arka kapak – Meydan Gazetesi https://meydan1.org Anarşist Gazete Mon, 24 Jun 2019 13:35:59 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.13 1984’ten Bugüne Örgütlenerek: De Grote Broek https://meydan1.org/2019/06/24/1984ten-bugune-orgutlenerek-de-grote-broek/ https://meydan1.org/2019/06/24/1984ten-bugune-orgutlenerek-de-grote-broek/#respond Mon, 24 Jun 2019 13:35:59 +0000 https://test.meydan.org/2019/06/24/1984ten-bugune-orgutlenerek-de-grote-broek/ Paylaşmanın ve dayanışmanın mekanlarına yer verdiğimiz arka sayfalarımızda, bu sayımızda Hollanda-Nijmegen’den Grote Broek kolektifinin deneyimlerine yer veriyoruz. 35 yıllık bir işgal evi deneyimi ve politik bir mekan olan Grote Broek’ten Peter M. ile bu 35 yıllık deneyimi konu edindiğimiz bir röportaj gerçekleştirdik. Öncelikle kuruluş sürecinden biraz konuşalım istiyoruz. Grote Broek nasıl kuruldu? Grote Broek, Hollanda’nın […]

The post 1984’ten Bugüne Örgütlenerek: De Grote Broek appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Paylaşmanın ve dayanışmanın mekanlarına yer verdiğimiz arka sayfalarımızda, bu sayımızda Hollanda-Nijmegen’den Grote Broek kolektifinin deneyimlerine yer veriyoruz. 35 yıllık bir işgal evi deneyimi ve politik bir mekan olan Grote Broek’ten Peter M. ile bu 35 yıllık deneyimi konu edindiğimiz bir röportaj gerçekleştirdik.

Öncelikle kuruluş sürecinden biraz konuşalım istiyoruz. Grote Broek nasıl kuruldu?

Grote Broek, Hollanda’nın Nijmegen şehrinde işlerliği olan politik ve sosyal bir alandır. Kolektif, bünyesinde birlikte yaşayan iki komün, bir vegan-organik restoran, politik bir kafe, konser alanı ve 16 örgütün karar alma süreçlerini işlettikleri mekanı barındırır. Aslında sadece 150 bin nüfuslu Nijmegen’de değil, aynı zamanda Hollanda’da da önemli siyasi bir alan konumundadır. 1984’te işgal edilen bina, birçok zorla boşaltma girişimine karşın 2002’de legal bir biçim kazanmıştır. Hollanda’da buna benzer süreçler, bina sahibi ya da konut destek birimiyle yapılan anlaşmalarla sağlanıyor. 2009’da on yıllık bir kira kontratı imzaladık. 2018’de sınırsız bir süreye kadar uzattık. Bu iş biraz teknik ve hukuki işlemleri içinde barındırıyor. Ancak Hollanda’da ve içinde bulunduğumuz süreçte, sınırsız anlaşmalar genelde “işgal evleri”nin lehine bir durum.

Kuruluş sürecindeki temel dinamikleri ve nedenleri tek tek sayabilmek zor. Ancak işgal hareketi ve devrimci siyaseti önemseyen kolektif ya da grupların buna benzer alanlar açmaları çok önemli. 13 yıllık bireysel deneyimim de bunun böyle olduğunu söylüyor. İnsanların bir araya gelecek mekanlar bulabilmeleri buna benzer alanlar, birliktelikler geliştirebilmenin iyi bir yolu. Siyaset konuşabilmenin ve tartışabilmenin, bu tartışmaları ve düşünceleri pratikleyebilmenin bir aracı Grote Broek. Kapitalizmin yok saydığı değerlerin somutlanabileceği bir alan. Aslında birçok yönden İstanbul’daki Kolektif 26A deneyimine benziyor, anarşist düşünceleri ve siyaseti pratikleme çabası…


Grote Broek’teki işleyişten bahseder misin? Kararların alınması, inisiyatifler…

Aslında Grote Broek tek bir ideolojik yapı üstüne kurulu bir yapı değil, özgürlükçü soldan anarşizme farklı bakış açılarına sahip örgütlenmelere ev sahipliği yapıyor. Özellikle Nijmegen gibi bir şehirde, muhalefetin sınırlı olduğu bir bölgede, buna benzer bir dayanışma her şeyden önce bir ihtiyaç. Bunun bir ihtiyaç olduğunu bir anarşist olarak söylüyorum. Ancak şunu eklemeliyim, bu dayanışma tabana dayalı karar alma süreçlerine dayanıyor. Hiçbir politik parti, Grote Broek’te yer almıyor.

