinden-istifa-ettirildi/ AKP İstanbul milletvekili Mustafa Yeneroğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısıyla partisinden istifa ettiğini açıkladı. Yeneroğlu açıklamasında “Türkiye’nin geleceği konusunda çok ciddi sıkıntılar olduğunu biliyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle geldiği partiden yine Erdoğan’ın isteğiyle ayrılıyorum” dedi. Yeneroğlu MKYK’den istifa sürecini de açıkladı. Erdoğan’ın isteğiyle MKYK üyeliğine seçildiğini ve o süreçte de “Türkiye’nin önünde olan ve itibarını zedeleyen insan […]

The post AKP’li Mustafa Yeneroğlu Partisinden İstifa Ettirildi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

AKP İstanbul milletvekili Mustafa Yeneroğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısıyla partisinden istifa ettiğini açıkladı.

Yeneroğlu açıklamasında “Türkiye’nin geleceği konusunda çok ciddi sıkıntılar olduğunu biliyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle geldiği partiden yine Erdoğan’ın isteğiyle ayrılıyorum” dedi.

Yeneroğlu MKYK’den istifa sürecini de açıkladı. Erdoğan’ın isteğiyle MKYK üyeliğine seçildiğini ve o süreçte de “Türkiye’nin önünde olan ve itibarını zedeleyen insan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması noktasında kamuoyuyla eleştirilerini paylaştığını” ifade eden Yeneroğlu son iki MKYK toplantımıza bu rahatsızlıklarının artık karşılık bulmadığını ve düzelebileceğine dair bir ümit taşımadığı için katılmadığını söyledi.

Mustafa Yeneroğlu son dönemde gerçekleştirmiş olduğu keskin eleştirilerle gündeme geliyor ve parti içerisinde bu yüzden tepki çektiği biliniyordu. Yeneroğlu geçmiş dönemde TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyon Başkanlığı görevini yürüttü. Aralık 2017 itibarıyla TBMM Anayasa Komisyonu ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Türk Grubu üyesi olarak görev yaptı.

The post AKP’li Mustafa Yeneroğlu Partisinden İstifa Ettirildi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2019/10/30/akpli-mustafa-yeneroglu-partisinden-istifa-ettirildi/feed/ 0
AKP’ye Karşı Kaç AKP – Emrah Tekin https://meydan1.org/2019/06/13/akpye-karsi-kac-akp-emrah-tekin/ https://meydan1.org/2019/06/13/akpye-karsi-kac-akp-emrah-tekin/#respond Thu, 13 Jun 2019 06:27:41 +0000 https://test.meydan.org/2019/06/13/akpye-karsi-kac-akp-emrah-tekin/ İktidarda 17 yılı geride bırakan AKP, 2017 Referandumu ve 24 Haziran 2018 seçimleri sonrası belirginleştirdiği, “ilerlemeden, pedal çevirerek ayakta kalma” politikasını sürdürüyor. 31 Mart seçimlerinde gerçekleşen ciddi oy kayıpları ve kendi içinde yaşadığı gizlenemez çatlaklar, AKP’nin esas olarak Gezi Direnişi ile açığa çıkan, sandığa yansımasını ise 7 Haziran 2015’te somutlaştıran, ancak daha uzunca bir zamana […]

The post AKP’ye Karşı Kaç AKP – Emrah Tekin appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

İktidarda 17 yılı geride bırakan AKP, 2017 Referandumu ve 24 Haziran 2018 seçimleri sonrası belirginleştirdiği, “ilerlemeden, pedal çevirerek ayakta kalma” politikasını sürdürüyor. 31 Mart seçimlerinde gerçekleşen ciddi oy kayıpları ve kendi içinde yaşadığı gizlenemez çatlaklar, AKP’nin esas olarak Gezi Direnişi ile açığa çıkan, sandığa yansımasını ise 7 Haziran 2015’te somutlaştıran, ancak daha uzunca bir zamana yayılması muhtemel düşüşünün belirtilerinden bazıları olarak öne çıkıyor. Erdoğan’ın “partili cumhurbaşkanlığı” sıfatını almasıyla, uzunca bir süredir bir siyasi parti olmaktan çok, tek adamın seçim ve bazı siyasi faaliyetlerini yürüten bir aparat işlevi gören AKP’de Davutoğlu ile Gül-Babacan kulvarlarında 23 Haziran seçimi sonrası yaşanma ihtimali yüksek hareketlilik, iktidar partisinde bahse konu çatlağın gizlenemezliğini ispatlıyor.

