cezaevi – Meydan Gazetesi https://meydan1.org Anarşist Gazete Sun, 14 Jan 2018 20:07:08 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.13 Çıplak Aramaya Direnen Tutsaklara İşkence https://meydan1.org/2018/01/14/ciplak-aramaya-direnen-tutsaklara-iskence/ https://meydan1.org/2018/01/14/ciplak-aramaya-direnen-tutsaklara-iskence/#respond Sun, 14 Jan 2018 20:07:08 +0000 https://seninmedyan.org/?p=26354 Antalya L Tipi Cezaevi’nde avukatıyla görüşmeye giderken çıplak arama yapılmasına karşı direnen tutsak Mehmet Şeren darp edilerek işkenceye uğradı. 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) getirilen tek tip kıyafet uygulaması ile birlikte, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde keyfi uygulamaların artmasının yanında  görüş günlerinde tutuklulara çıplak arama, ceza verme, dayak, kötü muamele gibi işkenceler de artmış […]

The post Çıplak Aramaya Direnen Tutsaklara İşkence appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Antalya L Tipi Cezaevi’nde avukatıyla görüşmeye giderken çıplak arama yapılmasına karşı direnen tutsak Mehmet Şeren darp edilerek işkenceye uğradı.

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’yle (KHK) getirilen tek tip kıyafet uygulaması ile birlikte, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde keyfi uygulamaların artmasının yanında  görüş günlerinde tutuklulara çıplak arama, ceza verme, dayak, kötü muamele gibi işkenceler de artmış durumda. Tutsak Mehmet Şener’in avukatıyla görüşmeye giderken çıplak aramaya direndiği için işkenceye uğramasının ardından uygulamaya karşı olan diğer Eshet Dalkılıç, Feridun Demir, Şemsettin Erdem, Nurettin Çelebi ve Muzbah Acar adlı tutsaklar da 5 günlük açlık eylemi başlattıklarını belirtti.

The post Çıplak Aramaya Direnen Tutsaklara İşkence appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2018/01/14/ciplak-aramaya-direnen-tutsaklara-iskence/feed/ 0
Kürtçe Konuşan Tutsaklara Saldırı https://meydan1.org/2017/06/05/kurtce-konusan-tutsaklara-saldiri/ https://meydan1.org/2017/06/05/kurtce-konusan-tutsaklara-saldiri/#respond Mon, 05 Jun 2017 13:45:01 +0000 https://seninmedyan.org/?p=8325 Elazığ 2 Nolu Hapishanesi’nde 10 Mayıs’ta telefon görüşmesi sonrası koridorda karşılaştıkları arkadaşları ile Kürtçe konuşan 3 tutsağa işkence edildi. Kürtçe konuştukları için yaşanan tartışma sonrası koğuşlarına gelen 15’e yakın gardiyan tarafından feci şekilde işkence edildiği belirtilen Sinan Çelik, Taner Yıldız ve Yalçın Keskin isimli tutsaklara, 15’er gün hücre cezası verildi. İşkence nedeniyle tutsakların vücutlarında yara […]

The post Kürtçe Konuşan Tutsaklara Saldırı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Elazığ 2 Nolu Hapishanesi’nde 10 Mayıs’ta telefon görüşmesi sonrası koridorda karşılaştıkları arkadaşları ile Kürtçe konuşan 3 tutsağa işkence edildi.

Kürtçe konuştukları için yaşanan tartışma sonrası koğuşlarına gelen 15’e yakın gardiyan tarafından feci şekilde işkence edildiği belirtilen Sinan Çelik, Taner Yıldız ve Yalçın Keskin isimli tutsaklara, 15’er gün hücre cezası verildi.

İşkence nedeniyle tutsakların vücutlarında yara ve morluklar oluşurken, tutsaklar revire götürülüp tedavi edilmek yerine tek kişilik hücreye konuldukları için darp raporu da alamadı. Yalçın Keskin isimli tutsak ise maruz kaldığı işkence nedeniyle görme kaybı yaşadı.

(Özgürlükçü Demokrasi)

The post Kürtçe Konuşan Tutsaklara Saldırı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/06/05/kurtce-konusan-tutsaklara-saldiri/feed/ 0
F Oturması 265. Haftasında: Ergin Aktaş Serbest Bırakılsın https://meydan1.org/2017/04/22/f-oturmasi-265-haftasinda-ergin-aktas-serbest-birakilsin/ https://meydan1.org/2017/04/22/f-oturmasi-265-haftasinda-ergin-aktas-serbest-birakilsin/#respond Sat, 22 Apr 2017 13:23:01 +0000 https://seninmedyan.org/?p=2778 F Oturması eyleminin 265. haftasında, iki kolu olmayan hasta tutsak Ergin Aktaş’ın serbest bırakılması için yapıldı. 265. F Oturması eylemi bu hafta, KOAH hastası ve iki kolu olmayan tek kişilik hücrede tutulan tutsak Ergin Aktaş için gerçekleştirildi. Okunan basın açıklamasının ardından Ergin Aktaş’ın avukatı Gülizar Tuncer; Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olan Aktaş’ın mide, bağırsak, bel, KOAH ve daha […]

The post F Oturması 265. Haftasında: Ergin Aktaş Serbest Bırakılsın appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
F Oturması eyleminin 265. haftasında, iki kolu olmayan hasta tutsak Ergin Aktaş’ın serbest bırakılması için yapıldı.

265. F Oturması eylemi bu hafta, KOAH hastası ve iki kolu olmayan tek kişilik hücrede tutulan tutsak Ergin Aktaş için gerçekleştirildi. Okunan basın açıklamasının ardından Ergin Aktaş’ın avukatı Gülizar Tuncer; Ağırlaştırılmış müebbet hükümlüsü olan Aktaş’ın mide, bağırsak, bel, KOAH ve daha pek çok hastalıkla boğuştuğunu Aktaş’ın sürekli sürgün sevklerle karşılaştığını aktardı. Aktaş’ın sürgün edildiği hiçbir hapishanede tek kişilik hücrede tutulmadığını söyleyen Tuncer, geçen yıl sürgün edildiği Menemen R Tipi Hapishanesi’nde 7 metrekarelik tek kişilik hücreye konulduğunu ifade etti.

Aktaş’ın iki kolu olmamasına rağmen gardiyanların bağcık ve kemer çıkarma dayatmalarıyla karşılaştığını söyleyen Tuncer, siyasi tutsaklara çok istisnai olarak rapor veren Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) bile Aktaş’a 3 kez “tek başına hayatını idame ettiremez” raporu verdiğini aktardı. Bu rapora rağmen tüm tahliye taleplerinin reddedildiğini söyleyen Tuncer, “PKK adına karakola bomba atarken kolu kopmuştur. Tahliye edilirse tekrar bomba atabilir, canlı bomba olabilir” gerekçeleriyle Aktaş’ın tahliye edilmediğini söyledi.