Grote Broek’te aktif 16 örgüt var. Bu aktif kullanımın dışında, birçok kolektif ya da grup mekanı kendi etkinlikleri için kullanabiliyor. Film gösterimleri, dışa açık tartışmalar, iç toplantılar… Grote Broek’in binasında 16 insan yaşıyor. Hepsi de bir kolektifte çalışmalar yürütüyor.

Aslında Grote Broek’te çalışma yürüten iki kolektiften özellikle bahsetmek istiyorum. Klinker ve Onderbroek… İki kolektifin de binada alanı mevcut ve Grote Broek’in politik altyapısı için bu iki alan oldukça önemli. Onderbroek bir konser alanı. Burada konser etkinlikleri düzenliyoruz. Punk’tan Jazz’a oldukça geniş bir yelpazemiz var. Onderbroek bir araya gelmemize ve hem kendi hem de başka kolektifler için ekonomik dayanışma etkinlikleri yapmamıza olanak veriyor. Her şeyden önemlisi gönüllülüğe dayanıyor.

İkinci kolektif Klinker, vegan-organik bir restoran. Bu mekanda politik etkinlikler, tartışmalar, film gösterimleri ve atölyeler düzenleniyor. Haftanın dört günü restoran açık oluyor, oldukça yerel ve organik gıdalar kullanılmaya çalışılıyor. Sebze-meyveyi yerel üreticiden temin etmeye çalışıyoruz. Zapatista Kahve Ağı gibi ağlardan edindiğimiz başka gıdalar mevcut. Klinker aynı zamanda göçmenler için de bir buluşma yeri. Yasal evrakları olmayanlar, buluşma mekanı olarak Klinker’i kullanıyor. Fotoshop atölyeleri, Linux ve siber-güvenlik atölyeleri gibi benzer atölyeler için mekan kullanılabiliyor. Klinker’de De Zwarte Uil (Kara Baykuş) isimli anarşist bir kütüphane de mevcut. İnsanlar kütüphaneden kitap ödünç alabiliyor. Klinker’de de insanlar gönüllü olarak çalışıyor, buradan elde edilen gelirle örgütler ya da eylemlere ekonomik dayanışma sağlanıyor.

Yani Grote Broek bu kolektif ve bireylerden oluşan başka bir kolektif. Aylık karar alma süreçlerinde farklı meseleler konuşulup planlanıyor. Ekonomi, mekanın bakımı, ekonomik dayanışma gösterilecek kolektifler bu karar alma süreçlerinin çerçevesini oluşturuyor. Bu aylık toplantılara, mekanı kullanan kolektiflerdeki bireylerin hepsinin katılması beklenir. Amaçlanan şey ortaklaşmaktır. Bazen burada konuşulan konuların, kolektiflerin kendi iç toplantılarında da konuşulması gerekebilir. Bir sonraki buluşmaya kadar iç tartışmalar sürer. Bu aylık toplantıların yanında daha büyük toplantılar da organize edilir. Bir sonraki yılın ekonomi planı gündem olabileceği gibi, mekana yönelik bir faşist saldırı da gündem olabilir. Tüm toplantılarda konsensusa dayalı bir karar alma süreci işletilir. Eğer mesele çözülmezse oylamaya gidilir. Grote Broek’teki tüm örgüt ve kolektiflerin bir oyu ve binada yaşayanların bir oyu vardır. Yani hem orada yaşayıp hem de kolektifte olanlar iki ayrı oy kullanamaz. 6 yıllık deneyimim boyunca, tartışmalı karar alma süreçleri yaşasak da çoğunluğun kararı belirlediği bir oylama sürecine girmedik.

