hapishane – Meydan Gazetesi https://meydan1.org Anarşist Gazete Sat, 24 Apr 2021 10:55:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.13 Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden Online Etkinlik https://meydan1.org/2021/04/24/tutsaklarla-dayanisma-inisiyatifinden-online-etkinlik/ https://meydan1.org/2021/04/24/tutsaklarla-dayanisma-inisiyatifinden-online-etkinlik/#respond Sat, 24 Apr 2021 10:32:52 +0000 https://meydan1.org/?p=71709 Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), “Hapishanelerde Pandemi Bahanesiyle Yaşanan Hak İhlallerini Konuşuyoruz” etkinliği gerçekleştirecek. Zoom ve Youtube üzerinden canlı yayın olarak yapılacak etkinliğe, tutsak aileleri, ev hapsi alan öğrenciler, tutsakların yaşadıkları hak ihlallerini sürekli gündeme getiren gazeteci Hüseyin Aykol, yazar Adil Okay ile Asrın Hukuk Bürosu avukatı Rezan Sarıca ve TDİ avukatı Seher Dursun katılacak. Tutsak […]

The post Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden Online Etkinlik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), “Hapishanelerde Pandemi Bahanesiyle Yaşanan Hak İhlallerini Konuşuyoruz” etkinliği gerçekleştirecek. Zoom ve Youtube üzerinden canlı yayın olarak yapılacak etkinliğe, tutsak aileleri, ev hapsi alan öğrenciler, tutsakların yaşadıkları hak ihlallerini sürekli gündeme getiren gazeteci Hüseyin Aykol, yazar Adil Okay ile Asrın Hukuk Bürosu avukatı Rezan Sarıca ve TDİ avukatı Seher Dursun katılacak.

Tutsak ailelerinden Döndü Şen ile Hıdır Sabur’un yanı sıra, ev hapsi alan öğrenciler Hivda Selen ve Muhammet Hizmetci de etkinliğin katılımcıları arasında. İHD Hapishane Komisyonu Sözcüsü Mehmet Acettin ile Wernicke Korsakoflular ve Eski Mahpuslar ile Dayanışma Derneği’nden Nihat Göktaş da etkinliğe katılım gösterecek.

Etkinlikte ayrıca, LGBTİ tutsakların hapishanelerde yaşadıkları hak ihlallerine dair de konuşulacak. Tecrit içerisinde tecrit uygulanan trans tutsakların yaşadıkları baskıları ise Nergis Şen anlatacak.

Yayın linkleri Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nin Youtube hesabından paylaşılacak.

The post Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden Online Etkinlik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2021/04/24/tutsaklarla-dayanisma-inisiyatifinden-online-etkinlik/feed/ 0
Hak İhlallerini Bildiren Tutsağa 1 Ay Görüş Yasağı https://meydan1.org/2020/11/09/hak-ihlallerini-bildiren-tutsaga-1-ay-gorus-yasagi/ https://meydan1.org/2020/11/09/hak-ihlallerini-bildiren-tutsaga-1-ay-gorus-yasagi/#respond Mon, 09 Nov 2020 15:53:27 +0000 https://meydan.org/?p=66379 Antep H Tipi hapishanesinde bulunan ve 27 yıldır tutsak edilen Şemsettin Kargılı’ya, hapishanede yaşadığı hak ihlallerini kızı aracılığıyla kamuoyuna aktardığı gerekçesiyle, hakkında disiplin soruşturması açılarak, 1 ay boyunca görüş yasağı verildi. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hasta tutuklular listesinde olan Kargılı, 22 Ekim’de ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, hak ihlallerinin arttığını, sağlık durumunun iyi olmadığını, hastaneye götürülmediğinden […]

The post Hak İhlallerini Bildiren Tutsağa 1 Ay Görüş Yasağı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Antep H Tipi hapishanesinde bulunan ve 27 yıldır tutsak edilen Şemsettin Kargılı’ya, hapishanede yaşadığı hak ihlallerini kızı aracılığıyla kamuoyuna aktardığı gerekçesiyle, hakkında disiplin soruşturması açılarak, 1 ay boyunca görüş yasağı verildi. İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) hasta tutuklular listesinde olan Kargılı, 22 Ekim’de ailesiyle yaptığı telefon görüşmesinde, hak ihlallerinin arttığını, sağlık durumunun iyi olmadığını, hastaneye götürülmediğinden dolayı tedavi olamadığını aktardı. Kargılı, ayrıca dağıtılan yemeklerin kampüsteki başka cezaevinden getirildiğini belirterek, “2 kişilik yemek, 8 kişiye veriliyor. Yemekler bozuk ve yenilmiyor” dedi.  

 Babasıyla bugün yaptığı telefon görüşmesiyle yasağı öğrenen kızı Rojda Kargılı, hapishane yönetiminin babasına “Devlet işini gücünü bırakmış seninle mi uğraşacak” dediğini aktardı. Kargılı, babasının karara itiraz etmesi durumunda mahkemeye götürüleceği ve mahkeme dönüşünde 15 gün boyunca karantinada kalacağından dolayı itirazda bulunmayacağını söyledi.

The post Hak İhlallerini Bildiren Tutsağa 1 Ay Görüş Yasağı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/11/09/hak-ihlallerini-bildiren-tutsaga-1-ay-gorus-yasagi/feed/ 0
Hapishanelerde Kalıcı OHAL https://meydan1.org/2020/10/26/hapishanelerde-kalici-ohal/ https://meydan1.org/2020/10/26/hapishanelerde-kalici-ohal/#respond Mon, 26 Oct 2020 09:30:51 +0000 https://meydan.org/?p=65755 Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), 15-30 Eylül arasında tutsaklardan gelen başvurulara ilişkin rapor yayınladı. Rapordan anlaşıldığı üzere korona krizi bahanesiyle arttırılan baskılar sürerken buna karşı tedbirler azaltılıyor. Korona krizinin başlangıcında hapishanelerde belli aralıklarla dezenfektan çalışmalarının yapıldığı ancak son dönemde bunların yapılmadığı belirtilen raporda ayrıca havalandırmanın arttırılması gerekirken kısıtlandığı da açıklandı. Tutsaklara temizlik malzemelerinin […]

The post Hapishanelerde Kalıcı OHAL appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST), 15-30 Eylül arasında tutsaklardan gelen başvurulara ilişkin rapor yayınladı. Rapordan anlaşıldığı üzere korona krizi bahanesiyle arttırılan baskılar sürerken buna karşı tedbirler azaltılıyor. Korona krizinin başlangıcında hapishanelerde belli aralıklarla dezenfektan çalışmalarının yapıldığı ancak son dönemde bunların yapılmadığı belirtilen raporda ayrıca havalandırmanın arttırılması gerekirken kısıtlandığı da açıklandı. Tutsaklara temizlik malzemelerinin çok sınırlı verildiği, kimi hapishanelerde ise çok yüksek fiyata satıldığı belirtildi.