Devletin “parti” kanadında bunlar yaşanırken, 24 Haziran 2018 sonrası ortaya çıkan yeni rejim mimarisinin en tepesini oluşturan “başkanlık” makamında ise bazı “vitrin değişiklikleri” göze çarpıyor. Bu değişiklikle, AKP’nin kuruluşunda yer almış, bakanlık yapmış ve kilit görevlerde bulunmuş bazı “ağır toplar” devlet bankalarının yönetimine ve Cumhurbaşkanlığı bünyesinde yeni oluşturulan Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine getirildi. Bu atamalara, genel olarak, “siyasi rüşvet” şeklinde yapılan peşin yorumlardaki kısmi haklılık payı saklı tutulmakla birlikte, AKP döneminde, şirketlerin yanı sıra farklı rant ve sermaye çevreleriyle geliştirdiği ilişkilerle “siyasetin kasası” haline gelen devlet bankaları Halkbank, Vakıfbank ve Ziraat Bankası’nın, inşa edilmeye çalışılan yeni rejimdeki önemli rolü gözden kaçırılmamalı. Söz konusu bankaların, 24 Haziran seçimleri sonrası başında Berat Albayrak’ın bulunduğu Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlanması ve Albayrak’ın da Pelikancılarla olan malum ilişkisi yeni görevlendirmelerde, kritik zamanlarda ortaya çıkan bu “gizemli kliğin” rolünü akıllara getiriyor.

Atamalardaki diğer adres olan Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu’nun (YİK) ise AKP ve Erdoğan’ın ideolojik olarak yaslandığı Necip Fazıl’ın, Başyücelik Devleti tahayyülündeki yüksek devlet organı “Başyüceler Şurası’na” benzerliği, AKP’nin aynı zamanda bir semboller ve tarihsel göndermeler partisi olduğu göz önüne alındığında dikkat çekici. Gerek bankalara, gerekse de YİK’e ataması yapılan isimler arasında bir dönem ANAP üzerinden merkez sağ ile yolları kesişmiş Abdülkadir Aksu’nun yanı sıra, Bülent Arınç, Faruk Çelik, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek gibi, AKP’de kuruluş dönemini çağrıştıran ve daha ötesi muhafazakar kimlikleri ağır basan siyasetçilerin olduğu görülüyor. Ardında Erdoğan’ın bulunduğunun su götürmez bir gerçek olduğu bu yeni görevlendirmelerin, bu yanıyla çözülme emareleri gösteren AKP tabanına yönelik “birlik ve dirlik” mesajı olduğu açık.

Diğer yandan söz konusu görevlendirmelerle atanan isimlerin zaman zaman birlikte anıldığı Davutoğlu ile Gül-Babacan eksenlerine kayışlarının önünün alınmasının amaçlandığı söylenebilir. Bu atamalar aynı zamanda -atanan isimlerin- AKP ve sağ muhafazakar cenahtaki ağırlıkları nedeniyle, uzun zamandır yalnızlaştığı şeklinde yorumlara muhatap olan Erdoğan için yeni bir güç tahkimi anlamını da taşıyor. Böylelikle Erdoğan, bir süre önce ortaya attığı ancak yeterince ilgi görmeyen “Türkiye İttifakı” stratejisine AKP ve çeperindeki sağ seçmen bazında karşılık almış izlenimi verirken, partinin kuruluş dönemine atıfla “istişare eden ve edilen lider” imajına da sahip olacak. AKP’nin fabrika ayarlarına geri dönmesi olarak formüle edilen bu beklentinin, 31 Mart’ta “safları terk eden” küskün AKP seçmeninde güçlü olduğu ve bu seçmeni geri kazanmak için önümüzde Erdoğan için hayati önem taşıyan bir 23 Haziran olduğu unutulmamalı.