Her ay konut destek birimine ödediğimiz sabit bir miktar var. Bu paranın %60’ı orada yaşayanlar, %40’ı Grote Broek bünyesindeki örgüt ya da kolektifler tarafından karşılanıyor. Orada yaşayanlar için bir kira uygulaması yapılıyor. Ancak ödenecek kira bireylerin kazancına göre belirleniyor. Bu uygulama her ay orada yaşayanların kazançları hesaplanarak yapılıyor. Dolayısıyla, binada yaşayan bireylerden biri, bir ay daha fazla öderken bir sonraki ay daha az ödeyebilir. Bu onların kazandıklarıyla ilişkili. Ekonomik sorunlar her zaman karşılaşılabilir sorunlardır. Önemli olan onları kolektif bir şekilde çözebilmektir.

Kolektifin bulunduğu yerdeki politik atmosferden biraz bahsedebilir misin? Grote Broek bu atmosferi nasıl etkiliyor?

Daha önce belirttiğim gibi Grote Broek ekonomik olarak şehirdeki eylemlerle ekonomik dayanışma gösteriyor. Politik etkileşim için iyi bir mekan sağlıyor, ki buralarda toplantı ya da paneller düzenlenebiliyor. Nijmegen’deki tüm eylemler ya Grote Broek’te başlar ya da burada biter. Grote Broek imzasıyla eylem yapmıyoruz, genelde Grote Broek içindeki örgütlerin isimlerini kullanıyoruz. Örneğin, Suriye’deki savaş nedeniyle Nijmegen’e gelmiş göçmenlerden oluşan ırkçılık karşıtı bir platformu anarşistler olarak örgütlediler ve beraberce 1 Mayıs’a katıldık. Antifaşist eylemleri, göçmenlerle dayanışma eylemleri, hayvan hakları eylemleri, ekoloji eylemleri, LGBTİQ+ eylemleri örgütledik.

Karşılaştığınız sıkıntılar ve siyasi baskılardan söz eder misiniz?

Geçtiğimiz senelerde, politik hareketliliğimizden dolayı aşırı sağ grupların hedefindeydik. 2018 Kasım’ında aşırı sağcı “Kan ve Gurur” isiml bir yapıyla neo-nazi grubu “Irkçı Kuvvet” Grote Broek’e karşı bir eylem çağrısı yaptı. 50 ırkçı holigan Klinker’e girip insanlara saldırmaya çalıştı. Sadece bu ırkçı gruplar değil medya tarafından da hedef olarak gösteriliyoruz. Bize şiddet yanlısı solcular diyorlar. Özellikle Almanya’daki G20 eylemleri sonrası yoldaşlarımız Nijmegen’de tutuklandı. 2019 Martı’nda Amsterdam’daki başka bir eylem neden gösterilerek bir kişi Grote Broek’ten alınarak tutuklandı. Bu tutuklamalar, medyanın Grote Broek’i hedef göstermesinde etken oldu. Tabi ki eylemi, mücadeleyi savunan insanların mekanıdır Grote Broek. Ancak medyanın provokatif dili, bize yönelik herhangi bir saldırıyı haklılaştırma amacı taşıyor.

Tüm bu polis, faşist ve medya saldırısına rağmen kolektifin karşılaştığı en büyük sorun bu değil. Grote Broek 35 yıllık bir kolektif. Bu deneyimin unutulma sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu hissediyoruz bazen. Kendi yeri için mücadele eden insanların çabasıyla kurulan bu mücadele -ki bu insanların buraya katılmasının en büyük motivasyonlarından birisi- ve deneyimler unutulabiliyor. Özellikle yeni katılan insanlara bu deneyimlerin nasıl anlatılacağı ve bunun üzerinden işleyişin devamlılığı için neler yapılabileceğini sıklıkla konuşuyoruz. Bizce asıl karşısında mücadele edilmesi gereken şey bu.


Grote Broek’un benzer kolektiflerle ilişkileri nasıl?

