Galatasaray – Meydan Gazetesi https://meydan1.org Anarşist Gazete Tue, 14 Nov 2017 09:51:26 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.13 İktidarların Tribün Korkusu – Furkan Çelik https://meydan1.org/2017/11/14/iktidarlarin-tribun-korkusu-furkan-celik/ https://meydan1.org/2017/11/14/iktidarlarin-tribun-korkusu-furkan-celik/#respond Tue, 14 Nov 2017 09:51:26 +0000 https://test.meydan.org/2017/11/14/iktidarlarin-tribun-korkusu-furkan-celik/ On bin insan. Gözlerini dikmiş sahaya bakıyor, sahadakiler de birbirlerine. Koluna girdiğin kişinin adını bilmiyorsun. Yaşını belki tahmin edebilirsin ama nerede oturur, işi nedir, cebinde parası var mıdır? Aç mıdır, tok mudur? Annesinden azar yiyip mi gelmiştir buraya, arkadaşlarının yanından kaçıp mı? Bilemezsin. Gördüğün seninle aynı renk atkıyı boynuna doladığı. Hep bildiğin gol kaçınca bağrını […]

The post İktidarların Tribün Korkusu – Furkan Çelik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

On bin insan. Gözlerini dikmiş sahaya bakıyor, sahadakiler de birbirlerine. Koluna girdiğin kişinin adını bilmiyorsun. Yaşını belki tahmin edebilirsin ama nerede oturur, işi nedir, cebinde parası var mıdır? Aç mıdır, tok mudur? Annesinden azar yiyip mi gelmiştir buraya, arkadaşlarının yanından kaçıp mı? Bilemezsin. Gördüğün seninle aynı renk atkıyı boynuna doladığı. Hep bildiğin gol kaçınca bağrını sıktığı, gol atınca sımsıkı sarıldığı. Hele ki hakem hata mı yaptı? Başka hangi konuda böylesine hemfikir olabilirdiniz ki zaten?

90 dakika bitti mi, bazen inanılmaz mutlu bazen hayatın anlamını sorgularcasına çıkış kapısına yürürken 90 dakika boyunca sımsıkı sarıldığın bu insanı kaybedersin. Belki üzüntünün sebebi de budur…

Futbol çok keyifli bir oyundur. Ama oyun sadece sahada oynanmaz. Tribün de oyunun içinde bir parçadır. Futbol kulüpleri şirketleşmeye başladığından bu yana tribünün etkisiyle sahaya, sahanın etkisiyle tribüne müdahale başlamıştır. Yani oyun olan futbolun kalabalıklar tarafından izlenmesi, futbol kulüplerinin de bu kalabalığı kar elde edebilmek için kullanması, hem futbolu hem de tribünü bir endüstriye dönüştürmüştür. Artık futbol kulüplerinin tek amacı tribünlerin istedikleri “hiza”ya gelmesidir. Endüstriyel futbol var olduğundan beri bu böyle olmuştur…

Şimdilerde bir fabrika veya ağır sanayi işçisini futbolla çok bağdaştıramasak da bildiğimiz tanıdığımız birçok futbol takımı, işçilerin bu oyunu oynama “arzusuyla” kurulmuştur. Mesela Arjantin’de demiryolu işçilerinin kurduğu Boca Juniors, Türkiye’de 500 işçiden fazla işçi çalıştıranlara spor kulübü kurma zorunluluğu gelmesiyle kurulan demiryolu işçilerinin takımı Adana Demirspor… İngiltere’de West Ham-Millwall rekabetinin nedeni ne sanıyorsunuz? Green Street Hooligans filmindeki gibi bireysel bir kin değil. İki liman işçilerinin kurduğu takımın bir grev sürecinde anlaşamaması, futbol takımlarının birbirine “düşman” olmasına neden olmuştur. Almanya’da zengin Hamburg’un köşede kalmış mahallesinde kurulan St.Pauli de işçi takımı olmasa da duruşuyla zenginlik karşıtı bir tavırdadır. Liverpool, Arsenal, Livorno, Schalke, Karabükspor, Zonguldakspor… diye listeyi uzatabiliriz.