“Türkiye İttifakı’ndan” söz açılmışken bu söylem üzerinden kısa bir gerilim yaşanan Devlet Bahçeli ve MHP’ye, dolayısıyla, “pazara kadar değil mezara kadar” ömür biçilen, ancak bir seçim pazarı sonrası bitmesi muhtemel Cumhur İttifakı’nın, söz konusu atamalarla ilişkisine de bakılmalı. Bu anlamda, yeni görevlendirilen isimlerin, geçmişte MHP ile yaşadığı kimi gerilimler de akılda tutularak, Cumhur İttifakı’nın “paralel bileşenleri” olma vasfıyla, Bahçeli’yi dengelemesinin düşünüldüğü söylenebilir. Ancak söz konusu siyasetçilerin döneme ve koşullara göre konumlanma “yetenekleri” hatırlandığında bu beklentinin karşısında büyük bir soru işareti beliriyor. Bu anlamda MHP, Cumhur İttifakı dolayımıyla bir oy rezervi olmaktan çok, AKP’yi sınırlayan bir siyasi özne olma özelliğini sürdürecek gibi görünüyor.

Erdoğan ve AKP’nin bankacılık bürokrasisi ve Cumhurbaşkanlığı teşkilatlarına yaptığı bu atamaların, iktidarının istikbali açısından ne getirip götüreceğini az çok kestirebilmek için önümüzde üç önemli dönemeç var. Birincisi malum 23 Haziran seçimlerinde -sonuçlarının tanınıp tanınmamasından bağımsız- alınacak sonuç… Diğeri ABD-Rusya arasında “denge siyaseti” adı altındaki pragmatizmin geldiği sınırda muhatap olunacak ABD yaptırımlarının ekonomik sonuçları… Bir diğeri ise hem muhafazakar, hem de merkez sağ seçmende yeni bir yönelim oluşturması muhtemel, Davutoğlu ve Gül-Babacan çevrelerinin sonbahara doğru yapmaya hazırlandıkları çıkış… Ancak, “atama hamlesinin” figürlerinden Bülent Arınç’ın, gayet uluorta biçimde “partili cumhurbaşkanlığını” tartışmaya açan sözleri, iktidar açısından hem bu dönemeçlere, hem de “inşa sürecindeki” rejime giden yolun dikenlerle dolu olduğunu gösteriyor.

Emrah Tekin

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 50. sayısında yayınlanmıştır.

The post AKP’ye Karşı Kaç AKP – Emrah Tekin appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2019/06/13/akpye-karsi-kac-akp-emrah-tekin/feed/ 0
İktidarın Siyasetsizlik Projesi Olarak ANTi ANTi AKP – Emrah Tekin https://meydan1.org/2018/11/12/iktidarin-siyasetsizlik-projesi-olarak-anti-anti-akp-emrah-tekin/ https://meydan1.org/2018/11/12/iktidarin-siyasetsizlik-projesi-olarak-anti-anti-akp-emrah-tekin/#respond Mon, 12 Nov 2018 18:42:05 +0000 https://test.meydan.org/2018/11/12/iktidarin-siyasetsizlik-projesi-olarak-anti-anti-akp-emrah-tekin/ Yaşadığımız coğrafyada 2002 yılı, başta iç politika olmak üzere pek çok açıdan siyaset mimarisinin neredeyse baştan aşağı güncellenmesinin başladığı yıl olmuştu. AKP’nin 3 Kasım seçimleri sonrası iktidara gelmesi ve zamanla “fabrika ayarlarına” dönmesiyle belirginleşen bu yeni durum, muhalefet saflarında da saf bir AKP karşıtlığı olarak yansımasını buldu. AKP öncesi dönemde muhalefetin genellikle iktidarda olan partiye […]

The post İktidarın Siyasetsizlik Projesi Olarak ANTi ANTi AKP – Emrah Tekin appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Yaşadığımız coğrafyada 2002 yılı, başta iç politika olmak üzere pek çok açıdan siyaset mimarisinin neredeyse baştan aşağı güncellenmesinin başladığı yıl olmuştu. AKP’nin 3 Kasım seçimleri sonrası iktidara gelmesi ve zamanla “fabrika ayarlarına” dönmesiyle belirginleşen bu yeni durum, muhalefet saflarında da saf bir AKP karşıtlığı olarak yansımasını buldu.