The post F Oturması 265. Haftasında: Ergin Aktaş Serbest Bırakılsın appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/04/22/f-oturmasi-265-haftasinda-ergin-aktas-serbest-birakilsin/feed/ 0
Antalya Hapishanesi’nde 5 Kadın Tutsak Daha Açlık Grevi Eylemine Başladı https://meydan1.org/2017/04/17/antalya-hapishanesinde-5-kadin-tutsak-daha-aclik-grevi-eylemine-basladi/ https://meydan1.org/2017/04/17/antalya-hapishanesinde-5-kadin-tutsak-daha-aclik-grevi-eylemine-basladi/#respond Mon, 17 Apr 2017 15:57:31 +0000 https://seninmedyan.org/?p=1703 Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde 5 kadın tutsak süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemine başladığını duyururken, 26 hapishanedeki 273 tutsak açlık grevini sürdürüyor. Sûjin’ın yapmış olduğu habere göre, Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde bulunan tutsaklardan 5 kadın daha süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladı. Yakınları aracılığı ile 15 Nisan’dan bu yana açlık grevini süresiz dönüşümsüz bir şekilde […]

The post Antalya Hapishanesi’nde 5 Kadın Tutsak Daha Açlık Grevi Eylemine Başladı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde 5 kadın tutsak süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemine başladığını duyururken, 26 hapishanedeki 273 tutsak açlık grevini sürdürüyor.

Sûjin’ın yapmış olduğu habere göre, Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde bulunan tutsaklardan 5 kadın daha süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladı. Yakınları aracılığı ile 15 Nisan’dan bu yana açlık grevini süresiz dönüşümsüz bir şekilde talepleri kabul edilene kadar devam ettireceklerini bildiren isimler şöyle: Berivan Türk, Leyla Saruhanoğlu, Rubin Yıldırım, Emine Kaya ve Ebru Şahin.

Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde 30 Mart’ta ise Hacire Çay ve Gurbet Öztürk ile başlayan süresiz dönüşümsüz açlık grevi 15 Nisan’da 30 erkek tutsak süresiz dönüşümsüz açlık grevine başladığını duyurmuştu. Böylece Antalya L Tipi Kapalı Hapishanesi’nde süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olanların sayısı 37’ye, Alanya L Tipi Kapalı Kadın Hapishanesi 5 gündür süresiz dönüşümsüz açlık grevinde olan Sima Dura ve Suzan Güven ile beraber kentteki hapishanelerdeki eylemci sayısı 39’a yükseldi.

26 farklı hapishanede 273 tutsak açlık grevi eylemini süresiz dönüşümsüz olarak sürdürüyor.

The post Antalya Hapishanesi’nde 5 Kadın Tutsak Daha Açlık Grevi Eylemine Başladı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/04/17/antalya-hapishanesinde-5-kadin-tutsak-daha-aclik-grevi-eylemine-basladi/feed/ 0
Baskılara Karşı Açlık Grevleri Sürüyor https://meydan1.org/2017/04/10/baskilara-karsi-aclik-grevleri-suruyor/ https://meydan1.org/2017/04/10/baskilara-karsi-aclik-grevleri-suruyor/#respond Mon, 10 Apr 2017 16:59:02 +0000 https://seninmedyan.org/?p=984 Şakran Hapishane’sinde 49 gündür süren açlık grevindeki tutsakların kilo kaybı, ayakta durmada zorlanma ve diş dökülmesi gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor. Hapishanelerde her gece jandarma eşliğinde baskınların yapıldığı, eşyalarına el konulduğu, karşı çıkanların ise darp edildiği ifade edildi. Tutuklular, talepleri kabul edilinceye kadar eylemlerini sürdüreceklerini dile getirdi. Her gece açlık grevindeki tutsakların kaldığı […]

The post Baskılara Karşı Açlık Grevleri Sürüyor appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Şakran Hapishane’sinde 49 gündür süren açlık grevindeki tutsakların kilo kaybı, ayakta durmada zorlanma ve diş dökülmesi gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kaldığı belirtiliyor.

Hapishanelerde her gece jandarma eşliğinde baskınların yapıldığı, eşyalarına el konulduğu, karşı çıkanların ise darp edildiği ifade edildi. Tutuklular, talepleri kabul edilinceye kadar eylemlerini sürdüreceklerini dile getirdi.

Her gece açlık grevindeki tutsakların kaldığı koğuşlara baskın yapıldığı, hasta tutsakların tedavi edilmediği, çıplak arama ve işkencelerin arttığı belirtiliyor.

Şu anda süren açlık grevlerinin gün sayısı şöyle :

#Şakran 49.gün
#Sincan 40.gün
#Menemen 29.gün
#Van 27.gün
#Trabzon 20.gün
#Tarsus 20.gün
#Hilvan 19.gün
#Hatay 4.gün

The post Baskılara Karşı Açlık Grevleri Sürüyor appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/04/10/baskilara-karsi-aclik-grevleri-suruyor/feed/ 0
“Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde Trans Tutsak Esra’ya İşkence” https://meydan1.org/2017/01/03/eskisehir-h-tipi-hapishanesinde-trans-tutsak-esraya-iskence/ https://meydan1.org/2017/01/03/eskisehir-h-tipi-hapishanesinde-trans-tutsak-esraya-iskence/#respond Tue, 03 Jan 2017 07:11:55 +0000 https://test.meydan.org/2017/01/03/eskisehir-h-tipi-hapishanesinde-trans-tutsak-esraya-iskence/ Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutsak bulunan Esra Arıkan, vasisine gönderdiği mektubunda havalandırmaya çıkartılmamasına itiraz etmesinin ardından, hapishanedeki gardiyanlar tarafından çeşitli hakaretlere maruz kaldığını belirtti. Sahip olduğu trans kimliği sebebiyle, daha önce de defalarca hapishane yönetimi ve idaresi tarafından çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya bırakılan Esra’nın yaşadığı son durum, maruz kaldığı işkencenin boyutunu açıkça gösterdi. Arıkan […]

The post “Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde Trans Tutsak Esra’ya İşkence” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
15589937_1839778816269766_7852833104235705142_n

Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutsak bulunan Esra Arıkan, vasisine gönderdiği mektubunda havalandırmaya çıkartılmamasına itiraz etmesinin ardından, hapishanedeki gardiyanlar tarafından çeşitli hakaretlere maruz kaldığını belirtti. Sahip olduğu trans kimliği sebebiyle, daha önce de defalarca hapishane yönetimi ve idaresi tarafından çeşitli sıkıntılarla karşı karşıya bırakılan Esra’nın yaşadığı son durum, maruz kaldığı işkencenin boyutunu açıkça gösterdi. Arıkan mektubunda, hakaretlerin ardından odasına giren gardiyanlar tarafından önce kendi odasında, ardından da “süngerli oda” denilen odada dövüldüğünü; sonrasında da “domuz bağı” ile bağlanarak 4 saat boyunca bekletildiğini belirtti.

Trans Tutsak Esra ile Dayanışma İnisiyatifi tarafından mektubun yayınlanmasının ardından Eskişehir H Tipi Hapishanesi’ne giden Eskişehir Barosu ve Pembe Hayat Derneği avukatları, Esra Arıkan ile yaptıkları görüşmede söz konusu işkenceye yönelik hukuki sürecin başlatılacağını söyledi.

Esra Arıkan ise, maruz kaldığı işkenceyi ve suç duyurusunda bulunmasına rağmen soruşturma açılmamasını protesto etmek için 12 Aralık Salı günü açlık grevine başladı. Pembe Hayat Derneği Avukatı Rıza Yalçın Koçak’ın 22 Aralık tarihinde Eskişehir H Tipi Hapishanesi’ni tekrar ziyaret edip hem Esra hem de hapishane müdürü ile görüşmeler yapmasının ardından ise, Esra’nın talepleri kabul edildi. Şikayeti hapishaneye yönlendirilen savcı tarafından dinlenen Esra Arıkan, gelişmeler üzerine açlık grevini sonlandırdı.

