Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi – Meydan Gazetesi https://meydan1.org Anarşist Gazete Sat, 13 Jun 2015 14:40:00 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.13 Kullan-at Kılavuz : ” Vicdani Ret Hakkı ve Hakkın Kullanılması ” – Davut Erkan https://meydan1.org/2015/06/13/kullan-at-kilavuz-vicdani-ret-hakki-ve-hakkin-kullanilmasi-davut-erkan/ https://meydan1.org/2015/06/13/kullan-at-kilavuz-vicdani-ret-hakki-ve-hakkin-kullanilmasi-davut-erkan/#respond Sat, 13 Jun 2015 14:40:00 +0000 https://test.meydan.org/2015/06/13/kullan-at-kilavuz-vicdani-ret-hakki-ve-hakkin-kullanilmasi-davut-erkan/ ” Kapitalist işleyiş içerisinde zaman zaman kullanılabilecek ama paylaşma ve dayanışmayla örülü özgür dünyada hiçbir şeye yaramayacak bilgiler… “ Vicdani ret hakkı, “din ve vicdan özgürlüğü“ hakkından türeyen bir haktır. Bu hak kişilerin, dini veya vicdani itirazlar ileri sürerek askerlik yapmaktan imtina edebilmesini ifade eder. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve Avrupa İnsan […]

The post Kullan-at Kılavuz : ” Vicdani Ret Hakkı ve Hakkın Kullanılması ” – Davut Erkan appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Kaçak-değil-vicdani-retçiyiz-6

” Kapitalist işleyiş içerisinde zaman zaman kullanılabilecek ama paylaşma ve dayanışmayla örülü özgür dünyada hiçbir şeye yaramayacak bilgiler… “

Vicdani ret hakkı, “din ve vicdan özgürlüğü“ hakkından türeyen bir haktır. Bu hak kişilerin, dini veya vicdani itirazlar ileri sürerek askerlik yapmaktan imtina edebilmesini ifade eder. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi başta olmak üzere birçok insan hakları belgesinde düzenlenen bu hak, sözleşmelerin tarafı olan tüm devletleri bağlar.

Türkiye de bu sözleşmelere taraf olduğundan bu hakkı vatandaşlarına etkili bir şekilde tanımak yükümlülüğü altındadır. Anayasa’da din ve vicdan özürlüğü bir hak olarak tanınmış olmasına rağmen, bu hakkın bir görünümü olan vicdani ret hakkı ne Anayasa’da ne de yasalarda düzenlenmiş değildir.

Buna karşın, Anayasa’nın 90. maddesine göre, temel hak ve hürriyetlere dair uluslararası sözleşmelerle iç hukuktaki düzenlemeler birbirinden farklı ise, yasa ve benzeri iç hukuk düzenlemeleri uygulanmaz ve sözleşme hükmü doğrudan uygulanır. Bu düzenleme, hem idari makamları hem de mahkemeleri bağlar. Bu nedenle, iç hukukta bir düzenleme olmasa da, herkesin vicdani ret hakkına sahip olduğunu söylemek hukuksal olarak doğru olacaktır.

İnsan hakları söz konusu olduğunda, devletlerin yükümlülüğü, bu hakların kullanılabilmesi için gerekli önlemleri almayı da kapsar. Buna devletlerin “pozitif yükümlülüğü” adı verilmektedir. Zorunlu askerliğin olduğu ülkelerde, kişilerin dini inançları veya vicdani kanaatleri ile askerlik yükümlülüğü birbiri ile çatışabileceğinden; yani zorunlu askerlik din ve vicdan özgürlüğü hakkını ihlal edebileceğinden, devletin vicdani retçiler için askerlikten muaf tutulmalarını sağlayacak bir mekanizma oluşturması gerekir. Eğer devlet, bu pozitif yükümlülüğünü yerine getirmemişse bu da hakkın ihlali anlamına gelir.