Bu saydığım işçi kulüpleri de dahil olmak üzere futbolun oyun olarak ilgi görmesiyle tüm kulüpler ticari hamleler yapmışlardır. Yoğun ilgi “para kaynağı” olarak görülmüş, eski yüzyıllardan kalan gladyatör arenaları yerini devasa stadyumlara bırakmaya başlamıştır. 40, 60, 80 hatta 100 bin kişilik stadyumlar kulüplere yüksek gelir sağlarken kapitalizmin tüketim çılgınlığından da nasibini almıştır.

Bu dönüşüm için pilot bölge olarak İngiltere Premier Ligi seçilmiş, tüm ülke liglerinde İngiltere ligi örnek gösterilerek olası dönüşümler meşrulaştırılmıştır. Türkiye’deki e-bilet uygulaması da yine Avrupa’da seneler önce kendisini “Endüstriyel Futbol”un beşiği haline getiren ligler örnek alınarak devreye konulmuştur. Tabi Türkiye’deki bu dönüşüm belki de 5-10 sene sonra olacakken, hızla devreye konulmasının belki de başlıca nedeni 2013 yılında Taksim’de başlayan Gezi İsyanı, sonraki süreçte bu isyanın tribünlerde yer bulmasıdır.

Hatırlarsanız 2013 Mayıs ayında başlayan Gezi İsyanı sonraki sene tribünlerde 34. dakikada “Her yer Taksim Her yer direniş” sloganıyla yer bulmuştu. Bu slogan takımın renklerinin ne olduğu fark etmeksizin her tribünde aynı coşkuyla söylenmişti. Gezi isyanını sokakta “kontrol altına” alan iktidar, tribünlerde alamayınca 2014 yılında Passolig uygulamasını devreye koyma kararı almış ve hızla bu sisteme geçmeyi zorunlu hale getirmişti. İktidar tribünlerin kontrolsüz bir yer olmasından o kadar rahatsızdı ki “Çarşı” grubunu darbe teşebbüsü ile yargılaması da bunun en açık göstergesiydi.

Passolig’in futboldaki şiddet olaylarını önleme bahanesi kısa bir zamanda çökmüş, şiddet ve holiganlık devam etmiş, tribünler muhalif ses olmayı sürdürünce de tüm taraftarlara “6222 sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlemesine Dair Kanun uyarınca” passoligleri iptal edilerek, para cezaları verilmiştir. Passoligle tribünlerde geliştirilen gözetleme sistemleri iktidarın her koltuğa ulaşmasını sağlamış, böylelikle tribünün sesinin kesilmesi beklenmiştir.

Bazı durumlarda para cezası vermek ve passolig iptali de yeterli görülmemiştir. Gözdağı vermesi açısından “Nuriye Semih Yaşasın” pankartı açan Beşiktaşlılar tutuklanmış, hukuki bir karşılığı olmadığından itirazlar sonrası kısa sürede serbest bırakılmıştır.

Bu durum sadece Türkiye’de değil Türkiye futbol liginin örnek aldığı liglerde de görülmektedir. İskoçya ligindeki Celtic taraftarları İrlanda’nın bağımsızlığını savunan İRA (İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu) yanlısı bayrak ve pankartlar açması nedeniyle tespit edilip defalarca kez tribünlerden uzaklaştırılmıştır. Bu gibi tepkisel pankartların Şampiyonlar Ligi gibi UEFA’yı ilgilendiren maçlarda açılması durumunda da UEFA kulübe baskı yapan bir kurum rolünü fazlasıyla yerine getirmiş ve kulübün bu “zararlı” taraftarları uzaklaştırması için her türlü yaptırımı uygulamıştır.