Trans Tutsak Esra ile Dayanışma İnisiyatifi, yaptığı çağrıyla Esra ile dayanışmak için herkesi mektup yazmaya çağırdı.

Adres: Esra(Salih) Arıkan, Eskişehir H Tipi Kapalı Cezaevi, M-11, Eskişehir

Bu haber Meydan Gazetesi’nin 35. sayısında yayımlanmıştır.

The post “Eskişehir H Tipi Hapishanesi’nde Trans Tutsak Esra’ya İşkence” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/01/03/eskisehir-h-tipi-hapishanesinde-trans-tutsak-esraya-iskence/feed/ 0
Trans Tutsak Esra Yalnız Değildir https://meydan1.org/2015/09/19/trans-tutsak-esra-yalniz-degildir/ https://meydan1.org/2015/09/19/trans-tutsak-esra-yalniz-degildir/#respond Fri, 18 Sep 2015 21:07:28 +0000 https://test.meydan.org/2015/09/19/trans-tutsak-esra-yalniz-degildir/ İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu’nun hasta tutsaklar için her hafta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdiği F Oturması’nın 179. haftasında, travesti tutsak Esra’nın durumu gündem edildi. Esra’nın resimlerinin taşındığı eylemde son gönderdiği ve yaşadıklarına artık dayanamadığını, yaşamını sonlandırmak istediğini belirttiği son mektubu okundu. Mektubun okunmasının ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada Esra’nın yaşadığı tecrit koşulları, […]

The post Trans Tutsak Esra Yalnız Değildir appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
esrayalnızdeğil

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu’nun hasta tutsaklar için her hafta Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdiği F Oturması’nın 179. haftasında, travesti tutsak Esra’nın durumu gündem edildi. Esra’nın resimlerinin taşındığı eylemde son gönderdiği ve yaşadıklarına artık dayanamadığını, yaşamını sonlandırmak istediğini belirttiği son mektubu okundu. Mektubun okunmasının ardından basın açıklaması gerçekleştirildi. Yapılan açıklamada Esra’nın yaşadığı tecrit koşulları, taciz, tecavüz ve psikolojik baskı gündem edildi.

Açıklamanın ardından Travesti Tutsak Esra ile Dayanışma İnisiyatifi masa kurdu. Gündelik yaşamdan çektikleri resimleri kartpostal olarak bastıran inisiyatif üyeleri kurdukları masada, çevrede bulunan herkesi Esra’ya bir şeyler yazmak için çağırdılar. Kartpostallara yazılan notların ardından dayanışma çağrısında bulunarak eylem sonlandırıldı.

Bu haber Meydan Gazetesi’nin 28. sayısında yayımlanmıştır.

The post Trans Tutsak Esra Yalnız Değildir appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2015/09/19/trans-tutsak-esra-yalniz-degildir/feed/ 0
Kitap: “Karanlık Vardiya” https://meydan1.org/2015/09/13/kitap-karanlik-vardiya/ https://meydan1.org/2015/09/13/kitap-karanlik-vardiya/#respond Sun, 13 Sep 2015 18:02:21 +0000 https://test.meydan.org/2015/09/13/kitap-karanlik-vardiya/ Köyler boşaltılıyor, elleri arkadan kelepçeli insanlar yüzükoyun yerlerde yatırılıyor, askeri araçların içerisinden çocukların üzerine kurşunlar yağdırılıyor, uçaklar köyleri bombalıyor, evler basılıyor, yargısız infazlar yapılıyor, ormanlar yakılıyor… Televizyonda “Bizimkiler” dizisi yok, tetris oyununun modası çoktan geçti, o yılların fenomen yarışması “Hugo’nun yerinde yeller esiyor, Eurovision şarkı yarışmaları artık eskisi kadar popüler değil, çünkü 90’lardan bahsetmiyoruz. 2015’teyiz. […]

The post Kitap: “Karanlık Vardiya” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Meydan Gazetesi- Kitap Karanlık Vardiya Mine Yılmazoğlu

Köyler boşaltılıyor, elleri arkadan kelepçeli insanlar yüzükoyun yerlerde yatırılıyor, askeri araçların içerisinden çocukların üzerine kurşunlar yağdırılıyor, uçaklar köyleri bombalıyor, evler basılıyor, yargısız infazlar yapılıyor, ormanlar yakılıyor…

Televizyonda “Bizimkiler” dizisi yok, tetris oyununun modası çoktan geçti, o yılların fenomen yarışması “Hugo’nun yerinde yeller esiyor, Eurovision şarkı yarışmaları artık eskisi kadar popüler değil, çünkü 90’lardan bahsetmiyoruz. 2015’teyiz.

Ali Yılmaz, hazırladığı “Karanlık Vardiya” kitabında, sanki 90’ları değil de günümüzü anlatıyor. Kitap temel olarak, Antonio Gramsci’nin devletin zora başvurmadan ‘nasıl yönetebildiğini’ açıklamak için kullandığı “hegemonya” kavramını ele alıyor. Devletin, baskı aracılığıyla politik iktidar egemenliğini sağlamasının yanı sıra, kültürel iktidarı aracılığıyla da ideolojik bir hegemonya kurduğundan söz ederken; insanların kendini ve çevresini yanılsama içinde algılamasını sağlayan bu gücü sorguluyor.

Kitapta hegemonya, rızanın örgütlendiği yani şiddet ya da zora başvurmadan inşa edilen süreçler olarak tanımlanıyor. Devletin kendi varoluşunu sürekli ve vazgeçilmez kılabilmek için, bazen baskıya bazen de rıza üretmeye başvurmasının örnekleri sıralanıyor bir bir. Toplumun genelinin nasıl olup da kendilerine doğrudan hiç de faydası olmayan, hatta zarar veren ekonomik, politik, sosyal ve kültürel söylemleri -kimi zaman toplumsal huzur adına, kimi zaman eskiye dönme korkusuyla, kimi zaman da din ya da laiklik elden gidiyor paranoyasıyla- can-ı gönülden destekleyebildiklerini açıklamaya yarıyor.

Karanlık Vardiya, Brezilya’da 1964 seçiminden sonra yapılan darbenin ardından “ölüm filoları”nın binlerce kişiyi öldürmesinden, Vietnam’da tarım arazileri ve ormanların kimyasal silahlarla bombalanmasına kadar birçok rıza üretme örneğinden söz ediyor. 1980 darbesinin de rıza üretme amacıyla yapıldığına değinirken, o yıllar boyunca, spor salonlarının, depolar ve kışlaların, nasıl sorgu ve işkence merkezlerine çevrildiğini anlatıyor.