Tutsakların hastanelere sevkinin yapılmadığına yönelik şikayetler artarken karantina alanı olarak düzenlenen koğuşlardaysa baskının iyiden iyiye yükseldiğine vurgu yapılan raporda, uzun zamandan beri var olan kapasite sorununun fiziksel mesafelerin korunması telkinlerinin yapıldığı korona krizinde de sürdüğü belirtildi.

CİSST’in bu raporunun tutsaklardan gelen mektuplar değerlendirilerek hazırlandığı ve hapishaneden çıkan mektupların genellikle sansürlendiğini düşündüğümüzde şikayetlerini ulaştıramayan daha birçok tutsağın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Mektuplar çoğu zaman hapishaneden çıkarılmazken üstüne üstlük bu şikayetlerde bulunan tutsaklara türlü bahanelerle iletişim cezaları verilerek ayrıca tecrit uygulamasına gidiliyor.

Hapishanelerin ne durumda olduğunu gösteren bir fotoğraf da geçtiğimiz günlerde gündem oldu. Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevinden ihraç edilen polis Mustafa Kabakçıoğlu, 29 Ağustos 2020 tarihinde Gümüşhane Hapishanesi’nde yaşamını yitirmişti. Gündem olmasını sağlayan durumsa Kabakçıoğlu’nun karantina hücresinde plastik sandalye üzerinde yaşamını yitirdiğini gösteren fotoğrafın ortaya çıkması. Gümüşhane Başsavcılığı, 20 Ağustos’ta Covid-19 şüphesiyle karantina hücresine alınan Kabakçıoğlu’nun hastaneye gitmeyi reddettiğini iddia ederek sorumluluğu üzerinden atmaya çalışıyor. Son dilekçesini 27 Ağustos’ta yazabilen Kabakçıoğlu dilekçesini hiçbir işlemi yapamadığını söyleyerek bitiriyor. Savcılığın açıklamasındaki hastaneye gitme konusundaki reddin altında Kabakçıoğlu’nun değil gardiyanların imzası bulunuyor.

Devlet refleksi yine şaşırtmadı; tutsağın yaşamını yitirmesinde ihmali hatta kastı bulunanların değil soruşturma dosyasında yer alan fotoğrafların basına ulaştırılması sonucu gündem olmasını sağlayanların bulunmasına ilişkin soruşturma başlatıldığı açıklandı.

Hapishanelerde artarak devam eden bu baskılar tutsaklar tarafından direnişle karşılanıyor. Van’da tutsaklar kendilerine uygulanmak istenen tecride karşı 14 Eylül’de dönüşümlü açlık eylemi başlatmışlardı. Van F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi’ndeki tutsakların hapishanelerde de kalıcı hale gelen Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamalarının son bulması talebiyle başlatılan açlık eylemi sürüyor.

Devlet, toplum üzerinde kuracağı baskıları genellikle şartlara göre değiştirerek ilk olarak hapishanelerde uygulamaya başlar. Bu yüzden hapishanelerde tutsaklar tarafından gösterilen direnişler, tutsakların sadece kendi koşullarına karşı bir çıkış olarak değil daha büyük baskıların önündeki ilk barikatlar olarak değerlendirilmelidir. Bu bakımdan Van’da devam eden bu direnişin, yeni normal maskesi takılmış olağanüstü hale kurulan önemli bir direniş olduğu açık.

Abdülmelik Yalçın

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 54. sayısında yayımlanmıştır.

The post Hapishanelerde Kalıcı OHAL appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/10/26/hapishanelerde-kalici-ohal/feed/ 0
Hapishane Gardiyanlarından Tutsaklara Tehdit: “Sizi Nasıl Geberteceğimizi Biliyoruz” https://meydan1.org/2020/10/06/hapishane-gardiyanlarindan-tutsaklara-tehdit-sizi-nasil-gebertecegimizi-biliyoruz/ https://meydan1.org/2020/10/06/hapishane-gardiyanlarindan-tutsaklara-tehdit-sizi-nasil-gebertecegimizi-biliyoruz/#respond Tue, 06 Oct 2020 07:37:19 +0000 https://meydan.org/?p=64899 Kırşehir E Tipi Hapishanesi’nde tutsak olan ve 16 Eylül’de Kayseri T Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Cumali Yıldırım, hapishanede gardiyanların kendilerine tehditlerde bulunduğunu ifade etti. Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde ayakta sayım ve kaba dayağa maruz bırakıldıkları için 19 Mayıs’ta 12 tutsak ile beraber açlık eylemine başlayan Cumali Yıldırım, korona virüs sebebiyle 16 Eylül’de Kayseri Bünyan […]

The post Hapishane Gardiyanlarından Tutsaklara Tehdit: “Sizi Nasıl Geberteceğimizi Biliyoruz” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Kırşehir E Tipi Hapishanesi’nde tutsak olan ve 16 Eylül’de Kayseri T Tipi Hapishanesi’ne sevk edilen Cumali Yıldırım, hapishanede gardiyanların kendilerine tehditlerde bulunduğunu ifade etti.

Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde ayakta sayım ve kaba dayağa maruz bırakıldıkları için 19 Mayıs’ta 12 tutsak ile beraber açlık eylemine başlayan Cumali Yıldırım, korona virüs sebebiyle 16 Eylül’de Kayseri Bünyan T Tipi Kapalı Hapishanesi’ne sevk edilidi.