AKP öncesi dönemde muhalefetin genellikle iktidarda olan partiye atıfta bulunmadan -doğrudan- sistemin siyasal ve iktisadi erk sahiplerini hedef alan mücadele pratiğiyle tezat oluşturan bu yeni durum, geleneksel siyasi çizgileri birbirine zıt politik çevreleri “karşıtlık” üzerinden bir araya getirdi. Ya da en azından bu potansiyeli barındırdı. Gerek Meclis’te, gerekse seçimler öncesi gündeme gelen ittifak senaryolarında somutlaşan “asgari ortak payda” stratejisi, muhalefetin kendi gücünü ve yapabileceklerini iktidar partisinin gücüne odaklayarak sınırlandırdı. Esas olarak “seçim kazanmak için” kurulmuş bir parti olan AKP’nin “bu uğurda” yaptıklarını ve yapacaklarını unutturdu. Bu “unutkanlık”, amacına ulaşma yolunda her geçen gün “ustalaşan” AKP karşısında, her seçim yeniden ve isteyerek sıkışılan seçim sandığı ve sandığa hapsolan mücadele yöntemleri olarak tezahür etti.

Esas olarak %50’ye karşı %50 olarak formülize edilen mevcut sosyo-politik manzarada iktidar partisi cenahı ise muhalefetin “karşıtlık” stratejisini siyasetsizlik olarak tanımladı. Bunu “karşı mahalleden” oy devşirerek var olan dengeyi bozma stratejisi izledi. Kemikleşmiş AKP’li profilinin aksine, bir dönem de olsa muhalefette bulunmuş kişilerle hayata geçirdi. Bu isimler dönem dönem değişkenlik gösterse de geliştirdikleri argüman, muhalefete atfettikleri “anti-AKP’lilik” kimliği ve bu paralelde getirdikleri siyasetsizlik eleştirisi oldu. “Anti-AKP siyasetsizliğiyle” aynı fotoğraf karesinde bulunmak istemeyen, beri yandan da muhalefeti iktidar cenahından eleştiriyor görünmekten kaçınan bu çevreler, muhalefet karşıtı bu pozisyonları için “anti-anti AKP” tanımını -kah açıktan kah dolaylı yoldan- kullandı. Siyaset yapma tarzlarını bu minvalde inşa etti.

Muhafazakar-sağ siyasi terminolojiye uygun bir söylem ve stratejiyle, diğer %50’nin safında gedik açma ve “anti-AKP siyaseti eleştirisi” olarak tanımlanabilecek bu projenin öne çıkan isimlerinden biri de eski Marksist Halil Berktay’dı. Mevcut iktidarı değiştirmeye odaklı muhalefeti Berktay, bu politikaları paralelinde devrimci değil, “devirmeci muhalefet” olarak tanımladı. Bu rolüyle bir dönem, hasbelkader bulunduğu “devrim” saflarından karşı devrime “hicretinde” iktidar sahiplerine de rüştünü ispatlama yolunda mesafe kat ediyordu. Kabaca, muhalefetin ya da toplumun bir kısmını, “muhalefet karşıtlığı üzerinden” iktidar partisinin politikalarına angaje olmaya zorlayacak bu projenin hala güncelliğini koruduğunu söylemek mümkün.

Kendisini anti-anti AKP’li olarak tanımlayan Berktay nezdinde iktidar, asıl olarak bu projeyle muhalefeti makul sınırlara çekmeyi ve zamanla “mümkünse” ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Diğer taraftan sokak da “makbul olan ve olmayan” eylem ayrımıyla kriminalize ediliyor. Berktay’ın “devirmeci muhalefet” söylemiyle ilişkilendirirsek Gezi Parkı eylemlerinden yolsuzluk protestolarına kadar, muhalefetin tüm sokağa çıkış girişimleri hükümeti devirmeye odaklı ve birbiriyle bağlantılı darbeler bütününün bir parçası olarak lanse ediliyor.