Devletin tüm bu zorbalık ve dayatmalarına karşı, 90’lı yıllarda cezaevlerinden başlayarak, üniversitelerde, fabrikalarda ve özellikle Kürt coğrafyasında karşı koyuşlar ve direnişler engellenemedi ve etkisi günümüze kadar devam eden isyanlara dönüştü. Tüm yasaklamalara karşın 1 Mayıs’ta sokağa çıkılmaktan vazgeçilmedi. Grev yasağına rağmen 1986’da Netaş’ta iş bırakan işçiler bu süreç boyunca hem patrona hem de devlete meydan okudu. Sonraki yıllarda “işçi baharı” olarak ivme kazanan işçi eylemleri 1990’lı yılların özelikle ilk yarısında kamu işçilerinin de katılımıyla büyümeye başladı. Cezaevlerindeki tek tip kıyafet dayatması ise, açlık grevleri ve ölüm oruçları ile yanıt buldu ve devlete geri adım attırdı. Üniversitelerde de örgütlenmeyi engellemek için dayatılmak istenen, üniversite yönetimlerinin kontrolündeki “tek tip” öğrenci dernekleri sistemine karşı direnişe geçilerek işgaller gerçekleştirildi.

Tüm bu ve benzeri direniş ve karşı koyuşlar, devletin 80 darbesiyle birlikte sarsılmaz gibi gösterdiği hegemonyasını kırmaya başlayınca; devlet, bu kez de resmi kolluk ve istihbarat güçlerinin yanı sıra koruculuk sistemi gibi para-militer güçlerle ve JİTEM gibi, varlığını hep inkar ettiği kontrgerilla örgütlenmeleriyle tüm toplum kesimleri üzerindeki baskısını daha da arttırmaya koyuldu. Bir yandan da faşist baskı uygulamalarının gün yüzüne çıkmasını engellemek amacıyla diyaneti, hukuk ve eğitim sistemlerini seferber etti; özellikle medyayı bu psikolojik savaşın özel bir silahı olarak kullanmayı ihmal etmedi.

Polisin sokak eylemlerine yaptığı saldırılarda katlettiği insanlar, infazlar, ev baskınları, soruşturmalar, polis sayısının artırılması, gözaltında tecavüz ve ölüm, okullara çevik kuvvetin girişi, basına uygulanan sansür, gazetelerin kapatılması, birçok gazetecinin silahlı ya da bombalı saldırıda ya da işkencede öldürülmesi, JİTEM tarafından öldürülenlerin cesetlerinin ayaklarından iple tanka bağlanarak sürüklenmesi ve çırılçıplak teşhir edilmeleri, köy baskınları, köylülere dışkı yedirme, korucuların tehditleri, ceset kuyuları, Kürt siyasetçilerin öldürülmesi, partilerin kapatılması, yeni hapishanelerin inşaası, yeni karakolların yapımı, arazilerin mayınlanması, yaylaların yasaklanması, olağanüstü hal, köy boşaltmalar, ilçelere giriş çıkışın yasaklanması yalnızca Karanlık Vardiya kitabında sıralanan olaylar ya da 90´lardaki bir televizyon kanalındaki haberlerden aklımızda kalanlar değil, günümüzde de aktörleri değişmiş olsa da, benzer biçimde sürdürülen, devletin hegemonya politikası.

 Mine Yılmazoğlu

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 28. sayısında yayımlanmıştır.

The post Kitap: “Karanlık Vardiya” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2015/09/13/kitap-karanlik-vardiya/feed/ 0
YALINAYAK: Tutsak Travesti Esra ile Röportaj https://meydan1.org/2014/12/14/yalinayak-tutsak-travesti-esra-ile-roportaj/ https://meydan1.org/2014/12/14/yalinayak-tutsak-travesti-esra-ile-roportaj/#respond Sun, 14 Dec 2014 19:30:35 +0000 https://test.meydan.org/2014/12/14/yalinayak-tutsak-travesti-esra-ile-roportaj/ Hapishanelerde, her dönem farklı kimlikten, inançtan, düşünceden olanlara; siyasi tutsaklara; Kürtlere; eşcinsellere; gayrimüslimlere yönelik baskı, işkence ve saldırılar olurdu, her zaman. Ama bir yolu bulunup, gerekçelendirilip, binbir yöntemle üzere örtülürdü bu saldırıların. AKP iktidarının, özellikle “ustalık” döneminden sonra her şey çok açık, umursamaz ve korkusuzca, en alttan en üste sıralı amirine kadar birbirlerini kollayarak yapılır […]

The post YALINAYAK: Tutsak Travesti Esra ile Röportaj appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Hapishanelerde, her dönem farklı kimlikten, inançtan, düşünceden olanlara; siyasi tutsaklara; Kürtlere; eşcinsellere; gayrimüslimlere yönelik baskı, işkence ve saldırılar olurdu, her zaman. Ama bir yolu bulunup, gerekçelendirilip, binbir yöntemle üzere örtülürdü bu saldırıların. AKP iktidarının, özellikle “ustalık” döneminden sonra her şey çok açık, umursamaz ve korkusuzca, en alttan en üste sıralı amirine kadar birbirlerini kollayarak yapılır oldu. Kişisel güvenliği sebebiyle ismini vermediğimiz bir hapishaneden, travesti bir tutsak gazetemize verdiği röportajda, hapishanelerde eşcinsel ve trans mahkumlara yönelik sistematik baskıyı ve işkenceyi anlattı. Geçekleştirdiğimiz röportajı siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Meydan: Kendini tanıtmak ister misin?

Yirmi bir yıldır travestiyim. Tek bir umut için yaşıyorum; pembe kimliğimi alabilmek. O da, cezaevi şartlarında prosedür engellerine takılıyor.

Farklı kimliklere ilişkin devlet ve çeşitli iktidar odaklarınca oluşturulmuş bir algı ve politikadan bahsetmek mümkün. Bu sana nasıl yansıyor?

Bu ülkede eşcinsel olmak, çok zor bir hayat yaşamak demektir. Bazen hayatın yükü ağır geliyor. Bu hayatı seçtiğin andan itibaren zorluklar başlıyor. Önce ailen dışlıyor, sonra toplum dışlıyor. Devlet karşısında, hakların sırf eşcinsel olduğun için elinden alınıyor. Resmi olmasa da yasal haklarından muaf tutuluyorsun. İnsan yerine bile koymuyorlar.

Mahkeme sürecinden kısaca bahseder misin?

En basitinden, mahkemede söz hakkın yok. Yaptığın savunmanın hiçbir hükmü yok. Savcı ve hakimlerin gözünde potansiyel suçlu, cani, canavar olarak görülüyorsun. Aşağılık bir insan olarak yargılanıyorsun. Her davranışlarıyla hissettiriyorlar. Söz konusu olan bir travestiyse, yasalarda kanaat cezası olmasa da kanaat cezası veriyorlar. Hiçbir delil olmadığı halde, sadece olay yerinde bulunduğum için suçlandım. Birkaç kişinin hakkımda yalancı şahitlik yapmasıyla, olay üstüme yıkıldı. Yapmadığım bir suçtan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hüküm giydim. Bu kadar ağır bir cezayı, travesti olmamdan dolayı, hâkimin kanaati üzerinden bana verdiler.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kendisine özgü bir infaz uygulaması, birçok sınırlılıkları da var. Hapishanede yaşadığın sorunlardan bahseder misin?