Türkiye’de vicdani retçilerin askerlikten muaf tutulmak için başvurabilecekleri bir yol, mevzuatta yer almamaktadır. Vicdani retçilerin tüm başvurularında da devlet kurumları tarafından “hukukumuzda böyle bir düzenleme yoktur” şeklinde özetlenebilecek cevaplar verilmektedir. Bu aşamada karşımıza, teorik olarak sahip olduğumuz bu hakkı, pratikte ne şekilde kullanabileceğimiz sorunu çıkmaktadır.

İlk akla gelebilecek yol, idareye yani Milli Savunma Bakanlığı’na askerlikten muaf tutulmak için başvuru yapmak ve idarenin vereceği ret kararından sonra, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmaktır. Ancak, yürürlükteki mevzuat göz önüne alındığında, bu yolun etkili bir iç hukuk yolu olmadığının kabulü gerekir. Nitekim bu konuda AYİM tarafından verilmiş olumsuz en az bir karar bulunmaktadır. Bu nedenle kabul etmek gerekir ki, idari yol etkili bir yol değildir ve Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru dışında kullanılabilecek etkili bir yasa yolu bulunmamaktadır.

ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU

AYM’ye başvurmak için Anayasa ya da uluslarası söleşmelerde düzenlenen bir hakkınızın ihlal edilmiş olması gerekir, yani “doğrudan mağduriyet” koşulu bulunmaktadır. Bir başka deyişle, bir yasa ya da uygulama ile, bahsedşlen haklarından biri ihlal edilen ve bu nedenle mağdur olan kişiler başvuru yapabilir.

Ancak yerleşmiş içtihatlara göre “potansiyel mağdurlar” da bireysel başvuru yoluna gidebilirler. Potansiyel mağdur, bir hakkı ihlal edici nitelikte olan kanun ya da benzeri düzenleyici işlemler, henüz kendileri hakkında uygulanmamış da olsa, yakın gelecekte uygulanması söz konusu olacak kişileri ifade eder.

Konuya dair örnekleyecek olursak, askerliğe çağrılan veya yoklamasını yaptırmadığı için hakkında yakalama emri çıkarılan kişi doğrudan mağdur iken askerlik yaşına gelmediği için henüz çağrılmamış ancak çağrılacağı kesin olan erkek kişiler ise potansiyel mağdurdur. Her iki durumda da AYM’ye bireysel başvuru yapılabilir.

AYM’ye başvurmak belirli şartları taşıyan bir dilekçe ile olabileceği gibi dilekçe başka belgelerle beslenebilir de. (Standart dilekçe için bakınız: http://www.anayasa.gov.tr/files/bireysel_basvuru/b_b.pdf ) AYM’ye başvuru konusunda Vicdani Ret Derneği (VR-DER) ücretsiz hukuksal destek sunmaktadır.

Bu konuda AYM’ye yapılmış değişik başvurular olsa da bu başvuruların herhangi birinde verilmiş bir karar bulunmadığından, başvuruyu güçlendirmek için başvuru öncesinde bazı makamlara başvurular yaparak buralardan gelen cevapları dilekçeye eklemek etkili olacaktır. Bu dilekçeler, resmi makamları vicdani ret hakkıyla ilgili olarak hareketlendirmek bakımından da faydalıdır. Bu kapsamda bazı önerilerde bulunmak gerekirse;

  • Öncelikle Milli Savunma Bakanlığı, Askeralma Daire Başkanlığına ya da bağlı bulunduğunuz Askerlik Şubesi’ne dilekçe verin. (Dilekçe örneği için bakınız:davuterkan.av.tr/vicdani-ret-dilekcesi/ )
  • BİMER’e internet sayfası üzerinden başvuru yapın, kısa sürede mail ya da mektupla olumsuz bir cevap alacaksınız. (www.bimer.gov.tr/Forms/pgApplication.aspx )
  • Bunun dışında şu kurumlardan birine başvuru yapabilirsiniz:

Türkiye İnsan Hakları Kurumu (http://www.tihk.gov.tr/tr/basvuru),

TBMM İnsan Hakları Komisyonu (www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/basvuru.htm),

Ombudsmanlık (www.ombudsman.gov.tr/content_detail-352-625-basvuru-formu.html).