Özellikle 15 Temmuz, Halil Berktay ve benzerleri gibi siyaset yapma pratiğini büyük oranda bu argümanlara odaklamış “anti-muhalefet” çevreleri için önemli bir “lütuf” ve darbe iddialarını temellendirecek somut bir dayanak oldu. Ancak 15 Temmuz’un ardından ilan edilen OHAL sonrası yapılan ve genellikle döviz dışında materyalin bulunmadığı eylemlere (örneğin liselilerin Kadıköy’deki karne eylemine ya da havalimanı işçilerinin protestolarına) yönelik sert polis saldırıları da, bu çevrelerin hak arama eylemlerini hedef göstermek için öne sürdüğü “ama ellerinde sapan-molotof vardı” söylemini boşa düşürdü. Bu bağlamda “anti-anti AKP” projesi, iktidarın onay verdiği makul sınırlar içinde yapılırsa aslında AKP tarafından istenen muhalefetsiz “siyaset” stratejisine yedeklenmiş oldu. Böylece muhalefetin kendisini sıkıştırdığı “anti-AKP” argümanı üzerinden pozisyon alan “anti-anti AKP”ci muhalefet karşıtlığının, iktidar partisinin murat ettiği siyasetsizlik stratejisinin bir aparatından başka bir şey olmadığı ortaya çıktı.

Emrah Tekin

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 47. sayısında yayınlanmıştır.

The post İktidarın Siyasetsizlik Projesi Olarak ANTi ANTi AKP – Emrah Tekin appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2018/11/12/iktidarin-siyasetsizlik-projesi-olarak-anti-anti-akp-emrah-tekin/feed/ 0
AKPMHPCHPHDP… İttifaklar https://meydan1.org/2018/11/08/akpmhpchphdp-ittifaklar/ https://meydan1.org/2018/11/08/akpmhpchphdp-ittifaklar/#respond Thu, 08 Nov 2018 17:10:50 +0000 https://test.meydan.org/2018/11/08/akpmhpchphdp-ittifaklar/ Devletli siyasetin gündemini bir kez daha “Devlet” belirledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz haftalardaki bir grup toplantısında söylediği, “yerel seçimlerde ittifak yapma niyetinde değiliz” sözleri yerel seçimlerin birincil gündem olmasının önünü açtı. Tartışmalı bir sürecin kapısını da aralayan Bahçeli’nin bu sözleri, kimi muhalif kesimler için ise “ittifakın bozuluyor olduğu” ve böylece “yerel seçimlerde iktidara […]

The post AKPMHPCHPHDP… İttifaklar appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Devletli siyasetin gündemini bir kez daha “Devlet” belirledi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin geçtiğimiz haftalardaki bir grup toplantısında söylediği, “yerel seçimlerde ittifak yapma niyetinde değiliz” sözleri yerel seçimlerin birincil gündem olmasının önünü açtı.

Tartışmalı bir sürecin kapısını da aralayan Bahçeli’nin bu sözleri, kimi muhalif kesimler için ise “ittifakın bozuluyor olduğu” ve böylece “yerel seçimlerde iktidara alan kaybettirebilireceği” algısı yönünde (maalesef) bir beklenti yarattı. Bunun karşısında ittifakın bozulmadığını, her iki partinin de kendi potansiyel oylarını tekrar toplayabilmesi için, yaşanan olayların danışıklı dövüş olduğunu da konuşanlar var. Danışıklı dövüş veya değil, yerel seçimlerde ittifakın olmaması, MHP’nin AKP ile kurduğu ittifak üzerinden milliyetçi kesimlerin ilgisini çeken (son dönemde istifaların ve MHP’ye geçişlerin yaşandığı) İyi Parti’nin altını boşaltabilecek bir durum.