Toplum, özgür hayatta nasılsa hapishanede de aynı. Hakaret, sözlü taciz, aşağılayıcı tavır ve davranışlara maruz kalıyoruz. Hapishanede gardiyanlar tarafından elle tacize uğruyoruz. Şikâyet etsek, hiçbir sonuç alamıyoruz. Yaşadığım bir olaydan bahsedeyim. Samsun hapishanesinde cinsel tacize maruz bırakıldım bir gardiyan tarafından. Şikâyet ettim. Sperm kalıntılarını, delilleri, kendi ellerimle teslim ettim. 1 yıl yargılama süresince tutuklu kaldı. Yargılanma sonucunda çıkan kararda, “zorla değil, gönül rızasıyla olmuştur” diyerek gardiyana beraat verdiler. Darp raporlarımı hiçe saydılar. “Gardiyanın görevine iadesine, tutuklu kaldığı sürenin tanzimine ve tazminat verilmesine” hükmetti hâkim. Hani adalet? Tacizci bir gardiyanı nasıl tekrar göreve iade kararı veriyorlar, anlamış değilim. Rahatlıkla bu kararı verebiliyorlar, çünkü onların gözünde biz eşcinseller potansiyel suçluyuz.

11 yıldır hapishanedeyim, 9 yıldır tek başıma tecrit ortamında tutuluyorum. Cezam ağırlaştırılmış müebbet olduğu için yasal kısıtlılıklar var. Ama eşcinsel olduğum için, ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerine tanınan kısmi haklardan da muaf tutuluyorum. Hiçbir sosyal aktivitem yok. En basiti, kütüphaneye bile çıkamıyorum. Haftada 1 kez sohbet odası hakkımız var. Eşcinsel olduğum için bana yok. Açık ya da kapalı spor salonuna çıkamıyorum. Tek başıma olduğum için “spor sahasında ne işim var?”mış.

Günde 1-2 saat havalandırma hakkı veriyorlar. Tek başıma odanın önündeki beton zemine çıkıp içeri giriyorum. Günümün 22-23 saati 10 metre karelik tecrit odasında geçiyor, hareket alanım kısıtlı. Dış dünyayla tek bağlantım televizyon. Sıkıntımı derdimi paylaşacak kimse yok. Ancak mektupla derdimi paylaşabiliyorum. Onu da birkaç arkadaşıma yazabiliyorum. Her şeyi yazmak yasak, yazılacak olanlar kısıtlı. Burası hapishane; aile yok, gelen yok, ziyaret yok, para yok, hiç kimsem yok.

Hapishane şartlarında yaşamın idame ettirilmesi için, ekonomik katkı da gerekiyor.

Verilen cezaya göre, ben bu şartlarda ömrünün sonuna kadar kalacağım. Bu şartlarda bir insan ne kadar dayanabilir; bu sorunun cevabını bilmiyorum. Hapishanede kimsesizsen, paran yoksa bir hiçsin. Kimse sanmasın ki hapishanede ekmek elden, su gölden, parayı napıcan; öyle değil işte. Elektrik parayla, parayı ödemezsen kesiyorlar. Çay, kahve, şeker, sabun, deterjan, şampuan, aklınıza ne gelirse parayla. Yanlış anlamayın, zorunlu ihtiyaçları söylüyorum. Kantinde satılan eşyalar hem çok sınırlı, hem de dışarının 2 misli pahalıdır. Hapishanede kimse yardım etmiyor. Ben ihtiyaçlarımı karşılayabilmek için el işi yapıyorum. Yaptığım boncuk elişlerini alan olursa -ki her zaman satılmıyor- bir gün akşama kadar çalışsam, kazanacağım para 6 lira. Benim için 6 lira, servet değerinde. Keşke yaptığım el işleri sürekli satılsa da ben günlük 6 lira kazanabilsem, aylık 180 lira para kazanırdım. 80 lira bile kazansam şükrediyorum. Kimsem olmadığı için kıyafet temin edemiyorum. Param olmadığı için özel ihtiyaçlarımı alamıyorum. Birileri feryadımı duysun istiyorum.

Bu röportajı yapmamıza da gerekçe olan, son zamanlarda yaşanılan, kurum idaresinden kaynaklı sorunlardan bahsetmek ister misin? Nasıl muamelelerle karşılaşıyorsun?

Bunca sorunum olmasına rağmen, bir de haklarımı korumak için mücadele ediyorum. Tek başıma da olmuyor. Şu anda kaldığım kurumda psikologla ya da müdürle görüşmek istesem, görüşemiyorum. Rahatsızlansam revire çıkamıyorum. Bana karşı, tamamen keyfi uygulama yapılıyor. Sosyalleşmeyi zaten unuttum. Mektup gönderiyorum, mektubum en az beş gün bekletiliyor, bazen on günü buluyor. Kalmış olduğum tecrit odası hiç güneş görmüyor. İdare, kaloriferi saatle yaktığı için kışın ısınmıyor. Bu sorunları savcılığa, Adalet Bakanlığı’na şikayet ediyorum, idare yalan beyanda bulunuyor. Savcılık, bakanlık, -bir travestiye inanacak halleri yok ya- hapishane müdürüne inanıyorlar. Bu şartlarda bu hapishanede kalmam imkansız; özel sevk yazıyorum, ret cevabı veriliyor. Sorunları belirten sevk yazdım, hapishane müdürü “Hiçbir sorunu yok” yazısı yazdığı için gidemedim. Açlık grevi yaptım, gidemedim. Hapishane müdürü, “Ölene kadar seni buradan göndermeyeceğim!” diye tehdit ediyor. Tüm bunları bana, Samsun hapishanesinde beni taciz eden gardiyanın arkadaşı olduğu için yapıyor; açıkça söyledi. Birinci müdürle görüşmeye çıkabildiğimde, aşağılıyor, hakaret ediyor. Sinkaflı küfürlerle odasından attırıyor. Kapalı zarf olarak resmi kuruma mektup gönderme hakkım olduğu halde, Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiğim mektuba el koydu. Daha iki hafta önce aynı mevzuları yaşadık. Yine mektubumu göndermedi.

Öyle çaresiz kaldım ki, intihara teşebbüs ettim. Bir kutu hap içtim, hastaneye kaldırdılar. Midem yıkandı, yoğun bakımda kaldım. Hastane psikoloğunun yardımı sayesinde polise tutanak tutturarak 1. müdürü şikayet edebildim cezaevi savcısına. Gerçi kimi kime şikayet ediyorum? Ben tek başıma, kimim kimsem olmadan bir travestiyim! Ölsem cenazeme sahip çıkacak kimsem yok, elimden bir şey gelmiyor. Bu hapishanede, bir memurun yalan söylediğini belgeyle kanıtladığımda “Yalan söylüyorsun, işte kanıtı, yalancısın.” dedim. O kelime hakaret sayılıyormuş, disiplin cezası verdiler: İki ay! Şimdi 1. müdür bana hakaret ediyor, aşağılıyor, sinkaflı kelimeler söylüyor, ama hesabı sorulmuyor.

Son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?

Adalet arıyorum! Soruyorum sizlere, müdürlerin gardiyanların, bana ve diğer hapishanelerde kalan eşcinsellere zulüm etmesine sessiz kalacak mısınız? Yoksa “hayır” mı diyeceksiniz bu zulme?

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 23. sayısında yayımlanmıştır.