Hollanda’da Grote Broek benzeri birçok mekan var. İşgal hareketinin uzun bir deneyimi var. Ve eski işgal evlerinden bazıları hala kendilerini sürdürüyor. Utrecht’te ACU, Emmen’de Huize Spoorloos, Amsterdam’da De Vrankrijk en de Binnenpret, Rotterdam’da Poortgebouw akla ilk gelenler. Bunların dışında Hague’da Autonoom Centrum, Amsterdam’da Nieuwland, Leiden’de Vrijplaats gibi projeler de bulunuyor. Bu kolektiflerdeki bireyler arasında bir bağ var ama kolektifler arası bir bağdan söz etmek mümkün değil. Ama özel durumlarda bir araya gelişler, dayanışmalar oluyor. Kasım 2018’deki faşist saldırı sonrasında, farklı şehirden birçok antifaşist Grote Broek’e gelerek dayanışma göstermişti.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Mücadeleler sonucu elde ettiğimiz beraberliklerimizi, bu beraberliklerle oluşuturulmuş mekanlarımızı unutmamak önemli. Onları devam ettirebilmek adına önemli. Mücadelenin meşruluğunu sağlayan şey tam da bu işte. Farklı coğrafyalardan deneyimleri paylaşmaya ihtiyacımız var. Toplumsal bir hareket yaratabilmek adına buna ihtiyacımız var. Sınır tanımayan dayanışma ilişkileri geliştirebilmek adına buna ihtiyacımız var. Tutsak olanlar; devletlere direnenler; kapitalizmle, ırkçılıkla, ataerkiyle, faşizmle mücadele edenlerin deneyimlerini paylaşmaya ve birbirinden haberdar olmaya her zamankinden çok ihtiyacı var.

Bu röportaj Meydan Gazetesi’nin 50. sayısında yayınlanmıştır. 

The post 1984’ten Bugüne Örgütlenerek: De Grote Broek appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2019/06/24/1984ten-bugune-orgutlenerek-de-grote-broek/feed/ 0
Direnişte Yerel, Devrimde Küresel: El Lokal Kolektifi https://meydan1.org/2017/12/20/direniste-yerel-devrimde-kuresel-el-lokal-kolektifi/ https://meydan1.org/2017/12/20/direniste-yerel-devrimde-kuresel-el-lokal-kolektifi/#respond Wed, 20 Dec 2017 12:58:30 +0000 https://test.meydan.org/2017/12/20/direniste-yerel-devrimde-kuresel-el-lokal-kolektifi/ El Raval Kültür Derneği Lokali kısa adıyla El Lokal, 1987 yılının Ekim ayında kuruldu. Ateneo Libertario del Poble Sec’den (Özgür Kütüphane) ve Barrio Chino’dan (Çin Mahallesi) gelen bir grup insan tarafından oluşturulan mekan, kent merkezinde mücadele ve direnişin bir buluşma noktası olarak faaliyetlerini sürdürüyor. El Lokal, kolektifin gönüllüleri tarafından “yeni projelerin oluşturulması ve denenmesi için […]

The post Direnişte Yerel, Devrimde Küresel: El Lokal Kolektifi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

El Raval Kültür Derneği Lokali kısa adıyla El Lokal, 1987 yılının Ekim ayında kuruldu. Ateneo Libertario del Poble Sec’den (Özgür Kütüphane) ve Barrio Chino’dan (Çin Mahallesi) gelen bir grup insan tarafından oluşturulan mekan, kent merkezinde mücadele ve direnişin bir buluşma noktası olarak faaliyetlerini sürdürüyor. El Lokal, kolektifin gönüllüleri tarafından “yeni projelerin oluşturulması ve denenmesi için alternatif materyallerin oluşturulması ve özgürlükçü bir kültürün yaygınlaştırılmasında bir araç” olarak tanımlanıyor.

Kuruluşundan günümüze devlet dışında bir alternatifin kurulabileceğine olan inançla hareket eden kolektifin amacı, adaletli ve özgür bir topluma özyönetim ve isyanla ulaşmak. Kolektif gönüllüleri El Lokal’in, hem mahalledeki hem de şehrin geri kalanındaki, hatta imkanlar dahilinde dünyadaki mücadelelerin dahi hizmetinde olması gerektiğine inanıyor. El Lokal kendi içerisinde farklı yönelimlerden gelen ancak ortak ilkeler dahilinde birleşmiş birçok grubun parçası olduğu genel bir işleyişe sahip.