Geçtiğimiz senelerde Avrupa’daki anarşist hareketin, sokak eylemlerinin yükselmesiyle UEFA anarşizmin sembolüne benzerliğinden dolayı Şampiyonlar Ligi maçlarında Beşiktaş tribünlerinde “çarşı” yazılı veya “A” harfi yuvarlak içine alınmış pankartları maç öncesinde toplatmıştı. Bu da korkunun UEFA’yı paranoyaklaştırması gibi görülebilir.

Gelinen noktada tribünlerdeki birçok çatlak, futbol yöneticileri ve gözetleyicileri tarafından kapatılmıştır. Yeni çatlaklar patlak verse de, tribünlerden kısık da olsa muhalif sesler duysak da, futbol endüstrisinin daha da kötü bir noktaya gideceği ve tüm sesleri kısacağı aşikardır. Tribünlerin yaşanan bir haksızlığa, adaletsizliğe karşı kendi renkleriyle yorumlayıp ürettikleri sloganları, ıslıkları, pankartları, koreografileri yasaklayarak futbolu sadece izleyip tüketebileceğimiz, Umberto Eco’nun dediği gibi “Pazar günü maç varsa devrim yapamazsın” sözü gibi karalamak ve bir oyun olmaktan çıkarmak istiyorlar. Ancak gün gelir, sessizlik bozulur, herkesin alışık olduğu üçlünün ardından bir ıslık sesi duyulur; korkuyla kapatılmaya çalışılan çatlaklar derinleşir ve oyun yeniden kurulur.


Furkan Çelik

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 41. sayısında yayınlanmıştır. 

The post İktidarların Tribün Korkusu – Furkan Çelik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/11/14/iktidarlarin-tribun-korkusu-furkan-celik/feed/ 0
Galatasaray’ın “Ayağa Kalk” Koreografisine Soruşturma Başlatılacak https://meydan1.org/2017/10/23/galatasarayin-ayaga-kalk-koreografisine-sorusturma-baslatilacak/ https://meydan1.org/2017/10/23/galatasarayin-ayaga-kalk-koreografisine-sorusturma-baslatilacak/#respond Mon, 23 Oct 2017 14:43:19 +0000 https://seninmedyan.org/?p=18453 Dün akşam oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçında, UltrAslan taraftarlarının, “Ayağa Kalk” koreografisine soruşturma açılacağı duyuruldu. Başbakanlık kaynakları tarafından yapılan açıklamada Başbakan Binali Yıldırım’ın Galatasaray-Fenerbahçe arasında dün akşam oynanan maçta, Galatasaray tribünlerinde “Siz diz çöktüğünüz için onlar büyük görünüyor, ayağa kalk” adıyla açılan pankart ile ilgili soruşturma açılması yönünde talimat verdiği bildirildi.

The post Galatasaray’ın “Ayağa Kalk” Koreografisine Soruşturma Başlatılacak appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Dün akşam oynanan Galatasaray-Fenerbahçe maçında, UltrAslan taraftarlarının, “Ayağa Kalk” koreografisine soruşturma açılacağı duyuruldu.

Başbakanlık kaynakları tarafından yapılan açıklamada Başbakan Binali Yıldırım’ın Galatasaray-Fenerbahçe arasında dün akşam oynanan maçta, Galatasaray tribünlerinde “Siz diz çöktüğünüz için onlar büyük görünüyor, ayağa kalk” adıyla açılan pankart ile ilgili soruşturma açılması yönünde talimat verdiği bildirildi.

The post Galatasaray’ın “Ayağa Kalk” Koreografisine Soruşturma Başlatılacak appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/10/23/galatasarayin-ayaga-kalk-koreografisine-sorusturma-baslatilacak/feed/ 0
“Tepetaklak” – Didem Deniz Erbak https://meydan1.org/2017/01/02/tepetaklak-didem-deniz-erbak/ https://meydan1.org/2017/01/02/tepetaklak-didem-deniz-erbak/#respond Mon, 02 Jan 2017 17:40:45 +0000 https://test.meydan.org/2017/01/02/tepetaklak-didem-deniz-erbak/ Hızla havadan gelen topu izlersin, yukarıya zıplayarak kendini bırakırsın, sırtın yere gelecek şekilde adeta yere paralelmişcesine uçarsın. Topa sağ ayağınla vuracak gibi yapıp aşağıdaki sol ayağını yaylayarak vurursun, Newton’un yer çekimini yasasına meydan okursun. Meydan okuman sırt üstü yere yapışmanla sonlanır. Anlatıldığında çok şov bir vuruş gibi anlaşılmıyorsa da, böyle bir golü izlediğinde heyecanlanırsın. Bu […]