The post YALINAYAK: Tutsak Travesti Esra ile Röportaj appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2014/12/14/yalinayak-tutsak-travesti-esra-ile-roportaj/feed/ 0
Yalınayak: “Griden Pembeye Cezaevi Politikası” – Vahap Güler https://meydan1.org/2014/09/20/yalinayak-griden-pembeye-cezaevi-politikasi-vahap-guler/ https://meydan1.org/2014/09/20/yalinayak-griden-pembeye-cezaevi-politikasi-vahap-guler/#respond Sat, 20 Sep 2014 10:59:16 +0000 https://test.meydan.org/2014/09/20/yalinayak-griden-pembeye-cezaevi-politikasi-vahap-guler/ Devlet, geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği uygulamayla, uzun süreli tutukluluğu olan tutsakların eşleriyle dört ayda bir, “pembe oda” denilen bir odada, 24 saat gibi bir zaman diliminde vakit geçirmesinin önünü açmıştı. Uygulamanın, tutsaklara sözde bir ödül gibi sunulmasının ardından geçen süre bunun bir ödül değil, yeni bir cezalandırma olduğunu gösterdi. Adalet Bakanlığı, “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin […]

The post Yalınayak: “Griden Pembeye Cezaevi Politikası” – Vahap Güler appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Devlet, geçtiğimiz yıl hayata geçirdiği uygulamayla, uzun süreli tutukluluğu olan tutsakların eşleriyle dört ayda bir, “pembe oda” denilen bir odada, 24 saat gibi bir zaman diliminde vakit geçirmesinin önünü açmıştı. Uygulamanın, tutsaklara sözde bir ödül gibi sunulmasının ardından geçen süre bunun bir ödül değil, yeni bir cezalandırma olduğunu gösterdi.

Adalet Bakanlığı, “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun”da tek maddelik bir değişikliğe giderek, evli olduğu tespit edilen tutsaklara, cezaevlerinde oluşturulacak “pembe oda”da eş ve çocuklarıyla birlikte 24 saat geçirebilme hakkını yasalaştırdı. Tutsakların bu haktan dört ayda bir kez faydalanması öngörülüyordu ama tabii ki bu kanun sadece disiplin cezası almayan tutsaklar için geçerli olacaktı. Bu sebepten dolayı zaten hiçbir siyasi tutsak “gri oda”dan “pembe oda”ya geçiş hakkına sahip değil.

Uygulamanın cezaevlerinde hayata geçirilmesiyle birlikte Dilber Erez “pembe oda”da hamile kaldı. 39 yaşında ve 3 çocuk annesi olan Dilber, “pembe oda”da hamile kalan ilk kadın tutsak oldu. Dilber, pembe oda uygulamasıyla çocuk sahibi olan ilk kadın tutsak olarak tarihe mi geçmeli, yoksa yaşamını demir parmaklıklar ardına koyan, üstelik hayatını bir de “pembe oda”yla mahveden devlete isyan mı etmeli?

Dilber hamile kaldığını fark ettiğinde, bebeğini cezaevi koşullarında doğurmamak için “yasal” süreç başlattı. Beş yaşındaki çocuğunu bile cezaevi koşullarında bakamadığından dolayı ailesinin yanına gönderen Dilber, her tutsak annenin isteyebileceği talepler doğrultusunda Adalet Bakanlığı’na başvurdu ve mücadele etmeye başladı. Bakanlığa temyiz başvurusundan feragat ettiğini bildirerek, içinde bulunduğu özel durumdan dolayı cezasının ertelenmesi talebinde bulundu. Ama Yargıtay’dan herhangi bir cevap gelmedi.

İnsan yaşamını dört duvara indirgeyen devlet, “pembe oda” uygulamasıyla cezaevlerinde doğacak yeni yaşamları da hiçe saydığını gösteriyor. Dilber, devlet uygulamasıyla, “pembe oda”nın ona ödül niyetine sunduğu yeni zorluklarla tutsaklığını sürdürürken, devlet grilerden pembelere, içeride dört duvar oyunlarını sürdürüyor.

 

Vahap Güler

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 21. sayısında yayımlanmıştır.

 

The post Yalınayak: “Griden Pembeye Cezaevi Politikası” – Vahap Güler appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2014/09/20/yalinayak-griden-pembeye-cezaevi-politikasi-vahap-guler/feed/ 0
Kullan-at Kılavuz: “Hasta Tutsakların Tahliyesi” – Duygu Üyetürk https://meydan1.org/2014/06/26/kullan-at-kilavuz-hasta-tutsaklarin-tahliyesi-duygu-uyeturk/ https://meydan1.org/2014/06/26/kullan-at-kilavuz-hasta-tutsaklarin-tahliyesi-duygu-uyeturk/#respond Thu, 26 Jun 2014 12:28:37 +0000 https://test.meydan.org/2014/06/26/kullan-at-kilavuz-hasta-tutsaklarin-tahliyesi-duygu-uyeturk/ Kapitalist işleyiş içerisinde zaman zaman kullanılabilecek ama paylaşma ve dayanışmayla örülü özgür dünyada hiçbir şeye yaramayacak bilgiler… Hasta tutsaklara ilişkin cezaevlerinden her gün yeni haberler gelmekte ve tutsaklar devletin adaletsizliğiyle ölüme mahkûm edilirken, bu yazımızda hasta tutsakların tahliyesine karar verilmesi için kullanılması gereken yol ve yöntemlerin biçiminden bahsedeceğiz. Özetle; hasta tutuklu cezaevi yönetimine başvurduktan sonra […]

The post Kullan-at Kılavuz: “Hasta Tutsakların Tahliyesi” – Duygu Üyetürk appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Kapitalist işleyiş içerisinde zaman zaman kullanılabilecek ama paylaşma ve dayanışmayla örülü özgür dünyada hiçbir şeye yaramayacak bilgiler…

Hasta tutsaklara ilişkin cezaevlerinden her gün yeni haberler gelmekte ve tutsaklar devletin adaletsizliğiyle ölüme mahkûm edilirken, bu yazımızda hasta tutsakların tahliyesine karar verilmesi için kullanılması gereken yol ve yöntemlerin biçiminden bahsedeceğiz. Özetle; hasta tutuklu cezaevi yönetimine başvurduktan sonra talebi değerlendirilir, uygun görülürse tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilir. Ardından Adli Tıp Kurumu’na gönderilen raporlar uygun bulunursa Savcılığa bildirilir, Savcılık ise tahliye kararını verir deniliyor.


Pratikte ise, cezaevine hasta olduğunu hisseden tutsak başvuruda bulunur, başvurusu en az üç gün bekletilir, bu aşamada durumu ciddiyse anında müdahale yapılamadığından tutsak kaybedilir ya da hastalığı ağırlaşır. Ağır hastalıkta bile, tetkikler 3-4 ay sonraya gün verilerek ötelenir. Gardiyanın yatış kâğıdını unutması bile, ameliyatın haftalarca ertelenmesine sebep olurken; bazı hekimlerin etnik ve siyasi sebeplerle hastaları aşağılaması, kelepçeyle muayene, kötü ilaçların verilmesi, ameliyatların geç verilmesi gibi uygulamalar hasta tutsakları ölüme adım adım yaklaştırır. Diyelim ki, devletin hekimleri yani Adli Tıp Kurumu nadir de olsa bir olumlu rapor verdi, bu sefer Savcı inisiyatif kullanmaya çekinip, Terörle Mücadele Şube’ye yazı yazarak hasta tutsağın kamu güvenliğini bozup bozmayacağını sorar. Tabii olumlu bir yanıta bugüne dek hiç rastlanmaz.

Anayasa’nın 104. maddesine göre; Cumhurbaşkanı “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek ve kaldırmak” yetkisine sahiptir. Yalnızca hasta tutuklular veya aileleri tarafından yapılan başvurular neticesinde Abdullah Gül bu yetkisini, 2008’den bugüne kadar sadece 26 tutsak için kullanmıştır.