Mezopotamya Ajansı’ndan Ömer Akın’ın haberine göre Yıldırım, 20 gündür karantinada olduklarını belirterek, kendilerine televizyon, radyo ve gazetelerin verilmediğini aktardı. Yıldırım, hapishaneyegötürüldükleri ilk gün çıplak aramaya maruz kaldıklarını, reddetmeleri üzerine saldırıya uğradıklarını belirterek, gardiyanların “Üniformayı çıkarırsak sizi nasıl geberteceğimizi iyi biliyorsunuz” tehditlerine maruz kaldıklarını söyledi.

The post Hapishane Gardiyanlarından Tutsaklara Tehdit: “Sizi Nasıl Geberteceğimizi Biliyoruz” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/10/06/hapishane-gardiyanlarindan-tutsaklara-tehdit-sizi-nasil-gebertecegimizi-biliyoruz/feed/ 0
Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde Dayatmalara Karşı 13 Tutsak Açlık Eylemine Başlıyor https://meydan1.org/2020/05/19/kirsehir-e-tipi-kapali-hapishanesinde-dayatmalara-karsi-13-tutsak-aclik-eylemine-basliyor/ https://meydan1.org/2020/05/19/kirsehir-e-tipi-kapali-hapishanesinde-dayatmalara-karsi-13-tutsak-aclik-eylemine-basliyor/#respond Tue, 19 May 2020 10:01:41 +0000 https://meydan.org/?p=58654 Kırşehir E Tipi Hapishanesi’nde siyasi tutsaklara yönelik baskılar sürüyor. Tutsaklara yönelik ayakta sayım dayatması olduğunu açıklayan tutsak yakınları hapishane yönetiminin baskılarının yeni olmadığını, korona virüs bahanesiyle daha da arttığını söyledi. Bazı tutsakların gece bahçeye çıkarılarak işkenceye uğradığı, keyfi uygulamaların dayatıldığı ve tüm bunlara rağmen gardiyanların tutsaklardan şikayetçi olduğu biliniyor. Geçtiğimiz Perşembe ayakta sayım dayatmasını kabul […]

The post Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde Dayatmalara Karşı 13 Tutsak Açlık Eylemine Başlıyor appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Kırşehir E Tipi Hapishanesi’nde siyasi tutsaklara yönelik baskılar sürüyor. Tutsaklara yönelik ayakta sayım dayatması olduğunu açıklayan tutsak yakınları hapishane yönetiminin baskılarının yeni olmadığını, korona virüs bahanesiyle daha da arttığını söyledi. Bazı tutsakların gece bahçeye çıkarılarak işkenceye uğradığı, keyfi uygulamaların dayatıldığı ve tüm bunlara rağmen gardiyanların tutsaklardan şikayetçi olduğu biliniyor.

Geçtiğimiz Perşembe ayakta sayım dayatmasını kabul etmeyen tutsaklara saldırıldığı ve tutsakların bedeninde darp izlerinin olduğu ortaya çıkmış, 13 tutsak dayatmalar son bulmazsa 19 Mayıs günü açlık eylemine başlayacaklarını avukatları ve aileleri aracılığıyla duyurmuşlardı.

2 gün önce HDP Ağrı Milletvekili Abdullah Koç ve Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatların bulunduğu heyet tutsakların durumunu araştırmak için hapishaneye gitmiş ancak hapishane yönetimi tarafından içeri alınmamışlardı.

The post Kırşehir E Tipi Kapalı Hapishanesi’nde Dayatmalara Karşı 13 Tutsak Açlık Eylemine Başlıyor appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/05/19/kirsehir-e-tipi-kapali-hapishanesinde-dayatmalara-karsi-13-tutsak-aclik-eylemine-basliyor/feed/ 0
HDP’li Belediye Eş Başkanı Koronavirüsü Tanısıyla Tahliye Edildi https://meydan1.org/2020/03/31/hdpli-belediye-es-baskani-koronavirusu-tanisiyla-tahliye-edildi/ https://meydan1.org/2020/03/31/hdpli-belediye-es-baskani-koronavirusu-tanisiyla-tahliye-edildi/#respond Tue, 31 Mar 2020 19:44:58 +0000 https://meydan.org/?p=56650 Tarsus T Tipi Kapalı Hapishanesi’nden rahatsızlığı nedeniyle Mardin’e sevk edilerek karantinaya alınan ve Koronavirüs tanısı konulan Mardin/Mazıdağı Belediye Eş Başkanı Nalan Özaydın tahliye edildi. İçişleri Bakanlığı tarafından geçen yıl görevden uzaklaştırılarak yerine kayyum atanan HDP yönetimindeki Mazıdağı Belediyesi Eş Başkanı Nalan Özaydın, gözaltına alındıktan sonra 26 Kasım’da çıkarıldığı mahkeme tarafından Savur Belediye Eş Başkanı Gülistan Öncü ve Derik Belediye […]

The post HDP’li Belediye Eş Başkanı Koronavirüsü Tanısıyla Tahliye Edildi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Tarsus T Tipi Kapalı Hapishanesi’nden rahatsızlığı nedeniyle Mardin’e sevk edilerek karantinaya alınan ve Koronavirüs tanısı konulan Mardin/Mazıdağı Belediye Eş Başkanı Nalan Özaydın tahliye edildi.

İçişleri Bakanlığı tarafından geçen yıl görevden uzaklaştırılarak yerine kayyum atanan HDP yönetimindeki Mazıdağı Belediyesi Eş Başkanı Nalan Özaydın, gözaltına alındıktan sonra 26 Kasım’da çıkarıldığı mahkeme tarafından Savur Belediye Eş Başkanı Gülistan Öncü ve Derik Belediye Eş Başkanı Mülkiye Esmez’le birlikte tutuklanmıştı.

Mersin’in Tarsus ilçesindeki T Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Nalan Özaydın, Koronavirüsü şüphesi nedeniyle Mardin’e sevk edilmişti. Özaydın, Mardin Devlet Hastanesi’nde çekilen tomografi sonucunda “yüksek şüphe” ile Koronavirüs tanısı konularak karantina altına alınmıştı.

Özaydın’ın avukatları Mardin Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne tahliye başvurusu yaptı. Mahkeme, Covid-19 tanısı konulması ve hapishaneye gönderilmesi durumunda büyük risk oluşturacağı gerekçesi ile Özaydın’ın tahliyesine karar verdi.