Kolektif ayda bir kez mekanın işleyişi ve yapısı hakkındaki meseleleri görüştüğü bir karar alma toplantısıyla işletilir. Bunun yanında gündelik yaşamı etkileyen her konuda fikir paylaşımı ve hızlı kararlar için de sık sık bir araya gelinen toplantılar organize edilir.

El Lokal, üretilen materyallerin dağıtımı için organize ettiği konserlerden faydalanır. Vakıf veya yardım kuruluşlarından destek almadan kendine yeterlilik ve süreklilik ilkesiyle yoluna devam eden kolektifin açık tutulması için ise her gün farklı bir grup inisiyatif alıyor.

“Sıfırdan bir işe başlamanın ve beş parasız mücadele etmenin zorluğunun bilincindeyiz” şeklinde konuşan El Lokal gönüllüleri, diğer gruplarla ve şehirlerinde mücadele eden hareketlerle paylaşmaktan memnuniyet duyduklarını belirtiyor.

Kolektif, etkinlikler ve toplantılar için ayrı bölümlere sahip. Konserler için bir sahnesi, kitap ve müziğin değiş tokuşu ile satışı için de bir dükkanı bulunmakta. Uzun süredir bulunduğu yerde faaliyetlerine devam eden El Lokal kolektifi, toplumsal muhalefet içerisinde yer alan farklı nesillerin bir buluşma noktası haline gelmiş.

Alternatif materyallerin her zaman yayın ve dağıtımını bir karşı koyuş, bir eylem olarak değerlendiren El Lokal, bugüne kadar birçok önemli çalışmaya ev sahipliği yapmasıyla da biliniyor. 2009’daki çözülüşüne kadarki süreçte Barselona’da çalışmalar yürüten Zapatista İsyanı ile Dayanışma Kolektifi’ne ev sahipliği yapmış. 1994-2009 yılları arasında çıkarılmış isyana dair hemen hemen bütün yazılı kaynakların bulunduğu kütüphanesiyle bu alana yoğunlaşmak isteyenlerin ilk başvuracağı nokta haline geliyor.

Mücadeleyi dört duvar arasından çıkarmak isteyen kolektif gönüllüleri, Raval Mahalle Meclis’lerinde bir araya geliyor, bölgedeki isyanlara mahalleyi taşımak için aktif bir sorumluluk hissettiklerini söylüyor.

Kolektife ellokal.org adresinden ulaşabilirsiniz.

The post Direnişte Yerel, Devrimde Küresel: El Lokal Kolektifi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/12/20/direniste-yerel-devrimde-kuresel-el-lokal-kolektifi/feed/ 0
Röportaj: Kosta Rika’da Özgür Bir Durak A de Libertad https://meydan1.org/2017/09/26/roportaj-kosta-rikada-ozgur-bir-durak-a-de-libertad/ https://meydan1.org/2017/09/26/roportaj-kosta-rikada-ozgur-bir-durak-a-de-libertad/#respond Mon, 25 Sep 2017 21:00:54 +0000 https://test.meydan.org/2017/09/26/roportaj-kosta-rikada-ozgur-bir-durak-a-de-libertad/ Meydan: A de Libertad’ın başlangıç süreci ve kurulma amacından bahseder misiniz? 2016 yılındaki 1 Mayıs eylemlerinden sonra yapılan bir toplantıyla başladı süreç. Önce niyet sadece bir gazete oluşturmaktı. Sonrasında, farklı anarşist yapıları içerisinde bulunduran federasyona döndü bu fikir. Bir mekan üzerinden ve birkaç kişiyle başlayan pratik, tartışmalarda gözden kaçırdığımız alandı. Somut olarak işleyen kolektif, bu […]

The post Röportaj: Kosta Rika’da Özgür Bir Durak A de Libertad appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Kosta Rika’da 2016 yılında kurulmuş bir kolektif A de Libertad. Paylaşma dayanışma kültürü ve anarşist hareket arasında önemli bir bağı, San José’de, kolektifin mekanında somutlaştırmış. Toplumsal ilişkileri dönüştürmeyi kendine ilke edinen ve bunun anarşizmle ilişkisini açıkça vurgulamaktan kaçınmayan A de Libertad ile yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Meydan: A de Libertad’ın başlangıç süreci ve kurulma amacından bahseder misiniz?