The post “Tepetaklak” – Didem Deniz Erbak appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
rovesata

Hızla havadan gelen topu izlersin, yukarıya zıplayarak kendini bırakırsın, sırtın yere gelecek şekilde adeta yere paralelmişcesine uçarsın. Topa sağ ayağınla vuracak gibi yapıp aşağıdaki sol ayağını yaylayarak vurursun, Newton’un yer çekimini yasasına meydan okursun. Meydan okuman sırt üstü yere yapışmanla sonlanır. Anlatıldığında çok şov bir vuruş gibi anlaşılmıyorsa da, böyle bir golü izlediğinde heyecanlanırsın.

Bu en şov vuruştur; çünkü sokakta maç yapanlar bilir ki ayakla attığımız goller 1’lik, kafa ve vole vuruşu 3’lük iken, röveşata 5’lik bir goldür. Bazı mahallelerde 6’lık 8’lik sayıldığı bile görülmüştür. Korkuna rağmen cesaretini toplayarak, toprak ya da beton zemine yapışacağını bile bile bu en zor, zorun zoru vuruşu yaparsın ve adeta tepetaklak olursun. Eğer topa vurmuş ve golü atmışsan; karşı takımdakileri, kendi takım arkadaşlarını ve tüm izleyenleri tepetaklak etmişsindir. Topa vuramamışsan yani sıyırmışsan; sırtında yer, gözlerinde gökyüzü, kulağında kıs kıs gülmelerin sesleriyle tepetaklak olmuşsundur. İşte böyle bir vuruştur röveşata.

Chilena’dan Röveşataya

Tepetaklak olma anlamına gelen röveşatayı futbol müsabakalarında ilk vuran Şilili futbolcu Ramón Unzaga 1914 yılında atmıştır. Hatta bu yüzden Şili’de k 600 kg’lik bir heykeli dikilmiştir. Bu sebeple hareket senelerce Chilena diye anılmıştır. 1930′larda ise Brezilyalı Silva, 1960′larda da Pele “Chilena” vuruşunu bolca yaparak dünya futbol tarihine bu şov vuruşu katmışlardır.

Asla Pes Etme Röveşatası

Röveşata gollerini çok izleyemeyiz; çünkü sokaktan stadlara, oyundan kumara giden futbol içinde röveşatanın bizdeki korkusunda bir değişim olmuştur. Toprak ve beton zemin değişmiş, yer çim olmuştur, vuruş kolaylaşmış gibi gözükse de aslında zorlaşmıştır. Seni izleyen kulüp başkanından teknik direktörüne, mesai arkadaşın kaleciden stopere, tribünlerden ekranlardaki milyonlara rezil olmak vardır. Sol açığın biraz arkana yaptığı ortanın sorumluluğunu üstlenmeden geçiştirmek varken vurup vuramayacağını bilmediğin ama inandığın vuruşu seçmek zordur. Antrenmanlarda yüzlerce kez çalıştığın bu vuruşu maçta yapmak zordur. Pes etmeden sürdürülmesi gereken bir istek gerektirir. “Denedim olmadı”, “denedim ıskaladım”, “herkes güldü”, “rezil oldum!” demeden, “yaaa şu topa doğru düzgün vuramıyorsun, röveşata ile mi vuracaksın” azarlarına aldırmadan, asla pes etmeden bir daha ve bir daha vuracaksın.

Tepetaklak Röveşata

Sokak oyunlarında kafa ya da vole 3’lük, röveşata 5’lik sayılır diye az önce bahsetmiştim. Vurulamayan vuruş, atılamayan goldür diye puanı yüksektir röveşatının. Ayrıca karşı takımı madara etmenin de vuruşudur.