Mahkeme tahliye kararını, kontrol şartı ve konutu terk etmeme şartlarıyla verirken, Özaydın’ın karantina altında tutulduğu Mardin Devlet Hastanesi’nden alınarak evine götürülecek.

The post HDP’li Belediye Eş Başkanı Koronavirüsü Tanısıyla Tahliye Edildi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/03/31/hdpli-belediye-es-baskani-koronavirusu-tanisiyla-tahliye-edildi/feed/ 0
Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden Deprem Açıklaması https://meydan1.org/2020/01/25/tutsaklarla-dayanisma-inisiyatifinden-deprem-aciklamasi/ https://meydan1.org/2020/01/25/tutsaklarla-dayanisma-inisiyatifinden-deprem-aciklamasi/#respond Sat, 25 Jan 2020 15:53:57 +0000 https://meydan.org/?p=53737 Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), deprem bölgesindeki hapishanelerin durumuna ilişkin bir açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada tutsakların sağlık durumlarının iyi olduğu vurgulanırken hapishaneler tarafından ailelere bilgi verilmediği aktarıldı. İnisiyatiften yapılan açıklama şu şekilde: “Elazığ’da yaşanan deprem sonrası Elazığ ve Malatya hapishanelerinde kalan tutsakların sağlık durumlarının iyi olduğunu öğrendik. Elazığ Hapishanesinde hafif çatlaklar oluştu. Adıyaman Hapishanesinde kalan 814 […]

The post Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden Deprem Açıklaması appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), deprem bölgesindeki hapishanelerin durumuna ilişkin bir açıklama yayınladı. Yapılan açıklamada tutsakların sağlık durumlarının iyi olduğu vurgulanırken hapishaneler tarafından ailelere bilgi verilmediği aktarıldı.

İnisiyatiften yapılan açıklama şu şekilde:

“Elazığ’da yaşanan deprem sonrası Elazığ ve Malatya hapishanelerinde kalan tutsakların sağlık durumlarının iyi olduğunu öğrendik. Elazığ Hapishanesinde hafif çatlaklar oluştu. Adıyaman Hapishanesinde kalan 814 tutsağın ise Antep, Urfa ve Maraş’taki hapishanelere nakledilmeye başlandığı bildirildi.

Adıyaman hapishanesi idaresi, nakil listesinin netleşmesinin ardından ailelere haber vereceğini ve tutsakların ailelerini arayacağını duyurdu.
Ancak tutsakların durumlarının iyi olduğu bilgisi, aileleri ve tutsak yakınlarını tatmin etmemektedir. Özellikle Elazığ ve Malatya hapishanelerini yakınlarını sormak için arayan aileler telefonlara bakılmadığını söylüyorlar.
Ailelerin ve tutsak yakınlarının duyduğu kaygıyı gidermek için hapishane idarelerinin gelen telefonlara bakmak ve bilgi vermek için bir birim görevlendirmeli.
Ayrıca tutsaklara tanınan “Doğal afet durumlarında yakınlarıyla görüşme hakkı” disiplin cezası vb. hiçbir koşula bağlı kalmaksızın uygulanmalı, ailelerin ve tutsak yakınlarının kaygıları giderilmelidir.

The post Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’nden Deprem Açıklaması appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/01/25/tutsaklarla-dayanisma-inisiyatifinden-deprem-aciklamasi/feed/ 0
Demirtaş’ın Avukatı: Selahattin Demirtaş’ın Bilinci Kapandı! https://meydan1.org/2019/12/02/demirtasin-avukati-selahattin-demirtasin-bilinci-kapandi/ https://meydan1.org/2019/12/02/demirtasin-avukati-selahattin-demirtasin-bilinci-kapandi/#respond Mon, 02 Dec 2019 13:22:04 +0000 https://meydan.org/?p=52155 Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kardeşi ve avukatı Aygül Demirtaş, Selahattin Demirtaş’ın 26 Kasım’da bilincinin kapandığını ve yedi gündür hastaneye sevk edilmediğini söyledi. Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre “26 Kasım Salı günü 05.30 sıralarında müvekkilimiz ve ağabeyim Selahattin Demirtaş’ın, göğüs sıkışması ve nefes alamaması nedeniyle bilinci kapanmıştır. Uzun süre bilinci kapalı şekilde […]

The post Demirtaş’ın Avukatı: Selahattin Demirtaş’ın Bilinci Kapandı! appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kardeşi ve avukatı Aygül Demirtaş, Selahattin Demirtaş’ın 26 Kasım’da bilincinin kapandığını ve yedi gündür hastaneye sevk edilmediğini söyledi.

Sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre “26 Kasım Salı günü 05.30 sıralarında müvekkilimiz ve ağabeyim Selahattin Demirtaş’ın, göğüs sıkışması ve nefes alamaması nedeniyle bilinci kapanmıştır. Uzun süre bilinci kapalı şekilde hücresindeyken kendisine ilk müdahaleyi, hücre arkadaşı Sayın Abdullah Zeydan yapmıştır” dedi.

Avukat Mahsuni Karaman ise “Cezaevi doktorunun ‘İleri tetkik gerekir’ raporuna rağmen güvenlik gerekçesiyle oyalama taktiği uyguluyor. Çok kaygılıyız, 7 gün önce nefes darlığı ve bilinç kaybı semptomları yeniden yaşanabilir. Demirtaş’ın tedavi hakkı engelleniyor.” açıklamasını yaptı.

The post Demirtaş’ın Avukatı: Selahattin Demirtaş’ın Bilinci Kapandı! appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2019/12/02/demirtasin-avukati-selahattin-demirtasin-bilinci-kapandi/feed/ 0
Anarşist Kadınlar’dan Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesi Önünde Eylem https://meydan1.org/2019/11/22/anarsist-kadinlardan-bakirkoy-kapali-kadin-hapishanesi-onunde-eylem/ https://meydan1.org/2019/11/22/anarsist-kadinlardan-bakirkoy-kapali-kadin-hapishanesi-onunde-eylem/#respond Fri, 22 Nov 2019 18:14:10 +0000 https://meydan.org/?p=51834 “Erkekliği Koruyan Tüm Kurumlar Kapatılsın” şiarıyla kadınları tutsak eden kurumların önünde eylemler gerçekleştiren Anarşist Kadınlar, bugün de “Kadınlar Değil Hapishaneler Kapatılsın” diyerek Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesi önünde eylemdeydi. Hapishanenin önüne sloganlar atıp yürüyerek gelen anarşist kadınlar duvarın diğer tarafında bulunan, erkek devlet tarafından tutsak edilmiş kadınlara kendilerini duyurabilmek ve onlara destek olmak için kara mor […]

The post Anarşist Kadınlar’dan Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesi Önünde Eylem appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

“Erkekliği Koruyan Tüm Kurumlar Kapatılsın” şiarıyla kadınları tutsak eden kurumların önünde eylemler gerçekleştiren Anarşist Kadınlar, bugün de “Kadınlar Değil Hapishaneler Kapatılsın” diyerek Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesi önünde eylemdeydi.