MHP’nin yerel seçimlere yönelik tavrının netleşmesinden önce, geçtiğimiz ay, İstanbul’da aday çıkarmayacağını açıklamasının ardından AKP’lilerin “herhangi bir yerde bizim aday çıkarmamamız gibi bir durum söz konusu olamaz” açıklaması, MHP’de “küçümseniyoruz” algısına yol açmış ve rahatsızlık yaratmıştı. Ayrıca MHP’nin çok sayıda faşist çetecinin de hapisten çıkarılması için istediği, yaklaşık 63 bin kişinin yararlanabileceği af teklifi ise, AKP ile kurduğu Cumhur İttifakı’nın önemli iç tartışmalarından ilkini oluşturmuştu. Tartışma uzun bir zamana yayılmış ve sonunda karşılıklı sert sözlere evrilmişti. Bir de daha af teklifi tartışmaları devam ediyorken bu kez “öğrenci andı” ve Türkçülük yapmak üzerinden bir tartışma yaşandı. İşte tüm bu olaylar ve gerginlikler de (eğer danışıklı dövüş yoksa) yerel seçimlerde partilerin birlikte hareket etmesinin önündeki görülen engeller.

İttifak bozulsun ya da bozulmasın Devlet Bahçeli’nin startını verdiği seçim süreci, Melih Gökçek’in MHP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na adayı olacağı ve AKP’nin karşısında CHP’nin ve HDP’nin ortak bir adayla, örneğin son dönemde adı sıkça gündeme gelen Celal Doğan üzerinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için ittifak yapacağı söylentileriyle birlikte başlamış oldu.

Ayrıca geçen ay Tayyip Erdoğan’ın Kürdistan’daki belediyelere “gerekirse tekrar kayyum atanabileceği” yönündeki tehdidi ve yüzlerce muhtarın da görevden alınabileceğini açıklaması, özellikle yerel seçimlere dair umutları bulunanlara hatırlatılması gereken noktalardan bir kaçı.

Hangi seçim olursa olsun, neyi seçersek seçelim bu siyasi sürecin kurucusunun ve sürdürücüsünün siyasi iktidarlar olduğunu da unutmamak gerek. Bunu da hatırlayarak daha şimdiden, yani seçimlere 5 ay varken, toplumsal muhalefet seçimlere yüzünü dönmeden ve yeni bir tuzağın içerisine çekilmeden toplumsal sorunların ve ekonomik krizin çözümüne odaklanmanın daha ivedi olduğunu anlamak ve bunu her ortamda vurgulamak gerekmektedir.

İlyas Seyrek

[email protected]

 

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 47. sayısında yayınlanmıştır.

 

The post AKPMHPCHPHDP… İttifaklar appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2018/11/08/akpmhpchphdp-ittifaklar/feed/ 0
Suruç Provokasyonu’nda Sorular, Yalanlar ve Gerçekler https://meydan1.org/2018/06/15/suruc-provokasyonunda-sorular-yalanlar-ve-gercekler/ https://meydan1.org/2018/06/15/suruc-provokasyonunda-sorular-yalanlar-ve-gercekler/#respond Fri, 15 Jun 2018 07:05:46 +0000 https://seninmedyan.org/?p=39731 Dün Urfa’nın Suruç ilçesinde AKP adayı İbrahim Halil Yıldız’ın “esnaf ziyareti” gerçekleştirdiği sırada Yıldız’ın korumalarının, kendilerine tepki gösteren esnafa silahla saldırması sonra yaşanan provokasyonda yaşamını yitirenlerin sayısı 5’e yükseldi. Hacı Esvet Şenyaşar adlı esnafın “Size verecek oyumuz yok” söylemi üzerine başlayan provokasyonda  Hacı Esvet Şenyaşar’ın oğlu Celal Şenyaşar olayların başladığı yerde yaşamını yitirmiş, 2 kardeşi […]

The post Suruç Provokasyonu’nda Sorular, Yalanlar ve Gerçekler appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Dün Urfa’nın Suruç ilçesinde AKP adayı İbrahim Halil Yıldız’ın “esnaf ziyareti” gerçekleştirdiği sırada Yıldız’ın korumalarının, kendilerine tepki gösteren esnafa silahla saldırması sonra yaşanan provokasyonda yaşamını yitirenlerin sayısı 5’e yükseldi.