  • Yine illerde Valiliğe bağlı, İlçelerde ise Kaymakamlığa bağlı İnsan Hakları Kurulları bulunmaktadır, buralara da başvuru yapabilirsiniz. Buralardan alacağınız cevaplar, dilekçenize ekleyeceğiniz birer belge olacaktır.
  • Vicdani reddinizi daha önce bir basın açıklamasıyla deklare ettiyseniz, vicdani ret deklarasyonunuza ilişkin VR-DER web sayfasının çıktısını, (varsa gazete veya internet sitesi haber çıktısını) VR-DER üyesi iseniz dernekten üyeliğinize ilişkin belgeyi de dilekçenize ekleyebilirsiniz.

AYM’ye yapacağınız başvuruda, başvuru sonuçlanıncaya kadar hakkınızda askerliğe ilişkin bir işlem yapılmaması için tedbir kararı alınmasını da talep edin. AYM’den hakkınızın ihlal edildiğine ilişkin karar verildiği takdirde, bu kararın gereği olarak idare, öncelikle askere almaya dair işlemleri durdurmak zorunda kalacaktır. Verilecek bir ihlal kararında hukuki düzenleme yokluğu nedeniyle bu ve benzeri hak ihlallerinin ortaya çıktığı ve çıkacağı vurgulanacağından, yasa koyucu vicdani ret hakkını tanıyan bir düzenleme yapmak zorunda kalacaktır.

ASKERLİĞE BAŞLAMIŞ KİŞİLERİN VİCDANİ RET HAKKINI KULLANMASI

Yukarıda yazılanlar, henüz askerliğe başlamamış, yani “asker kişi” sıfatını almamış kişiler bakımından geçerlidir. Asker kişilerin vicdani ret hakkını kullanmaları demek, fiili olarak askerlik yapmayı bırakmaları demektir. Bu durumda kışlada kalarak askerliğe dair herhangi bir eylem yapmayı reddeden kişiler hakkında “emre itaatsizlik”; askeri birliği terk edenler hakkında ise “firar” suçlamasıyla dava açılacaktır.

Bu kişilerin yapması gereken, artık askerlik yapmamaya karar verdikleri aşamada,  bir dilekçeyle vicdani ret itirazını Birlik Komutanlığına ve Milli Savunma Bakanlığı’na bildirmektir. Aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulmalı, vicdani ret itirazına rağmen başvurulabilecek bir hukuk yolu bulunmamasından kaynaklı soruşturmaya maruz kalındığını belirterek hak ihlallerinin tespitini istemek gerekir.

Askerliğe başladıktan sonra vicdani itiraz geliştiren kişi, hakkında açılan davalarda, vicdani retçi olması dolayısıyla emirlere uymadığını veya birliği terk ettiğini savunmalarında belirtecek ve vicdani reddin din/vicdan özgürlüğü hakkının kullanımı olduğundan ve hakkın kullanılmasının bir “hukuka uygunluk nedeni” olduğundan bahisle beraatini talep edecektir. Bu durumda mahkemenin hukuksal olarak vermesi gereken karar beraat kararıdır.

Bugüne kadar birçok askeri mahkeme, vicdani reddin Anayasa ve uluslararası sözleşmeler gereği bir hak olduğunu kabul etmiştir. Bu mahkemelerden biri (Isparta Askeri Mahkemesi) vicdani ret hakkını kullanarak üniforma giymeyi-silah tutmayı reddeden vicdani retçiyi birçok eylemden dolayı beraat ettirmiştir. İki mahkeme ise (Eskişehir ve Malatya Askeri Mahkemeleri) vicdani ret hakkının varlığını kabul etmesine rağmen yargıladıkları kişilerin askerliğe karşı olma gerekçelerini kendilerince “samimi” bulmamış, bu kişileri mahkum etmiştir. Ancak bu mahkemelerin kararları henüz Yargıtay aşamasından geçmemiştir.