Hapishanenin önüne sloganlar atıp yürüyerek gelen anarşist kadınlar duvarın diğer tarafında bulunan, erkek devlet tarafından tutsak edilmiş kadınlara kendilerini duyurabilmek ve onlara destek olmak için kara mor balonları gökyüzüne bıraktı.

Anarşist Kadınlar erkek egemen sistemin kadınları kapattığı mekanlardan en somut olanı hapishanelerde de kadınların sesinin kesilemeyeceğini dile getirdi.  Eylem basın açıklamasının okunmasının ardından sona erdi.

Okunan basın açıklaması:

Hapishane Nedir?

Yaşamımız boyunca bizden beklenen kalıplara uygun davranmamızı garanti altına almak için kapatıldığımız mekanlardan en somut olanıdır belki de.
Beton duvarlar, demir parmaklık, üstü karalanan, teslim edilmeyen mektuplar, görüş günleri, gardiyanlar, yasaklar…Her biri hayatlarımızı yalnızlaştırmak, bizi yapmak istediklerimizden alıkoymak için, bizleri içeriye, bizleri kendimize kapatmak için!

Hapishane, düşüncelerimizi söylemekten korkmadığımız için, eyleme geçtiğimiz için, kendimizi korumaya çalıştığımız için, yaşamlarımızı savunduğumuz için, toplum için tehlikeli olduğumuzu düşündükleri için, o saatte dışarıda olduğumuz için, öyle giyindiğimiz için, boşanmak istediğimiz için, cinsel yönelimimiz farklı olduğu için, “hakettiğimiz”i düşündükleri için bizi kapattıkları yerdir.

Bu “gerekçelerin”, bu bahanelerin belirleyicisi erkek egemen sistem olduğu için söz konusu kadınsa eğer, bahanelerin de tutsaklığın da sonu yoktur. Anneysek çocuğumuz da tutsaktır artık, oyuncak yasaktır, çocuğumuz hastaneye götürülürken yanında olmamız en iyi ihtimalle izne tabidir… Trans bir kadınsak eğer, erkek hapishanesine kapatılırız, türlü tacize, hakarete aşağılamaya maruz kalırız. Her daim şikayetlerimiz görmezden gelinir, dilekçelerimiz işleme konmaz, sevk raporları ya hiç verilmez ya da geciktikçe geciktirilir. Zaten ikinci sınıf görülen kadınlar tutsak alındığında hepten yok sayılır.

Siz, özgürlüğümüzü, dört duvarın arasına koyarak alamazsınız, içimizden söküp atamazsınız. Bizleri türlü bahanelerle, türlü biçimlerle kapatmaya çalışsanız da, biz her daim betonun çatlaklarında yeniden ve yeniden yeşermeyi hayat bulmayı biliriz. Kadınlar değil hapishaneleriniz kapanacak!”

Kaynak: Anarşist Kadınlar

 

The post Anarşist Kadınlar’dan Bakırköy Kapalı Kadın Hapishanesi Önünde Eylem appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2019/11/22/anarsist-kadinlardan-bakirkoy-kapali-kadin-hapishanesi-onunde-eylem/feed/ 0
Yalınayak: Bir Çocuğun Tutsak Yaşamı – Merve Arkun https://meydan1.org/2019/06/15/yalinayak-bir-cocugun-tutsak-yasami-merve-arkun/ https://meydan1.org/2019/06/15/yalinayak-bir-cocugun-tutsak-yasami-merve-arkun/#respond Sat, 15 Jun 2019 09:31:35 +0000 https://test.meydan.org/2019/06/15/yalinayak-bir-cocugun-tutsak-yasami-merve-arkun/ Yakın zamanda, iktidara yakın medya kanalları aracılığıyla gündeme gelen “ev tipi hapishaneler”, hapishanelerde bulunan bebeklerin ve çocukların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini ve mağduriyetleri yeniden gündeme getirdi. Resmi bir açıklama yapılmış olmasa da Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün talimatı ile gerçekleştirileceği duyulan projenin pilot bölgesi, 42 kadın tutsağın çocukları ile birlikte kaldığı Ankara Sincan Hapishanesi oldu. […]

The post Yalınayak: Bir Çocuğun Tutsak Yaşamı – Merve Arkun appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Yakın zamanda, iktidara yakın medya kanalları aracılığıyla gündeme gelen “ev tipi hapishaneler”, hapishanelerde bulunan bebeklerin ve çocukların karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini ve mağduriyetleri yeniden gündeme getirdi. Resmi bir açıklama yapılmış olmasa da Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün talimatı ile gerçekleştirileceği duyulan projenin pilot bölgesi, 42 kadın tutsağın çocukları ile birlikte kaldığı Ankara Sincan Hapishanesi oldu. Projenin ilk aşamasında 48 stüdyo daire ve çocukların sosyalleşmesi için alanların da inşa edileceği iddia edildi. Ancak proje henüz resmi olarak duyurulmasa da “ev tipi hapishane” uygulamasının, hapishanedeki çocukların ve bebeklerin yaşadıkları hak ihlallerini ortadan kaldırmayacağı belli.

Hapishanelerdeki çocukların sayısına dair en son bilgi 2018 yılına ait. Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü Şaban Yılmaz’ın 2018 yılının Kasım ayında yaptığı açıklamaya göre, 31 Ekim 2018 tarihi itibariyle, cezaevlerinde 0-6 yaş arası toplam 743 çocuk var. Bunların 343’ü ise 0-3 yaş arası bebekler…

Yaklaşık 1,5 yıl önce açıklanan bu rakamın, içinde yaşadığımız coğrafyanın siyasi atmosferi düşünüldüğünde, bugün daha da artmış olması ise şüphe götürmez bir gerçek.