Hacı Esvet Şenyaşar adlı esnafın “Size verecek oyumuz yok” söylemi üzerine başlayan provokasyonda  Hacı Esvet Şenyaşar’ın oğlu Celal Şenyaşar olayların başladığı yerde yaşamını yitirmiş, 2 kardeşi de Suruç Devlet Hastanesi’ne kaldırılmıştı. Oğulları için hastaneye giden Şenyaşar, burada AKP’lilerin saldırısına uğramış, Hacı Esvet Şenyaşar linç edilerek, oğlu Mehmet Şenyaşar ise yaralı halde hastane içinde oksijen tüpü kafasına vurularak katledilmişti. Saldırgan gruptan da İbrahim Halil Yıldız’ın kardeşi Mehmet Ali Yıldız ve bir koruması yaşanan çatışmada ölmüştü.

Provokasyon sonrası hastane önünde toplananlara ise polis biber gazı ve coplarla saldırdı.

AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın iki gün önce sosyal medyaya düşen, İstanbul “Mahalle Başkanları” toplantısında yaptığı ve “HDP’liler üzerinde çok farklı çalışacaksınız” talimatını verdiği konuşmayı akıllara getiren provokasyon sonrası devlet medyası ve yetkilileri tarafından, saldırıya uğrayan ve yaşamını yitiren Şenyaşar ailesi “saldırgan” olarak yansıtıldı.

Saldırı devletin yarı-resmi propaganda organı A Haber’de bu şekilde yansıtıldı.

Valilik ise yaşanan provokasyonla ilgili açıklamasında 3 kişinin öldüğünü, 9 kişinin yaralandığını duyurdu. AKP’lilerin silahlı saldırısının “iki grup arasında çıkan olay” olarak nitelendirildiği açıklamada “Olayda, biri Sayın Milletvekilinin yakını olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetmiş 9 kişi de yaralanmıştır. İkisinin durumu ağır olan yaralılardan beşi Sayın Vekilin yakınlarından oluşmaktadır.” denildi.

Provokasyona ilişkin Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi de,  yazılı bir açıklama yayımladı.

Yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileyerek açıklamasına başlayan TTB, provokasyon sonrası yaralıların kaldırıldığı Suruç Devlet Hastanesi içinde de saldırıların devam ettiğinin altını çizdi. TTB açıklamasında, 112 ambulanslarının hizmet vermesinin engellendiği de belirtildi.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da, sosyal medya hesabından tahrip edilmiş bir kamera fotoğrafını “Suruç’da hastanede kameralar tahrip edilmiş, saldırı planlı görünüyor!” notuyla paylaştı.

CHP Suruç İlçe Başkanı Servet Gören de Hacı Esvet Şenyaşar ile oğlunun hastanede katledildiği bilgisini doğruladı. Gören şöyle konuştu: “İbrahim Halil Yıldız ve kardeşleri bir esnafın, tuhafiyecinin dükkanına giriyor. Esnaf da duruma tepki gösterince silahlı kavga çıkıyor. Onlar da saldırıyor. Hastaneye götürülen baba ve oğlu da orada katledildi.” İrgil sosyal medya hesabından şu soruları sordu:

– Bir insan kendi dükkanında gelen heyete silahla saldırır mı?
– Saldırdı diyenlerden 3 ölü, saldırılanlardan ise bir ölü var
– Saldırdı denenler yaralı hastaneye gidiyor, hastanede intihar mı ettiler?”

Öte yandan, yine sosyal medyaya saldırgan AKP’li grubun başını çeken milletvekili adayı Yıldız’ın 16 Nisan Referandumu günü, 20 silahlı adamıyla bir okulu bastığı, sandık başkanı ve görevlileri rehin aldığı görüntüleri yayınlandı.

 

The post Suruç Provokasyonu’nda Sorular, Yalanlar ve Gerçekler appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2018/06/15/suruc-provokasyonunda-sorular-yalanlar-ve-gercekler/feed/ 0
HÜDA PAR’dan 24 Haziran için Erdoğan Kararı https://meydan1.org/2018/05/28/huda-pardan-24-haziran-icin-erdogan-karari/ https://meydan1.org/2018/05/28/huda-pardan-24-haziran-icin-erdogan-karari/#respond Mon, 28 May 2018 14:39:28 +0000 https://seninmedyan.org/?p=38959 Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) 24 Haziran’da gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı aldı. HÜDA PAR’ın,aynı gün düzenlenecek milletvekili seçimlerine ise,  kendi logosu ve adaylarıyla katılacağı belirtildi. HÜDA PAR, son olarak iki gün önce HDP’ye yönelik 2014 yılındaki Kobané eylemlerine göndermede bulunarak “6-8 Ekim olaylarının acısını gömmeye, HDP ile barış şerbeti içmeye hazırız” mesajı […]