SONUÇ: Zorunlu askerliğe karşı olan yüz binlerce insan, askerlik belasından kurtulabilecekleri hukuksal bir yol olmadığını düşündükleri için, yıllarca kaçaklık hayatını seçmekte, birçok kişi yurt dışına kaçmaktadır. Ancak yukarıda izah etmeye çalıştığımız üzere, vicdani ret bir insan hakkıdır ve bu hakkı kullanmak için elimizde yasal imkanlar da vardır.

Vicdani ret hareketi, geçmişten bugüne yürüttüğü mücadelesiyle hukuk alanında belirli kazanımlar sağlamıştır. Bunlardan başta geleni, vicdani ret hakkının din ve vicdan özgürlüğünün bir parçası olduğunun uluslararası hukuk mekanizmaları tarafından kabul edilmiş olmasıdır. Şu anda yapılması gereken, yukarıdan belirtilen adımları atarak iç hukuk mekanizmalarını zorlamak ve bu şekilde bu hakkın devlet tarafından tanınmasını sağlamaktır.

Davut Erkan

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 27. sayısında yayımlanmıştır.

 

The post Kullan-at Kılavuz : ” Vicdani Ret Hakkı ve Hakkın Kullanılması ” – Davut Erkan appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2015/06/13/kullan-at-kilavuz-vicdani-ret-hakki-ve-hakkin-kullanilmasi-davut-erkan/feed/ 0
Kullan-at Kılavuz : “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı” https://meydan1.org/2014/03/06/kullan-at-kilavuz-anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-hakki/ https://meydan1.org/2014/03/06/kullan-at-kilavuz-anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-hakki/#respond Thu, 06 Mar 2014 08:49:15 +0000 https://test.meydan.org/2014/03/06/kullan-at-kilavuz-anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-hakki/   Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı :  2010 yılında yapılan referandumundan sonra Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru hakkı tanınmış oldu. Ancak bu hukuki yol, son aylardaki uzun tutukluluk meselesine dair mahkemenin vermiş olduğu kararlarla tekrar gündeme girdi. Peki, bize karşı açılmış veya bizim açmış olduğumuz davalarda konuyu nasıl bir hukuki yol izleyerek Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz? […]

The post Kullan-at Kılavuz : “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Kapitalist işleyiş içerisinde zaman zaman kullanılabilecek ama paylaşma ve dayanışmayla örülü özgür dünyada hiçbir şeye yaramayacak bilgiler… 

 

Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı : 

2010 yılında yapılan referandumundan sonra Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru hakkı tanınmış oldu. Ancak bu hukuki yol, son aylardaki uzun tutukluluk meselesine dair mahkemenin vermiş olduğu kararlarla tekrar gündeme girdi. Peki, bize karşı açılmış veya bizim açmış olduğumuz davalarda konuyu nasıl bir hukuki yol izleyerek Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz? Bu kullan-at yazı da, bunu incelemeye çalışacağız.

Anayasanın 148/3 fıkrasına göre: “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

Bu madde çerçevesinde, AYM’ye “herkes” başvurabilir. Bu, yabancı uyruklu kişilerin de başvuru yapabileceği anlamına gelir. Ancak yabancılar T.C vatandaşlığı ile bağlantılı olan (mesela seçme seçilme konusu gibi) konularda başvuru yapamaz.