Hapishaneler aracılığıyla kapatılan her bir bireyin yaşantısı düşünüldüğünde, bu kapatılmanın bebekler ve çocuklar için çok ağır bir yükü beraberinde getirdiği, geri dönüşü çok zor travmalara sebep olduğu ortada. Bugüne kadar hapishaneler alanında çalışma yürüten sivil toplum kuruluşları, insan hakları örgütleri ve tutsak aileleri aracılığıyla haberdar olduğumuz sayısız örnek, bu ağır yükü açıkça gösteriyor. Koğuş kapasitesinin neredeyse 3 katı sayıda tutsağın aynı koğuşta yaşaması, hapishanelerde kışın yaşanan ısınma-yazın yaşanan serinleme sorunu, temiz suya düzenli olarak erişim problemi, sağlığa erişimin kısıtlanması gibi ne yazık ki “genelleşmiş ve olağanlaşmış” sayısız uygulamanın yanında hapishaneler, bebekler ve çocuklar için tam anlamıyla yaşamdan koparılma demek.

Hapishane koşullarındaki temiz hava azlığından kaynaklı astım, hapishanelerdeki bebekler ve çocuklar için olağan hale getirilirken; güneş ışığından mahrumiyet de çocuklar için ileride raşitizm benzeri birçok hastalığın sebebi oluyor. Hapishane kantininde bebek bezi ya da mama bulunmaması, bebek ve çocukların hastane sevklerinin yapılmaması ya da sevklerin engellenmesi gibi durumlar, hapishanelerdeki çocukların sağlık durumları açısından geri dönülemez sonuçlara sebep oluyor.

Bugüne kadar hapishanelerde bebeklere ve çocuklara yönelik hak ihlalleri zaman zaman gündeme gelse de devlet bu mağduriyetlere bir yenisini eklemeye, çocukların ilerleyen yaşantılarında travmatik sonuçlar yaratacak uygulamalara devam ediyor.

Erken doğumla henüz 6 aylıkken dünyaya gelen Emine bebek hapishane koşullarında yaşama tutunmaya çalışıyor, hapishanede doğmuş başka bebekler toprağa basamıyor, ilk adımlarını özgürce değil parmaklıklar ve beton duvarlar ardında atmak zorunda bırakılıyor. Anneler ise kimi zaman hastaneye bir türlü sevk edilmedikleri için hapishane çalışanları arasında doğum yapmaya zorlanıyor kimi zaman da doğumhane kapısında bekleyen polisler tarafından doğum sonrası hapishaneye geri götürülüyor, yaşama henüz gözlerini açmış bebek hapishaneye sevk ediliyor, kapatılıyor…

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 16/4. maddesinde “Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren 6 ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır” dense de hemen her zaman olduğu gibi devletin adaleti adaletsizlik oluyor. Yüzlerce bebek hapishane koşullarında yaşama gözlerini açıyor, yüzlerce çocuk yaşıtlarından-arkadaşlarından çok uzakta yaşamak zorunda bırakılıyor. Bebekleri için mama isteyen annelere hücre cezası veriliyor. Küçücük bedenleri hücrelere, koğuşlara, hapishanelere kapatılan bebekler ve çocuklar, maruz bırakıldıkları tüm bu uygulamalara karşı yaşama tutunmaya çalışıyor.

Devlet her zaman yaptığı gibi şimdi de kendi yarattığı adaletsizliğin kılıfını değiştirerek bu adaletsizliği yok saymak istese de başaramayacaktır. Ev tipi hapishaneler, iktidar eliyle özgürlüklerinden yoksun bırakılan yüzlerce bebek ve çocuk için “daha iyi bir alternatif “ olmayacaktır.

Bir insanı hapsetmenin, kapatmanın, kapatarak ehlileştirmenin iyi bir hali yoktur, olamaz. Olabilecek en iyi hal, kapatılanın bebekler ya da çocuklar değil, kapatılanın topyekün hapishaneler olduğu haldir.

 

Merve Arkun

[email protected]

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 50. sayısında yayınlanmıştır. 

The post Yalınayak: Bir Çocuğun Tutsak Yaşamı – Merve Arkun appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2019/06/15/yalinayak-bir-cocugun-tutsak-yasami-merve-arkun/feed/ 0
Mizojinin Dönüşen Mekanları Kapatılan Kadınlar- Özlem Arkun&Esra Çelik https://meydan1.org/2019/03/04/mizojinin-donusen-mekanlari-kapatilan-kadinlar-ozlem-arkunesra-celik/ https://meydan1.org/2019/03/04/mizojinin-donusen-mekanlari-kapatilan-kadinlar-ozlem-arkunesra-celik/#respond Mon, 04 Mar 2019 08:40:32 +0000 https://test.meydan.org/2019/03/04/mizojinin-donusen-mekanlari-kapatilan-kadinlar-ozlem-arkunesra-celik/   1- Erkeğin Mülkü, Bakıcısı ve Hizmetçisi olarak Eve Kapatılan Kadınlar “Evimde mutluyum, kocam hiçbir şeyimi eksik etmez. Sera bitkisi gibi özen gösterir bana.” Maria, hayatı ev işlerinden ibaret olan, eve kapatılmış yalnız bir kadındır. Aynı zamanda iki çocuk annesi olan bu kadın, aslında erkekler tarafından kuşatılmış bir kadındır. Dario Fo ve Franca Rame tarafından […]

The post Mizojinin Dönüşen Mekanları Kapatılan Kadınlar- Özlem Arkun&Esra Çelik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

 

İktidarlı ilişkiler ortaya çıktığından bu yana, güçlü olanın “güçsüz” olan üzerindeki tahakkümünü devam ettirebilmesi; şiddet tekelini elinde tutarak mümkün olmuştur. Ataerki de her dönemde farklı iktidar araçlarıyla; devlet, din, bilim ile kadın düşmanlığını yaratarak ve kullanarak kadın üzerindeki erkini sağlamlaştırmaya çalışmıştır. Bunun sonucu olarak kadın her dönemde esasen kadın olduğu ve kadınca davrandığı için suçlanmış, aşağılanmış, yalnızlaştırılmış ve kapatılmıştır. Bu yazıda farklı dönemlerde kadının yalnızlaştırılması ve kapatılmasının aracı olarak kullanılan mekanlardan üçünü; aile, akıl hastanesi ve hapishaneyi ele alacağız.