1989’da Galatasaray Fenerbahçe maçında Galatasaray 3-0 öndedir. Kazandıklarını düşünen Galatasaraylılar rahatlar, gevşer. Prekazi orta sahada röveşata ile güzel bir pas atar. Attığı pası Kovaçeviç yine bir röveşata ile paslar. Art arda yapılan bu röveşatalarla Galatasaray Fenerbahçe’yi sadece 3-0 yenmekle kalmaz; adeta madara etmiş olur. Ancak maçın sonuna gelindiğinde “tepetaklakla” eğlenen Galatasaray adeta vuruşu sıyırmış forvet gibi tepetaklak olur ve Fenerbahçe’ye 3-4 yenilir. İşte bundan dolayı zordur Röveşata. Vurursan havalara uçarsın, vuramazsan yerlerde sürünürsün.

Talihsiz Röveşata

Dünya futbol tarihinin talihsiz röveşatalarından biri de Beşiktaş’ın vazgeçilmez defanslarından Recep’in başına gelmiştir. Takoz Recep lakaplı Recep Beşiktaş’ın 1990’da Malmö ile yaptığı maçta, Malmö’nün atağında yapılan ortaya aşırı tepetaklak bir vuruş yaparak kendi kalesine röveşatayla gol atmıştır. Maç 2-2 iken 3-2 olmuş ve Beşiktaş yenilmiştir.

Kapitalist Röveşata

Bir de risklerine rağmen olur olmadık pozisyonlarda röveşata vuranlar vardır. Riski severler. Bir kere de olsa vuruşlarıyla gol atmışlardır, havada uçmanın keyfini almışlardır. O imkansız vuruşu yapmış, golü bulmuşlardır. Ama forvetlerden çok azı Fenerbahçeli Sow’un yaptığını yapmıştır. 2016’da yapılan Manchester maçının ilk dakikalarında röveşatayla gol atan Sow İngiltere basınının ilgisini yeterince çekememiştir. Ortalama bir röveşata övgüsüyle geçiştirilmişken bu maçtan tam 24 gün sonra bir röveşata haberiyle ilgi çekmeye başlamıştır. Sow röveşata vurmaktan vazgeçmemiş ve Feyenord maçında bir röveşata golü daha atmıştır. Fenerbahçe takımının şirketi Fenerium’un tasarımcıları da adeta röveşataya röveşata vurarak; Sow’un formasını tekrar tasarlayıp sırt yazılarını yer çekimine ters basarak satışa çıkarmışlardır. İngiltere spor gazetelerinin ilgisini de Sow’un röveşatası değil, bu formalar çekmiştir. Son transferinden bu yana Sow’un satılmış tüm formalarından kat be kat daha çok forma satılmasını sağlayan bu ters forma, her şeyi ranta çeviren kapitalizmin bir başka röveşatası olmuştur.

Röveşata fırsattır.

Sokağın oyunundan endüstrinin kumarına dönüşen futbolun en şov vuruşuyla gol atmak ne kadar keyifliyse; gol yemek de bir o kadar da üzücüdür. Oyunun kumara dönüştüğü futbolda eski stadlara kaçak sıvışmak bizim attığımız bir röveşata ise; yeni stadlara passoligle girme zorunluluğu bize atılan bir röveşatadır. Böyle sürerse daha çok röveşata vururlar ve bizi daha çok madara ederler. Kaleci berbat, defans hantal, orta saha oynamıyor, forvet koşmuyor, kimse inanmıyor mu?! Riskleri umursamadan, sol açığın biraz arkana yaptığı ortaya, yani arkanda kalan topa, inanırsan röveşata vurabilirsin. Röveşatan gol olursa her şey tepetaklak olur.


Didem Deniz Erbak

[email protected]

 Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 35. sayısında yayınlanmıştır.