2016 yılındaki 1 Mayıs eylemlerinden sonra yapılan bir toplantıyla başladı süreç. Önce niyet sadece bir gazete oluşturmaktı. Sonrasında, farklı anarşist yapıları içerisinde bulunduran federasyona döndü bu fikir. Bir mekan üzerinden ve birkaç kişiyle başlayan pratik, tartışmalarda gözden kaçırdığımız alandı. Somut olarak işleyen kolektif, bu tartışmaların ulaştığı son nokta.

Kolektifin asıl amacı, anarşist düşünceleri toplumsallaştırmak. Buna ek olarak, birçoğumuz siyasi olarak köylü mücadelelerinin, ekolojistlerin, feministlerin, yerlilerin ve öğrencilerin mücadele alanlarında kolektif aracılığıyla örgütlü hareket ediyoruz. A de Libertad, anarşist grupların, otonomist grupların toplantı ve karar alma süreçlerini işlettiği bir yer aynı zamanda.

İçinde yaşadığımız toprağın siyasi özellikleri nedeniyle, sosyal mücadeleler, örgütlenme özgürlüğü, ekoloji, yerli halkların özgürlüğü için dayanışma bizim açımızdan önemli. A de Libertad farklı toplumsal mücadeleler arasında bir iletişim aracı işlevi görüyor.

Bu siyasi hareketliliğin dışında; konserler, kitap fuarları, materyal dağıtımı ve taşınması gibi etkinlikler yapıyoruz.

Kolektif, önce de belirttiğimiz gibi gazete fikriyle başlamış olsa da, bir müddet sonra kendi küçük projelerini de ortaya çıkardı. Örneğin kolektif içerisinde, Ediciones Libres olarak adlandırılan bir yayın bölümü var. Hedef sadece kolektifin içinde bir kütüphane benzeri mekanın olması değil, bu küçük kolektif bu fikirleri farklı insanlara taşımak için çalışıyor.

Benzer şekilde, Martes Libertarios adlı bir alanımız var. Bu alanda, toplumsal sorunlar temalı film gösterimleri yapıyoruz.

Uzun ölçekte hedefimiz, A de Libertad’ı büyük bir Anarşist Sosyal Merkez yapmak.

Peki, yaşadığınız coğrafyada buna benzer kolektif deneyimler var mı ya da tarihte olmuş mu?

Anarşist kolektifler oldukça az ve toplumsal etki alanı umduğumuz gibi değil. Bununla birlikte, anarşist hareket, açıkça tanınmasa dahi, ülkede büyük toplumsal mücadelelere ulaşmada önem taşıyor. Günümüzde tarihi bir referans olarak kalmaya devam ediyor ve küçük olmasına rağmen görünür durumda ve devletin varlığını endişelendiriyor; bunun sebebi, faşist uygulamaların kademeli bir şekilde işkenceyle artması karşısında, anarşist hareketliliklerin veya kolektiflerin teyakkuz hali diyebiliriz.

Bahsettiğimiz gibi, çok fazla kolektif yok ama, yirminci yüzyılın başlarından bu yana küçük ama daima mevcut bir harekettir. Birçok kişi, kendini anarşizm ile tam olarak tanımlamasa da anarşist ideallere olumlu bakıyor. Bu durumun 20. yüzyılın başlarında daha görünür olan anarşizmle ilgisi var. Roberto Brenes Mesén, Omar Dengo, Joaquin Garcia Monge, Elias Jiménez, Maria Isabel Carvajal gibi anarşist yoldaşlar bugün, bu topraklardaki devrimci hareketin kurucularıdır. Özellike 20. yüzyılın ilk çeyreğinde anarşist hareket toplumsal mücadelelerin ana örgütleyicisi konumunda.

Kolektifin karar alma süreçleri nasıl işliyor?

Günümüzde iletişim için daha geniş bir alana sahip olduğumuza inanıyoruz. Teknolojik gelişmelerin bunda etkisi çok. Önceki süreçlerde, bilgisayar vb. araçlar aracılığıyla karar alma sürecini işletmeye çalıştık. Ancak bunun çok iyi sonuçlar vermediğine şahit olduk. Hem güvenlik açısından, hem de yüz yüze karar süreci işletmenin siyasi tartışmalar açısından daha iyi olacağını düşündüğümüzden yöntemimizi değiştirdik.