1- Erkeğin Mülkü, Bakıcısı ve Hizmetçisi olarak Eve Kapatılan Kadınlar

“Evimde mutluyum, kocam hiçbir şeyimi eksik etmez. Sera bitkisi gibi özen gösterir bana.”

Maria, hayatı ev işlerinden ibaret olan, eve kapatılmış yalnız bir kadındır. Aynı zamanda iki çocuk annesi olan bu kadın, aslında erkekler tarafından kuşatılmış bir kadındır. Dario Fo ve Franca Rame tarafından yazılan Yalnız Kadın oyununda hayat bulan karakter Maria, aslında toplumdaki çoğu kadın gibidir. Bir hizmetçi, bir bebek bakıcısı, bir hasta bakıcıdır. Çünkü erkeğin, erkek egemen zihniyetin ona biçtiği roller bunlardır.

Erkek egemen bir toplumda, kadın olmak, her zaman bir erkeğin mülkü olmayı beraberinde getirir; kadın her zaman erkeğe aidiyeti ile tanımlanır ve tek başına bir kimliği yoktur. Doğduğunda babasının kızı, evlendiğinde kocasının karısı, doğurduğunda erkeğin soyunu devam ettiren çocukların annesidir. Dolayısıyla kendine ait bir kimliği yoktur, hayatını tabi olduğu erkeklere adamakla yükümlüdür.

İktidarlı ilişki biçimleri, yerleşik hayat ve cinsiyete dayalı işbölümünün belirginleşmesi arasında oldukça sıkı bir ilişki seyretmiştir. Ataerkil toplumda kadının ikincil pozisyonu, kadının toplumsal varlığının ev içine sıkıştırılmasıyla gitgide daha da somutlaşmıştır. Dinin ortaya çıkışı, özellikle de Eski Yunan panteonu kadın düşmanlığını meşrulaştırmış, her fırsatta kadınları türlü şekillerde kandırarak tecavüz eden baş tanrı Zeus’u panteonun en tepesine yerleştirmiş, insanoğluna bir ceza olarak bir kadını Pandora’yı yaratmıştır. Hristiyanlık Meryem kültüyle kadını cinsiyetsizleştirerek kutsallaştırmış, diğer taraftan Havva kültüyle kadına, cennetten kovulmanın sorumluluğunu yüklemiştir. İslam da Havva’yı şeytana uyan, zaafları olan taraf olarak tanımlamış ve kadının erkeğin mülkü olduğu söylemini sürdürmüştür.

Ortaçağ boyunca çitlemelerle ortak alanları kaybeden kadın giderek yoksullaşmış, ev içerisinde pozisyonu giderek daha da erkeğe bağımlı hale gelmiştir. Bu süreçte geçimini sağlayamayan kadınlara genelevlerin yolu gösterilmiş ve hayatta kalabilmek için kendilerini erkeklerin hizmetine sunmaları beklenmiştir.

Yine aynı dönemde -sanayinin gelişmesiyle birlikte- artan işgücü ihtiyacı için kadınlar devletin nüfus politikaları ile kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Bu noktada kadının evdeki pozisyonu, sanayi için işgücü yetiştirmek ve yaşamın yeniden üretilmesi noktasında kendisini evine ve ev halkının bakımına adamak olarak belirlenmiştir. Kadının ev dışında bir alanda çalışmak durumunda kalmasında ise aynı işte daha düşük ücrete razı gelmesi, yine bu noktada evin ve çocukların sorumluluğunu taşımaya da devam etmesi beklenmiştir.

Bugün bile hala aynı sosyal ve ekonomik sömürü döngüsüne kapatılan bir kadının ev içindeki varlığı ve emeği görünmezleşmeye devam ediyor. Ev dışında bir pozisyon kazanarak “özgürleşmesi” de yine başka bir kadının eve kapatılması ya da sömürülmesi ile mümkün oluyor. Bugün temizlik işçisi, bebek bakıcısı, hasta bakıcı olarak çalışan kadınlar çoğu zaman sosyal ya da ekonomik bir güvence olmaksızın bu işlerde çalışıyor.

Tüm bunların dışında, kadının evde olması ya da olmaması ahlak çerçevesinde de bir baskı mekanizmasına dönüştürülüyor ve kadının “dizini kırıp evinde oturması” gerektiği ya da “o saatte sokakta ne işinin olduğu” kalıplarıyla yaftalanıyor ya da yargılanıyor.

2- Erkek Aklın Karşısında Akıl Hastanelerine Kapatılan Kadınlar

Tanınmış bir doktor, hele bu kocanızsa, arkadaşlarınızı ve akrabalarınızı sizin hiç bir şeyiniz olmadığına, yalnızca geçici bir sinirsel depresyon, hafif bir histeri eğilimi geçirdiğinize ikna etmişse, elden ne gelir?

Erkek kardeşim de doktor, o da tanınmış bir doktor ve o da aynı şeyi söylüyor. Sonuç olarak, fosfat mı, fosfit mi her ne ise, ondan alıyorum, şuruplar içiyorum, yürüyüşlere çıkıyorum, hava alıyorum ve egzersiz yapıyorum; iyileşene kadar “iş görmem” yasak.

Kişisel olarak, onların fikrine katılmıyorum.

Charlotte Perkins Gilman, doğum yaptıktan sonra geçirdiği depresyonun ardından yaşadıklarını, boşandıktan sonra kaleme aldığı Sarı Duvar Kağıdı hikayesinde bu kelimelerle anlatmıştı. Ortaçağ’da kilisenin kadın düşmanlığı konusundaki söylemlerinin yerini, 18 ve 19. yüzyıl boyunca bilim ve psikiyatri eline aldı.