Ceza İnfaz Kanunu’nun 16. maddesinde “hükümlünün hastalığının hayatı için kesin tehlike teşkil ettiğine Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor gereği karar verilen” kişilerin infazlarının ertelenebileceği düzenleniyor olsa da, bu madde uygulanmamaktadır. Dahası, hasta tutuklu ve hükümlülerin Adli Tıp Kurumu’ndan onay alması ise aylar yıllar süren bir oyalama politikasından ibarettir.

Adalet Bakanlığı’nın belirlediği tam teşekküllü hastanelerden alınan raporlar Adli Tıp Kurumu’nda aylarca bekletilmekte, kimi zaman hastalar ring araçlarınla saatler boyunca süren yolculuklarla İstanbul Adli Tıp Kurumu’na çağrılmakta ve çoğu dosya ret kararı ile geri gönderilmektedir.


5 Mart 2013 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Gülay Çetin/Türkiye kararı ile ağır hastalığı olan tutsakların korunmasına yönelik mevcut düzenlemelerin yeterince açık, öngörülebilir ve etkili olmadığını hüküm altına almış; tutuklu ve hükümlülerin Adli Tıp Kurumu tarafından heyet raporlarına rağmen tekrar muayeneye çağırılması ve bu durumun gecikmeye neden olması eleştirilmiş ve Türkiye, işkence yasağını ihlal ettiği için mahkûm edilmiştir.

6411 Sayılı Kanunla hasta hükümlülerin infazının ertelenmesi açısından olumlu bir düzenleme getirilmiş gibi sunulan koşullar, hükümlünün “maruz kaldığı ağır hastalık veya sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettirememesi” ve “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağının değerlendirilmesi” şeklindedir.

Devletin hasta tutsak politikası; sorunu çözme değil, zamana yayma politikasıdır. F tipi cezaevlerinden bu yana 2752 sağlıklı insan, cezaevleri koşullarıyla katledilmiştir. Hapishanelerde hastane ve doktor yoktur. Doktor ayda bir gelip, bir iki saat içinde herkesi muayene ettiği sanılarak gider. Tutsaklar ise suçlu ve ölmesi beklenenler olarak görülür. Çünkü devlet, muhalefet edeni bin yıllardır imha eder, yok eder ve öldürür. 1800’lerden sonra feodal ve aristokrat yöntemlerle değil ama yine burjuvazinin yöntemleriyle bu sefer halk da ikna edilerek, devlet; yok etmeye, cezaevinde ölüme terk etmeye devam etmektedir.

Duygu Üyetürk

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 19.sayısında yayımlanmıştır.

The post Kullan-at Kılavuz: “Hasta Tutsakların Tahliyesi” – Duygu Üyetürk appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2014/06/26/kullan-at-kilavuz-hasta-tutsaklarin-tahliyesi-duygu-uyeturk/feed/ 0
Yalınayak: Yeniden Yargılama https://meydan1.org/2014/05/10/yalinayak-yeniden-yargilama/ https://meydan1.org/2014/05/10/yalinayak-yeniden-yargilama/#respond Sat, 10 May 2014 09:16:14 +0000 https://test.meydan.org/2014/05/10/yalinayak-yeniden-yargilama/ Son zamanlarda cezaevlerinden tahliyelerle gündemimize giren “yeniden yargılanma hakkı”nı, devletin düzmece tutanaklarıyla, iddianameleriyle uzun yıllardır tutsak ettiği bir mahkumdan dinledik. Gazetemize Kırıklar F Tipi Cezaevi’nden mektup yollayan Umut Fırat Süvarioğulları, uzun yıllardır yaşadığı tutsaklıkla birlikte, artık sıklıkla dillendirilen “yeniden yargılanma hakkı”nı değerlendirdi. 20 yıl önce, Aydın Emniyet Müdürlüğü’nde ağır işkence sonucu imzalatılan düzmece tutanaklar sayesinde […]

The post Yalınayak: Yeniden Yargılama appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Son zamanlarda cezaevlerinden tahliyelerle gündemimize giren “yeniden yargılanma hakkı”nı, devletin düzmece tutanaklarıyla, iddianameleriyle uzun yıllardır tutsak ettiği bir mahkumdan dinledik. Gazetemize Kırıklar F Tipi Cezaevi’nden mektup yollayan Umut Fırat Süvarioğulları, uzun yıllardır yaşadığı tutsaklıkla birlikte, artık sıklıkla dillendirilen “yeniden yargılanma hakkı”nı değerlendirdi.

20 yıl önce, Aydın Emniyet Müdürlüğü’nde ağır işkence sonucu imzalatılan düzmece tutanaklar sayesinde tutuklanıp, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde sadece iki duruşmasına katıldığım göstermelik yargılamam yapıldı. Polisin hazırladığı düzmece tutanaklar dışında, arkadaşımın evinden alınan 20 adet Özgür Gündem gazetesi ve yedi Kürtçe teyp kasedi dışında tek bir delil ve tanık olmadan 17 faili meçhul olayın-ki birçoğu aslında hiç yaşanmamış, silah dahi kullanılmamış, kimsenin ölüp yaralanmadığı adli olaylardı- faili gösterilerek, anarşizan aktivist olmama rağmen örgüt üyesi olarak idamla yargılanıp, müebbet hapis cezasına çarptırıldım.

Bize işkence yapıp tutanakları hazırlayan terörle mücadele polis çetesi, bizden bir yıl önce gözaltına alınarak işkenceyle katlettikleri Baki Erdoğan adındaki devrimci nedeniyle 2002 yılında mahkum olup beşer yıllık ceza alarak, meslekten atıldılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu davada T.C Devleti’ni 100 bin Euro ceza ödemeye mahkum etti ve bu dava hükümetin “işkenceye sıfır tolerans” demagojisine vesile oldu. İşte bu profesyonel işkenceciler, haklarında dava açılmadan on gün önce mahkememizde ifade vererek, hazırladıkları tutanakların “samimi ifadelerimiz olduğunu ve işkence yapmadıklarını” söylemişlerdi. Bunun üzerine hem tescilli işkencecilerin mahkumiyet kararı, hem belgelerin sahteliği ve suç uydurma gerekçeleriyle, bugün gündeme getirilen CMK 311. Madde gereğince zaman içinde iki kere yargılama için başvurmuş, ancak gerekçe bile gösterilmeden reddedilmişti.

AİHM’de 1999’da avukatımızın yaptığı başvuru neticesinde DGM’nin “bağımsız ve tarafsız olmadığı, bu nedenle adil yargılama yapamayacağından” hareketle T.C Devleti’ni mahkum edip, 2003 yılında “yargılanmanın yenilenmesi” kararını verdi. Devlet bu kapsamda AİHM tarafından karara bağlanan 221 dosyayı 10 yıl boyunca kendi hukukuna ve “evrensel normlara” aykırı biçimde yeniden yargılamayı kabul etmedi. Bunun nedeni, 221 dosyadan birinin Abdullah Öcalan’a ait olmasıydı. “Kişiye göre hukuk olmaz” diyen devlet bunu engellemek için özel yasa çıkardı. Son birkaç yıldır AİHM’yle iktidarın görüşme trafiğiyle bu yükten kurtulmak için müzakereler yapılmış ve sadece Abdullah Öcalan dosyası dışarıda bırakılarak 4. Yargı Paketi’nde 220 dosya için yeniden yargılanma önündeki kısıtlayıcı engeller kaldırıldı. Bu hukuksuzluğa itiraz eden tek bir ses duymadık. Yasa 11.04.2013’te çıkmasına karşın 10 aydır TMK’dan sorumlu mahkemeler tarafından başvurular ısrarla reddedilip, hakkın kullanılmaması için somut “adil yargılama yapılmamıştır” kararına rağmen dosyayı esastan değil usulen, dosya üzerinden ele alıp, duruşma açmadan kapatmak istenmektedir. Zaten iktidarın da kısıtlayıcı engeli kaldırmadaki gayesi, adil yargılanmanın sağlanması değil, her fırsatta Avrupa Bakanlar Komitesi’nin kendisine bu dosyaları hatırlatmasından kurtulmaktı.