Belirli aralıklarla, karşılıklı anlaşmayı hedef koyduğumuz toplantılar alıyoruz. Kolektifin sağlıklı işleyebilmesi için toplantının sonunda meselelere yaklaşımın benzer olması önemli. Öte yandan, kolektifin parçası olan bütün bireylerin görüşleri önemlidir.

Farklı coğrafyalardaki benzer deneyimlerde, kolektifler özellikle içerisinde bulunduğumuz süreçlerde belirli zorluklarla karşılaşıyorlar. Bazen devlet baskısı, polis ya da faşist saldırıları… A de Libertad için durum nedir?

Son yıllarda devlet, “güvenlik” adı altında yeni bir süreç başlattı. Kosta Rika, sözde barış ülkesi ve bir ordusu olmadan tüm Orta Amerika ülkelerinin harcamaları toplamından çok askeri harcamalara para yatırdı. Devlet kontrolü arttı, militarizm özellikle ezilen kesimlere kendisini polis aracılığıyla hissettiriyor. Kolektif olarak biz de bu şiddetten kendi payımıza düşeni alıyoruz. Mücadele edenlere, politik örgütlere ve toplumsal hareketlere yönelik baskı her geçen gün artmakta.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Devlet düzeyinden güçlü baskı ve yolsuzlukların yanı sıra, sizin coğrafyanızda yapılan güçlü direniş süreçleri hakkında bilgi aldık. Böylece yükselen ve bedenleriyle değerleri için mücadele eden direnen kişilerin cesaretine hayran olduk ve diğer yeni dünyaların vizyonu ile, mesafeye rağmen dayanışma ilişkileri kurmak için sizleri en içten duygularımızla selamlıyoruz.

Röportaj: Murat Çıkrıkçıoğulları

Bu röportaj Meydan Gazetesi’nin 40. sayısında yayınlanmıştır. 

The post Röportaj: Kosta Rika’da Özgür Bir Durak A de Libertad appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/09/26/roportaj-kosta-rikada-ozgur-bir-durak-a-de-libertad/feed/ 0
1886’nın Geleneği 47 Senedir Boston’da Sürüyor; LUCY PARSONS KOLEKTİFİ https://meydan1.org/2017/01/01/1886nin-gelenegi-47-senedir-bostonda-suruyor-lucy-parsons-kolektifi/ https://meydan1.org/2017/01/01/1886nin-gelenegi-47-senedir-bostonda-suruyor-lucy-parsons-kolektifi/#respond Sun, 01 Jan 2017 15:10:03 +0000 https://test.meydan.org/2017/01/01/1886nin-gelenegi-47-senedir-bostonda-suruyor-lucy-parsons-kolektifi/   1969 yılında The Red Book Store (Kırmızı Kitabevi) adıyla kurulan kolektif, faaliyetlerine ilk başladığı yıllarda ABD’nin Cambridge kentinde bir bodrum katında, tek odalı bir kitapçıydı. 60’lı yıllarda, bağımsız kreşler, mahalle sağlık ocakları, aşevi kooperatifleri, “yeraltı” gazeteleri ve kitapçılar gibi “alternatif kurumlar” oluşturan toplumsal hareketin bir projesi olarak kurulan kolektif, tamamen gönüllü, kar amacı gütmeyen, […]

The post 1886’nın Geleneği 47 Senedir Boston’da Sürüyor; LUCY PARSONS KOLEKTİFİ appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

 

800px-lucy_parsons_center

1969 yılında The Red Book Store (Kırmızı Kitabevi) adıyla kurulan kolektif, faaliyetlerine ilk başladığı yıllarda ABD’nin Cambridge kentinde bir bodrum katında, tek odalı bir kitapçıydı. 60’lı yıllarda, bağımsız kreşler, mahalle sağlık ocakları, aşevi kooperatifleri, “yeraltı” gazeteleri ve kitapçılar gibi “alternatif kurumlar” oluşturan toplumsal hareketin bir projesi olarak kurulan kolektif, tamamen gönüllü, kar amacı gütmeyen, kolektif olarak işletilen, radikal, bağımsız bir kitabeviydi.