Başvuru konusu Anayasada belirtilen temel hak ve özgürlükler ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki haklara ilişkin olabilir. Örneğin yaşama hakkı, işkence ve eziyet yasağı, zorla çalıştırma yasağı, kişi hürriyeti ve güvenliği, hak arama hürriyeti, suç ve cezaların kanuniliği, özel hayata, aile hayatına, konut ve haberleşmeye saygı, düşünce, din ve vicdan hürriyeti, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, toplantı ve örgütlenme hürriyeti, serbest seçim hakkı, temel hak ve hürriyetlerin korunması, eğitim ve öğretim hakkı ve ödevi, eşitlik ve etkili başvuru hakkı bu kapsamda sayılabilecek haklardandır. Başka bir konuda başvuru yapılırsa mahkeme konu bakımından yetkisiz olduğu için başvuruyu reddedecektir. Yukarda belirtilen haklara ilişkin ihlalin ise 148/3’e göre “Kamu Gücünden” kaynaklanması gerektiği belirtilmiştir. Bu çerçevede Gezi sürecinde yaşam hakkımıza, eziyet ve işkence yasağına, hak arama hürriyetine açıkça kasteden devlete karşı açılan davalar (bir sürpriz olmazsa) reddedileceğinden, konuyu hiç üşenmeden binlerce ayrı dosya olarak AYM’ye taşımak gerekiyor. Bırakalım onlar zor durumda kalsın.

AYM inceleme alanı dışında olduğundan, mahkemenin verdiği kararın adil olup olmadığını, davadaki maddi ya da hukuki hataları, hukuk kurallarının doğru uygulanıp uygulanmadığını inceleyemez. Öbür taraftan bu hususlar temel hak ve özgürlüklerin ihlali ile doğrudan bağlantılı ise ve açıkça keyfilik varsa inceleme konusu yapılabilir.

Başvuru süresi ise 30 gündür. Normal hukuki prosedürde Yüksek Mahkemelerin (Yargıtay, Danıştay ile Askeri Yargıtay ile Danıştay) vermiş olduğu nihai kararlarla kanun yolları sona erer. Bu nihai karar sürenin başlangıcıdır. Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, tüketilmesi gereken kanun yolları etkin değilse veya makul sürede yargılama yapılmıyorsa (uzun tutukluluk) kanun yolları tükenmeden de AYM’ye başvurabilirsiniz.

Başvurunun AYM’nin internet sitesinde yer alan formun doldurularak yapılması gerekiyor. Tüm delillerde bu formun eki olarak dosyaya konulmalı. Ayrıca şu anda 200 tl civarı bir harç da ödenmek zorunda. Başvuruyu direk AYM’ye yapabileceğiniz gibi bulunduğunuz yerdeki mahkemelere giderek de yapabilirsiniz. Oradaki görevliler teslim ettiğiniz dosyayı AYM’ye gönderecektir.

Bireysel başvuru hakkının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AIHM) başvuru yolunu kapatıp kapatmadığı konusuna gelince; AIHM’e başvuru hakkı Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınmıştır. Devlet AIHM’e başvuruyu engelleyemez. Ancak bu noktada AYM’ye başvuru hakkının tanınmış olması devletin bir kurnazlığı olarak duruyor. Çünkü iç hukuk yolları tamamen tüketilmeden aihm’e gitmek mümkün değil. AYM’ye başvuru hakkı da artık bir iç hukuk yolu haline geldiğinden bu süreç tamamlanmadan AIHM’e gitmek artık olası değil. Türkiye ödemek zorunda kaldığı yüksek tazminatlar sebebiyle icat ettiği bu ara formülü de geçen iki yıllık “performansına” baktığımızda boşa düşürecek gibi duruyor.

Devletin kendi koyduğu kuralları insanlara öldüresiye dayatıp kendisinin hiçbir şekilde tanımaması şaşırtıcı değil. Mücadelemizin bir yönü de bu ikiyüzlülüğün açıkça teşhir edilmesidir.

 

Ali Rıza Ercan

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 16. sayısında yayımlanmıştır.