The post “Tepetaklak” – Didem Deniz Erbak appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2017/01/02/tepetaklak-didem-deniz-erbak/feed/ 0
“Passo Sömürü Passo Fişlme” – Furkan Çelik https://meydan1.org/2014/12/22/passo-somuru-passo-fislme-furkan-celik/ https://meydan1.org/2014/12/22/passo-somuru-passo-fislme-furkan-celik/#respond Mon, 22 Dec 2014 19:50:53 +0000 https://test.meydan.org/2014/12/22/passo-somuru-passo-fislme-furkan-celik/ Öncelikle Passolig’in temelleri nasıl atıldı ona bir bakalım: 2011 yılında TBMM’de 6222 sayılı “Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair” adıyla çıkan kanun ile birlikte TFF, kulüplerin yasaya göre uygulamaları kendi başına yapmasına karşı merkezi bir e-bilet uygulaması planladı. Bunun için açtığı ihaleyi, Çalık grubuna ait olan Aktifbank 70 milyon dolar ile kazandı. Taraftar Zorunlu Olarak […]

The post “Passo Sömürü Passo Fişlme” – Furkan Çelik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Öncelikle Passolig’in temelleri nasıl atıldı ona bir bakalım: 2011 yılında TBMM’de 6222 sayılı “Sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesine dair” adıyla çıkan kanun ile birlikte TFF, kulüplerin yasaya göre uygulamaları kendi başına yapmasına karşı merkezi bir e-bilet uygulaması planladı. Bunun için açtığı ihaleyi, Çalık grubuna ait olan Aktifbank 70 milyon dolar ile kazandı.

Taraftar Zorunlu Olarak Banka Müşterisi

Mayıs ayında başlayan e-bilet uygulaması, yeni sezonun açılmasıyla zorunlu hale getirildi. Artık eskisi gibi kağıt bileti alanlar statlara giremiyor; ilk önce fotoğraflarının, kimlik numaralarının ve adlarının yazılı olduğu “PASSOLİG Kart”larını almaları gerekiyor. Biletleri de Passolig online sisteminden alarak, kartlarına yükletmesi gerekiyor. Aldığımız Passolig kartı ile 3 seçenek sunuluyor gibi gözükse de, her durumda Aktifbank müşterisi oluyoruz. Hiç müşterisi bulunmayan Aktifbank da, binlerce taraftarı böylece bankasının müşterisi haline getiriyor.

Passolig Fişlemedir

Passolig’in devlet tarafından savunulmasındaki en belirgin sebep tribünlerdeki kavga vb. olayların bitirilmesi olsa da, asıl amaç; tribünleri dönüştürüp devlet politikalarına karşı daha uysal ve kapitalizm için daha tüketici hale getirmektir. Futbolu sadece izlemekle yetinmeyen, iki takımın maçında kendisini de oyunda üçünü özne olarak gören, oyunu tribünde oynayan taraftar; kapitalizm için çok iyi bir model değildir. Transfer borsalarıyla, sponsorlarla, reklamlarla, bilet fiyatlarıyla zaten endüstriyelleştirilen futbolda, şimdi yine bir dönüşüm gerçekleştirilmek isteniyor. Sıvası dökülmüş statların yepyeni olması, stat büfelerinin markalaşması, stat içerisine kafeler, restoranların açılması, kar yağarken bile sıcak koltuklarda maç izlenmesi; taraftarı iyice müşterileştirip daha fazla tüketime yönlendirilmesi anlamına geliyor. Aynı zamanda güvenlik kameralarının sözde güvenlik için her noktaya konmasıyla, e-biletle stada giren herkesin bilgilerinin alınıp fişlenmesiyle devlet; kendisi için uysallaşan bir tribün yaratmaya çalışıyor. Uysallaşmayanı da fişliyor, cezalandırıyor, yasaklıyor.

Bu Passolig’ten önce futbolun endüstriyel olmadığı anlamına gelmez. Ancak kapitalizmin açık bıraktığı kanattan sokabilirdi yaşama dair şeyleri taraftar. Hasankeyf’te katledilen yaşamı, Soma’da ya da Gezi Direnişi’nde katledilenleri unutmazdı, haykırırdı tribünlerde. Ama şimdi devletin daha rahat kontrol edebileceği bir hal aldırılmaya çalışılıyor tribünler.