The post HÜDA PAR’dan 24 Haziran için Erdoğan Kararı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) 24 Haziran’da gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı aldı. HÜDA PAR’ın,aynı gün düzenlenecek milletvekili seçimlerine ise,  kendi logosu ve adaylarıyla katılacağı belirtildi. HÜDA PAR, son olarak iki gün önce HDP’ye yönelik 2014 yılındaki Kobané eylemlerine göndermede bulunarak “6-8 Ekim olaylarının acısını gömmeye, HDP ile barış şerbeti içmeye hazırız” mesajı vermişti.

HÜDA PAR’ın siyasi geleneğini dayandırdığı Hizbullah, Kürt Siyasi Hareketi’ne yönelik 1992-1994  yılları arasında Batman başta olmak üzere 526 kişiyi kendi özgü vahşi yöntemlerle katletti.  Devlet destekli olması nedeniyle Bakur’da Hizb-i Kontra adıyla bilinen Hizbullah, 2000’lerin başında “kullanışlı bir aktör” olmaktan çıkarak, devletle çatışma içine girmişti. 17 Ocak 2000 günü örgütün lideri Hüseyin Velioğlu Beykoz’daki bir evde çıkan çatışma sonucu polis tarafından öldürülmüştü. Örgüt buna misilleme olarak ise, 24 Ocak 2001 günü Diyarbakır il emniyet müdürü Gaffar Okkan’ı, koruma polisleriyle birlikte bir suikast sonucu öldürdü. Bu dönem sonrası uzun bir suskunluk dönemine giren Hizbullah’ın, müebbet hapis cezası alan  23 yöneticisi, AKP  hükümetinin TCK’de yaptığı bazı değişiklikler sonrası 2011’de serbest bırakılmıştı.

The post HÜDA PAR’dan 24 Haziran için Erdoğan Kararı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2018/05/28/huda-pardan-24-haziran-icin-erdogan-karari/feed/ 0
İbrahim Tatlıses Yine Tutturamadı https://meydan1.org/2018/05/24/ibrahim-tatlises-yine-tutturamadi/ https://meydan1.org/2018/05/24/ibrahim-tatlises-yine-tutturamadi/#respond Thu, 24 May 2018 11:44:59 +0000 https://seninmedyan.org/?p=38603 İbrahim Tatlıses, AKP İzmir’den aday olmuş, hatta seçim turnesine son hız ile başlamıştı. Ta ki 7. sıradan aday olduğunu öğrenene kadar.  “Aday listesinde 7. sıranın verildiği, ancak üst sıralarda olmaması sebebiyle Tatlıses’in bunu reddettiği ve aday olmadığı”haberi yayılınca Tatlıses bu habere tepki gösterdi. Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Tatlıses, şunları yazdı: “7 de olsa, […]

The post İbrahim Tatlıses Yine Tutturamadı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

İbrahim Tatlıses, AKP İzmir’den aday olmuş, hatta seçim turnesine son hız ile başlamıştı. Ta ki 7. sıradan aday olduğunu öğrenene kadar.  “Aday listesinde 7. sıranın verildiği, ancak üst sıralarda olmaması sebebiyle Tatlıses’in bunu reddettiği ve aday olmadığı”haberi yayılınca Tatlıses bu habere tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Tatlıses, şunları yazdı:

“7 de olsa, hiç olmasa da benim boynum kıldan ince, sanırım bunu artık anlamış olmalısınız. Bana yüce Allah tarafından verilen yetenek ile makamların büyüğü bahşedilmiş zaten çok şükür. 10 kere aday olsam mesele makam veya güç değil. Mesele gönül verdiğim sayın cumhurbaşkanımın, partimin yanında olduğumu göstermektir.”

The post İbrahim Tatlıses Yine Tutturamadı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2018/05/24/ibrahim-tatlises-yine-tutturamadi/feed/ 0