The post Kullan-at Kılavuz : “Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2014/03/06/kullan-at-kilavuz-anayasa-mahkemesine-bireysel-basvuru-hakki/feed/ 0
” ‘Zorunlu Askerliğin’ Hükmü Kalmamıştır!” – Halil Savda https://meydan1.org/2014/01/09/zorunlu-askerligin-hukmu-kalmamistir-halil-savda/ https://meydan1.org/2014/01/09/zorunlu-askerligin-hukmu-kalmamistir-halil-savda/#respond Thu, 09 Jan 2014 09:03:37 +0000 https://test.meydan.org/2014/01/09/zorunlu-askerligin-hukmu-kalmamistir-halil-savda/ Türkiye başbakanı Erdoğan, çürük raporu alan oğlu Burak ile parayı bastırıp askerlikten yırtan oğlu Bilal’i görmezden gelerek “600 bin kaçak var, kaçak durumda olanları yakalayıp hemen askerliğe teslim etmek lazım.” dedi. Çocuklarını çürük raporu ve para ile askerden muaf sayarken, temsil ettiği halkının çocuklarını tehdit ediyor. Başbakan bu açıklamayı zorunlu askerlik uygulamasının 15 aydan 12 […]

The post ” ‘Zorunlu Askerliğin’ Hükmü Kalmamıştır!” – Halil Savda appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Türkiye başbakanı Erdoğan, çürük raporu alan oğlu Burak ile parayı bastırıp askerlikten yırtan oğlu Bilal’i görmezden gelerek “600 bin kaçak var, kaçak durumda olanları yakalayıp hemen askerliğe teslim etmek lazım.” dedi. Çocuklarını çürük raporu ve para ile askerden muaf sayarken, temsil ettiği halkının çocuklarını tehdit ediyor. Başbakan bu açıklamayı zorunlu askerlik uygulamasının 15 aydan 12 aya indirildiği kararın hemen ardından yaptı.

Peki, gerçekten kişilerin zorla elleri kelepçelenerek kışlaya götürülmeleri mümkün mü, anayasa bakımından zorunlu askerlik durumu nedir?

TC Anayasası ve Zorunlu Askerlik

TC Anayasası’nın 72. maddesindeki “Vatan hizmeti, her Türk’ün hakkı ve ödevidir” şeklindeki hüküm Askerlik Kanunu’nun 1. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmağa mecburdur” şeklindeki düzenlenmiştir.

Anayasa vatan hizmetini zorunlu kılmakla birlikte, kanunla bu hizmetin sadece askerlikten ibaret sayılması anayasaya da aykırı bir durumdur. Dolayısıyla 1927 yılından bu yana, devlet ve ordu anayasal suç işliyorlar.

Bütün bu değerlendirmelerden şunu söylemek mümkün: Zorunlu askerlik uygulaması bir angaryadır ve sürdürülmesinin imkanı kalmamıştır.

Şu soru önemli; kişi zorla askere götürülebilir mi? İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin askerliğe dair verdiği gerekçeli bir karardaki ifadeler zorunlu askerlik durumunun geldiği hali iyi anlatıyor. Karar özetle “Zorunlu askerliğin angarya ve kölelikten beter, ekonomiye zarar veriyor, uygulama katı ve dünya örneklerinden geri” diyor.

İran, Mısır ve Türkiye’de askerler izinleri dışında tüm mesai saatleri ve geceleri dahi kışlada geçiriyorlar. Bu ülkelerde askere alınan kişiler, toplumdan yalıtılmış bir şekilde yaşıyorlar. Çin ve İsrail’de devlet vatani yükümlülüğü olan kişiler arasında seçim yapıyor. Meksika’da yükümlülüğü olan kişiler sadece hafta sonları bir gece kışlada kalıyorlar. İsviçre’de ise askerlik yükümlülüğü 260 gün ve yılda 3’er haftalık eğitimler ile yapılıyor. Diğer Avrupa ülkelerinin neredeyse tümünde zorunlu askerlik uygulaması yok. Türkiye benzeri modellerin türü tükenmiş durumda ve bu model demode bir durumu teşkil etmekte.