Passolig’e Karşı Boykot

TFF’nin ve devletin e-bilet pohpohlaması, bir yanılsama yaratırken; her hafta oynanan maçlarda tribünlerin bomboş oluşu, gerçekleri gözler önüne seriyor. Passolig boykotu ilk olarak, geçen sene Beşiktaş ile Fenerbahçe arasında oynanan maçta, çağrı ile derbi maçında gerçekleşmişti. 80 bin kişilik Olimpiyat stadında, 8 bin 123 bilet satılmıştı. Bu sezonla beraber, Süper Lig’de taraftar ortalaması düşerken, asıl tepki 1. ligdeki şehir takımlarından geldi. Sene başından itibaren kombine kart almayarak Passolig’i boykot eden taraftarlar, 1. ligdeki maçların taraftar sayısını %70 oranında düşürdü.

Passolig’e karşı tavır bu kadar net olup tribünleri bomboş bırakınca, hemen karşı atak geldi. Passolig yanlısı açıklamalar, yalan yanlış haberler kamuoyuna sunulmaya başlandı. Antalya’da birçok okulda öğrencilere ücretsiz Passolig dağıtıldığı duyuldu önce, birçok şirketin işçilerine dağıttığı Passolig kartlarıyla, satışlarına yoğun ilgi varmış havası estirilmeye çalışıldı. Bazı taraftar gruplarının amigoları, endüstriyel futbolun yarattığı “fanatizm” duyguları ile “Passolig kart alın, takımımızı yalnız bırakmayın!” çağrıları yaptı. Kulüp yöneticileri Passolig’in takımlarına ne kadar gelir kattığı nidaları attı. Bakanlar, tribünlerde kavgaların ve olayların azaldığı palavralarından attılar. Passolig satışları patladı denilse de, her hafta tribünlerdeki manzara, en azından şuan için Passolig’in kabul görmediğinin göstergesi.

Futbola yönelik devletçi ve kapitalist hamlelere karşı; toprak sahalardan bir kontra gelecektir. Her geçen gün sayısı artan taraftarların kendilerinin oluşturduğu ligler, futbolun seyreden-izleyen ikiliğini ortadan kaldırırken, iktidarların kirletmeye çalıştığı futbola kolektif ruhunu geri kazandıracaktır.

Furkan Çelik
[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 23. sayısında yayımlanmıştır.

The post “Passo Sömürü Passo Fişlme” – Furkan Çelik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2014/12/22/passo-somuru-passo-fislme-furkan-celik/feed/ 0
Dakika 34: Yüklen – Furkan Çelik https://meydan1.org/2013/09/08/dakika-34-yuklen-furkan-celik/ https://meydan1.org/2013/09/08/dakika-34-yuklen-furkan-celik/#respond Sun, 08 Sep 2013 13:22:39 +0000 https://test.meydan.org/2013/09/08/dakika-34-yuklen-furkan-celik/ Tribünlerde 90 dakika bağırma kültürü, daha çok 1980 sonrasında başlamıştır. 90 dakikalık maçta o kadar çok bağırırsın ki, maçın etkisi, sonraki birkaç gün boyunca birine selam verdiğinde bile anlaşılır bazen. Ama öyle dakikalar vardır ki, keskin bir viraj gibidir, kırılma noktasıdır. Takımının gol atması için tüm gücünle bağırırsın, ya takımın senden aldığı güçle atar golü […]

The post Dakika 34: Yüklen – Furkan Çelik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Tribünlerde 90 dakika bağırma kültürü, daha çok 1980 sonrasında başlamıştır. 90 dakikalık maçta o kadar çok bağırırsın ki, maçın etkisi, sonraki birkaç gün boyunca birine selam verdiğinde bile anlaşılır bazen. Ama öyle dakikalar vardır ki, keskin bir viraj gibidir, kırılma noktasıdır. Takımının gol atması için tüm gücünle bağırırsın, ya takımın senden aldığı güçle atar golü ya da yaptığı ataklar sonrasında bir kontradan yer golü. İşte bu anda hep birlikte aynı sesi çıkarman gerekir ki, o golü takımın atsın. Bunun için hep bir ağızdan aynı anda “Yüklennn yüklenn” diye bir ses gelir, sonra en sertinden slogan patlatılır.