Radikal işçi örgütlenme gelenekleri, toplantılar, film gösterimleri ve paneller düzenlediği ya da sadece vakit geçirdiği birçok kitabevi ve sosyal merkez kurmuştur. İşçilerin de vakit geçirdiği bu merkezler, 19. yüzyıl Amerikasında işçi mücadelesinin kalbinin attığı yerlerdi. Örneğin 1886’da Chicago’da 8-saat iş günü mücadelesi için kurulan Charles H. Kerr yayınevi, günümüzde hala faaliyetine devam etmektedir. Lucy Parsons Kolektifi, IWW sendikasının Bound Together, Philadelphia’daki Tahta Pabuç, Detroit’teki Fifth Estate vb.leriyle birlikte bu geleneğin sürdürücüsü olmaya devam ediyor.

Lucy Parsons Kolektifi sadece kitap satan bir yer değil; tartışmaların yürütüldüğü, okuma saatleri ve film günlerinin organize edildiği bir sosyal merkez gibi işliyor. Kolektife dair her konuda karar alma süreci kolektif olarak yapılıyor. İşlerin yürütülmesine katılan, kolektifin misyonunu kabul eden ve karar alma sürecine katılarak kolektifin parçası olmak isteyen herkes kolektif gönüllüsü olabiliyor. Sadece kolektif gönüllülerinin katılabildiği karar alma sürecinde kararlar konsensusla alınıyor. Ayda iki kez yapılan ve gündemin belirlendiği İdari Komite toplantısına ise isteyen herkes katılabiliyor. Her toplantıda farklı bir gönüllü kolaylaştırıcı rolünü üstleniyor.

Yerel örgütlenmelerin de kendi toplantılarını almasına imkan sağlayan kolektifte, her çarşamba dünyanın dört bir yanından direnişlerle ilgili filmlerin, belgesellerin gösterimi yapılıyor. Organize edilen bütün etkinlikler gönüllülerin ve destekçilerin kolektif çabasının bir ürünü olarak hayata geçiyor.

Yıllar içinde sürekli tartışılarak ve sözlü bir gelenek üretilerek kolektifin işleyişine dair genel bir çerçeve belirlenmiştir. Kolektif, hiçbir bireyin ya da grubun iradesini dayatmasına izin vermez. Bütün işler kolektif bir karar alma süreciyle belirlenir. Kolektife yeni biri dahil olmak istediğinde ise 4 haftalık bir tanıma süreci işletiliyor.

Lucy Parsons Kolektifi’nin ekonomik işleyişi tamamen kitap, dergi ve diğer materyallerin satışına bağlıdır. Bunun yanında bağışlar ve çeşitli etkinliklerle gösterilen dayanışmalar kolektifin varoluşunu sağlayan ekonomik etmenlerdendir.

Bir çok kez yer değiştirdikten sonra sosyal merkez işlevi de kazanarak Boston’daki yerine gelen Lucy Parsons Kolektifi, hafta içi 12.00, 18.00; hafta sonu ise 15.00, 18.00 saatleri arasında açık. Geride bırakılan onca yıl boyunca kolektifin dostları ve gönüllüleri çoğalmış, her daim özgürlükçü düşüncelere sahip insanların uğrak noktalarından biri olmuştur.

Lucy Parsons Kolektifi, toplumsal yeniden örgütlenmenin tartışıldığı ve deneyimlendiği bir mekan, düşünceleri yaygınlaştırmak ve alternatifleri keşfetmek için kültürel bir merkez olarak, gittikçe daha fazla endüstriyelleşip şirketlerin dayatmalarına boyun eğen kültürel alanda kendi deyimleriyle bir “diken” olmayı sürdürüyor. Var olduğu sürece de daha özgür ve yeni bir dünyaya açılan bir pencere olmaya devam edecek.

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 35. sayısında yayınlanmıştır.

The post 1886’nın Geleneği 47 Senedir Boston’da Sürüyor; LUCY PARSONS KOLEKTİFİ appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/01/01/1886nin-gelenegi-47-senedir-bostonda-suruyor-lucy-parsons-kolektifi/feed/ 0