22 Mayıs 2012 tarihli, 6138 sayılı kanuna göre asker kaçaklığı ve bakaya olanlar zorla elleri kelepçelenerek askeri kışlaya alınamazlar. Bu kanuna göre suç işlendiğinde ancak Kabahatler Kanunu’na göre işlem yapılabilinir ve ilk kez işlendiğinde idari para cezası uygulanabilir. İkinci kez aynı fiil işlendiğinde ise bu kez suç olarak kabul edileceği ve kişi hakkında ceza soruşturması açılacağı belirtiliyor. Önemle vurgulamam lazım ki, ilgili kanun kişinin yakalanıp kelepçelenerek askere alınmasına imkan vermiyor.

Kimse askeri birliğe teslim olmadıkça asker sayılamaz. Dolayısı ile bu kişiler askeri mahkemede yargılanamazlar ve elleri kelepçelenerek hiç kimse kışlaya götürülemez.

Başbakan buyurduktan hemen sonra bakaya ve kaçaklar GBT’ye işlendi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ile İçişleri Bakanlığı arasında bir protokol imzalandı ve bir genelge yayımlandı. Ve kaçaklar avı başlatılmış durumda. Neredeyse ülkenin her yerinde asker kaçakları yakalanıp, askerlik şubelerine götürülüyor.

Bu protokol TC anayasasına, mevcut yasal düzenlemeye ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırıdır. Dolayısıyla bu protokolün uygulanma şansı yoktur.

Milli Savunma Bakanlığı’nın mevcut kanuna göre yapabileceği tek şey idari para cezası uygulamak ve savcılıkları ceza soruşturması için harekete geçirmektir.

Ne kimseyi kelepçeleyip askerlik şubesine götürme yetkileri vardır ne de böyle bir durum mümkündür.

Asker kaçağı olması nedeniyle Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezası verilen kişiler Sulh Ceza Mahkemesi’ne itiraz ederek cezanın iptalini isteyebilir. Ceza iptal edilmezse, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurulabilir. Bu başvuruda devletin mahkûm olacağı ise kesindir. Bu durumda kişi ödediği para cezasının en az on mislini geri alacaktır; yani para kazanmanın zor olduğu bu dönemde iyi bir gelir elde edilebilir. Sizler her gün yeni bir GBT’ye girip yakalanarak iyi para kazanabilirsiniz. Yani artık “suç” işleyerek, yeni bir para kaynağı elde edebilirsiniz.

Vicdani Ret Derneği Eş Başkanları Merve Arkun ve Oğuz Sönmez kişilerin zorla askere götürülmeleri hakkında yaptıkları basın açıklamasında şunu söylediler: “Böylesi bir uygulamaya geçilmesi halinde ‘asker kaçaklarının’ yanında olacağımızı ve her türlü desteği vereceğimizi belirtiyor, bu durumu protesto için tüm ‘asker kaçaklarını‘ vicdani retlerini açıklamaya çağırıyoruz”.

Mevcut uygulama yaşama hakkını ve özgürlüklerin tümünü gasp ediyor.

Angarya olan, yaşama hakkını ve özgürlükleri yok eden askeri kışlaya gitmeyin bitsin!

Kaçmayan, saklanmayan angarya içinde olmayacağını açık söyleyen vicdani retçiler her zaman şunu söylediler: “Ölmeyeceğiz, Öldürmeyeceğiz, Kimsenin Askeri Olmayacağız.”

Askeri kuruma ne tek kuruş verin ne de tek saniye; reddedin gitsin!

Halil Savda

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 15. sayısında yayımlanmıştır.

The post ” ‘Zorunlu Askerliğin’ Hükmü Kalmamıştır!” – Halil Savda appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2014/01/09/zorunlu-askerligin-hukmu-kalmamistir-halil-savda/feed/ 0