Yeni sezonla birlikte başka bir kritik dakika daha geldi önümüze. Taksim Direnişi’ni sembolize etmek için bütün tribünler 34. dakikada hep bir ağızdan yükleniyorlar, tıpkı direnişte barikatlara yüklendikleri gibi.

Taksim Direnişi süresince gerek İstanbul’da gerekse İzmir, Ankara, Adana, Antakya gibi birçok farklı şehirde, taraftar grupları devlet şiddetine karşı en önde, hep birlikte direniyorlardı. Bu direnişin ardından, lig başladığında tribünlerde de aynı seslerin yükseleceği zaten aşikardı.

Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç da Antartika’da yaşamadığı için, tribünlerden devlet şiddetine karşı tepkilerin yükseleceğini tahmin etmiş olsa gerek ki, lig başlamadan tüm taraftarlara göz dağı vermeye çalıştı. Kamera ve elektronik bilet uygulamalarıyla “sizi gözetliyoruz” tehdidinden sonra “Kanunun uygulanacağını herkes bilecek. Temennim can yanmaması ama yanabilir. Uyarıyorum, Burası muz cumhuriyeti değil, yapanları buluruz.” diyor. Bakan Kılıç’ın tehditlerine rağmen daha ilk haftada tribünlerde protestoların başlaması, tribünlerin sesinin kontrol altına alınamayacağının en önemli göstergesi oldu.

Sezon başlamadan önce Beşiktaş’ın Alman ikinci lig takımı St.Pauli ile yaptığı maçta Alman taraftarların tribünlerde açtığı “Her yer Taksim Her yer Direniş” pankartı bizlere uzaklardan bir göz kırpmıştı. İlk olarak Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki süper kupa finalinde iki takımın taraftarları, Taksim direnişi sloganlarını hep bir ağızdan haykırmıştı.

Ligin başlamasıyla birlikte Beşiktaş, Olimpiyat Stadı’nda Trabzonspor ile oynadığı maçın 34. dakikasında “Her yer Taksim Her yer Direniş” sloganıyla birlikte “Sık Bakalım” marşını da söylemişti. Yayıncı kuruluşun bakanın söylediği tehditlere boyun eğmesiyle, televizyonlarda bu sloganların söylendiği dakikalarda sadece spikerin sesini duyabildik. Ardından Galatasaray ile Antepspor arasında oynan maçta, Arena Taksim slognalarıyla inledi; Fenerbahçe, Konyaspor deplasman otobüslerinden sonra, kendi stadında Arsenal ile oynadığı maçta sloganları haykırmıştı. Lig maçına istinaden Fenerbahçe-Arsenal maçını yayınlayan TV kuruluşu gelen tepkilerden çekinmiş olsa gerek ki, ses ayarına hiç dokunamamıştı.

Yayıncı kuruluşların, Spor Bakanlığı’nın, futbol kulüplerinin, kısacası endüstriyel futbol sektörünün istediği tribün gençliği, tribünlerde yer bulmuyor. Zaten Taksim direnişinde yer almayan, Kaz Dağları’nı, Hasankeyf’i görmeyip, Eto’ya yapılan ırkçılık sonrasında empati kurmayan, nerede olursa olsun depremi içinde hissedip acısı sokakların tavanı kadar olmayan taraftara da taraftar denmez, müşteridir o müşteri. Ya da bakanın yaşadığı antartikanın pengueni.

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 12. sayısında yayımlanmıştır.

The post Dakika 34: Yüklen – Furkan Çelik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2013/09/08/dakika-34-yuklen-furkan-celik/feed/ 0