Bizler DGM’nde yargılandık ve bu mahkemeler AİHM kararları ve nihayetinde göstermelik biçimde de olsa, iktidarca da “adil ve tarafsız olmadığı” kabul edilerek kapatıldı. Ancak on binlerce insan bu mahkemelerin “düşman hukuku” esaslarına göre verdiği kararlarla yıllardır hapishanelerde tutulmaya devam ediliyorlar. Aynı şekilde heyetler ve yargılama usulleri korunarak -ki değişseler de bir şey fark etmeyecekti- önce “Özel Yetkili Mahkeme” tabelaları sonra da “CMK 250 Mad. İle Yetkili” yani “terör” mahkemeleri tabelaları asıldı. Ama bizim dava örneğimizde olduğu gibi, bu son mahkemelerin ÖYM’lerden, DGM’lerden ve hatta ünlü İstiklal Mahkemeleri’nden hiçbir farkı yok. Öyle ki, CMK 250. Madde ile yetkili İzmir 8. Ve 10. Ağır Ceza Mahkemeleri yeniden yargılama konusunda, CMK 312. Maddesinin tutuklu veya tutuksuz olarak yargılamanın yapılması hususunda inisiyatifi mahkeme heyetine bıraktığı için, kendi keyfine göre, tutuklu yargılanma süresi 10 yıldan 5 yıla düşürülmesine rağmen yargılamanın tutuklu yapılması gerekçesine “infazın durdurulmasını veya erteleme gerektirir herhangi bir nedenin bulunmadığı, ileride telafisi imkansız zarara sebebiyet verecek bir durum olmadığından” yazabilmektedir. Adil yargılanmadığımız kararına rağmen ve dava henüz başlamamışken mahkeme bu gerekçesiyle, “yeniden yargılama yapsak bile, ben yine aynı kararı vereceğim, onun için tutuksuz yargılamam” demektedir. Bu gerekçeyi beş yıldır içeride olan Ergenekon ve Balyoz sanıkları için değil, 20 yıldır hapiste, hakkında yeniden yargılanma kararı verilmiş, 220 dosya hakkında özel yasa çıkarılmış insanlar için bu değerlendirmeyi yapıyor. Bu karardan, iktidarın da muhalefetin de haberi var. Neden iktidar 17 Aralık Operasyonu’nu yapan yargıçları görevden aldığı gibi bu yargıçları da görevden almıyor? Neden ana muhalefet Ergenekon ve Balyoz sanıklarını yeniden yargılatmak için çırpındığı, avukatlığını yaptığı gibi bu hali hazırda yeniden yargılanma kararları olduğu halde, tutuklu yargılanma kararı verilen 20 yılı aşkındır hapiste olan devrimciler için sesini çıkarmıyor? Bu gerekçeyi bize üç hakim yazmadı. İktidarıyla, muhalefetiyle, bu sistemi böyle kuran zihniyet eskisiyle, yenisiyle, paraleliyle, yamuğuyla bir bütün olarak devlet yazdı.

Şimdi yine göstermelik olarak daha önce yaptığı gibi ÖYM’leri de, TMK 250. Mad. İle yetkili “terör” mahkemelerini de kaldırıyorum diyor iktidar. İnanalım mı? Tabi ki hayır! TMK kapı gibi yerli yerinde duruyor ve yarım ağızla bunu da seçimden sonra kaldıracağım diyor. TMK var oldukça –ki hiçbir iktidar böyle özel yetkili kanun ve mahkemelerden asla vazgeçmez- kendi “paralel devleti”nde, diğer tüm muhalif devrimci kesimleri de bu yolla tasfiye edip, mutlak iktidarını derinleştireceğini düşünüyor. Tarih, iktidar zehrini böyle kana kana içenlerin mezar taşlarıyla doludur. Kulağımda Danton’un sesi çınlıyor: “Devrim Mahkemesini geçen yıl bu zamanlar ben kurmuştum, bundan ötürü Tanrı’dan ve herkesten af diliyorum.” Danton giyotine giderken geç de olsa özür dileme “erdem”ini göstermiş, Robespierre’nin kaldığı evin önünden geçerken “Robespierre, arkamızdan geleceksin” diye bağırmıştı. Bu öngörüsü üç ay sonra gerçekleşmişti.

Bir önceki iktidar odaklarından, bu mahkemeleri kuran ve en acımasız şekilde devrimcilerin, Kürtlerin ve diğer tüm muhaliflerin üzerinde kullanan aynı geleneğin temsilcileri Ergenekon ve Balyoz sanıklarından Danton gibi bir pişmanlık, özür duymadık. Aksine, “Terörden yargılananlarla(devrimciler ve Kürtler kastedilerek) bizi nasıl bir tutarsınız, şu-bu yapılacaksa biz istemeyiz vb.” sözlerini, nerede hata yaptık diyerek hayıflandıklarını, rövanş alma gayesiyle şu anki iktidara “sen de aynı akıbeti yaşayacaksın” tehditlerini çokça duyduk, duyuyoruz. Zira iktidarın zihniyeti farklı olmadığından, bunların düştüğü hataya düşmemek için, halen kendi iktidarını tahkim etmekle uğraşıyor.

Bu nedenle, yeniden yargılanma tartışmasının kendisi demagojiden başka bir şey değildir. Sadece hakimlerden değil, iktidardan da tükürdüğünü yalamasını beklemek ham hayaldir. Sözde hukuk devleti olmanın işareti olarak CMK’da yer alan bu madde, istisnai bile değil, son derece göstermeliktir. Belki 90 yıllık ülke tarihinde bir elin parmakları kadar bile böylesi bir yola başvurulmamıştır. Bireyi teferruat olarak gören iktidarların zihniyetinden doğal olarak, böylesi bir hassasiyet beklenemez. İktidarlar için bir gün bu yola başvurmak ihtiyacı doğarsa, bu da ancak yandaşlarını kurtarmak ve aklamak için olacaktır. Buna karşın, devrimci muhalefetin sistemin çelişkilerini değerlendirmemesi, göz ardı etmesi düşünülemez. Bu anlamda iktidarın hiçbir meşruiyeti olmayan kurumlarının deşifre edilmesi için fırsat doğduğunda mahkeme kürsülerini direncin ve isyanın sözleriyle araçsallaştırmaktan kaçınmayacağımız da kesindir.

 

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 17. sayısında yayımlanmıştır.

The post Yalınayak: Yeniden Yargılama appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2014/05/10/yalinayak-yeniden-yargilama/feed/ 0