  1. yüzyıldan itibaren kadınlar asla tersi ispatlanamayacak önermelerle cadılıkla suçlanıyordu. Örneğin cadıların, ruhlarını şeytana verdikleri için daha hafif oldukları ve böylece uçabildikleri inancı yaygındı. Suçlanan kadın bir kantarın üstüne çıkarılıp, karşı tarafa belirlenen ağırlık konulurdu. Hafif gelirse cadı olduğuna, ağır gelirse kantarı büyülemiş olduğuna inanılırdı. Gündüz uyuklamak, gece uyuyamamak, fazla güzel olmak, fazla çirkin olmak, cinsel istekte bulunmak gibi nedenler bir kadının cadı olduğunu iddia etmek için yeterliydi ve bu suçlamaların cezası bedenin çıplak olarak teşhir edilmesi, kılların traş edilmesi, cinsel işkenceler ve öldürülme olarak karşılık buluyordu. Neyse ki şifacılar, ebeler, ve daha on binlerce kadın cadı olarak suçlanıp yakılarak katledildikten sonra bu dönem sona erdi, kilise toplum üzerindeki etkisini kaybetti.

Aydınlanma, akılcılık, tıp ve psikiyatri, böyle bir dönemin içerisinde şekillendi ve gelişti. 18. ve 19 yüzyıl boyunca tıp, özellikle psikiyatri, kadınların davranışlarına yönelik bilimsel açıklamalar getirmeye başladı. Neyse ki artık kadınların davranışları şeytanla ilişkilendirilmiyordu, doğrudan kadının kendi doğasına bağlanıyor ve bilimsel olarak açıklanıyordu!

Aslına bakılırsa bu dönemde başı çekenlerden olan Sigmund Freud’un bazı tezleri Afrikalı büyücülere benzetilebilir. 1925’te yayınladığı bir makalede Freud klitorisi kadın cinselliği içerisinde erkek bir öğe, klitoris mastürbasyonunu ise “erkeksi” bir eylem olarak tanımlamıştı. Değişen tek şey, kadınları akıl hastanelerine kapatmak ve sakatlamak için kullanılan bahanelerin “bilimsel” olmasıydı. Kadınlar doğaları gereği “zayıf” ve histeriye yatkındı. Cinsel istekte bulunmak, mastürbasyon yapmak, “anormal” davranışlarda bulunmak delilik göstergesiydi ve tedavi yöntemleri ise “klitoridektomi”den (klitorisin kesilerek vücuttan alınması) zorunlu yatak istirahatine, bu süre boyunca ziyaretçi kabul etmemeye ve aşırı kilo almaya neden olan ağır diyetlerden akıl hastanesine kapatılmaya kadar çeşitleniyordu.

Yukarıda ismi geçen Charlotte Perkins Gilman; heykeltraş Rodin tarafından akıl hastanesine kapatılan Camille Claudel, İngiltere Suffolk Country Akıl Hastanesi’ne çevrelerindeki erkekler tarafından “deli” oldukları iddiasıyla yatırılan isimsiz kadınlar, “hayatım üzerinde çok fazla denetimi vardı” diyerek Andy Warhol’u vuran Erkekleri Doğrama Cemiyeti Manifestosu’nun yazarı Valerie Solanas… Hepsi farklı zamanlarda farklı gerekçelerle, ama aslında aynı nedenden kaynaklı olarak -erkek aklın “normlarına” uymadıkları için- bu ithamlardan ve kapatmalardan nasibini aldı.

Bugün ise kadın düşmanlığı yine şekil değiştiriyor, psikolojik manipülasyonun bir biçimi olan “gaslighting” olarak karşımıza çıkıyor. Karşısındaki kadını manipüle ederek kendi gerçekliğinden şüphe duymasını, özgüvenini yitirmesini ve “sen bunları kafanda kuruyorsun” gibi söylemlerle, kadının kendi kendisini deli olduğuna inandırmasını hedefleyen bir psikolojik şiddet halini alıyor.

3- Erkeğin Sarsılmaz Otoritesi Karşısında Hapishanelere Kapatılan Kadınlar

“Hiçbir şey beklemiyorum

Hiçbir şey istemiyorum

Hiçbir şeyden korkmuyorum

Özgürüm ben.”

Bu sözler, kendi yaşamının sonuna gelmişken bile iktidara boyun eğmeyen, içinde yaşamak zorunda bırakıldığı toplumun kadına biçtiği rollere karşı başkaldıran “Sıfır Noktasındaki Kadın” Firdevs’e ait. Firdevs, “…yaşamının son anlarına tanık olan herkese, kendilerini gerçek özgürlük haklarından mahrum bırakan bütün güçlere karşı direnme azmi kazandırmıştır.”

Firdevs’in hikayesi bize yabancı değil. Bu bizim hikayemiz. Yasemin, Namme, Nevin, Çilem, Esra, Buse… Her birinin adı hafızamıza kazınmış, mücadeleye devam eden sayısız kadın var. Kadınlar her gün yok sayıldıkları bu toplumda iktidarın saldırısına karşı kendi güvenliklerini, kendi adaletlerini sağlamaya çalışırken kendilerini yine yok sayıldıkları ataerkil hukuk sisteminin içinde buluyorlar. Kadınları, çocukları, delileri tarih boyunca “kısıtlı” sayan, erkek bakış açısına dayalı oluşturulmuş ataerkil hukuk elbette erkek otoritesinin kurumsallaştırıldığı bir alan. Suç iddiasının varlığından itibaren kadınlarla erkeklere muamelede farklılıklar ortaya çıkıyor. Kadın suç işlediğinde ayıplanır, “namus”a halel getirdiği düşünülünce tecrite maruz kalırken, erkekler özellikle bazı suçlarda toplum tarafından desteklenmekte, kadın için aşağılayıcı olan suç olgusu erkek için gurur verici görülmekte. Hukukun toplumsal normların bir yansıması olması nedeniyle cinsiyete dayalı eşitsizlik yargı kararlarında da kendini gösteriyor, eşitsizlik her kararda yeniden üretiliyor.

Kadınlar gözaltı süreçlerinden yargılama ve kapatılma/cezalandırma süreçlerine kadar yalnızca kadın oldukları için ve toplumsal rollere itaat etmedikleri için iktidar tarafından şiddete maruz bırakılıyorlar. Kadın hep olduğu gibi bu sistem içinde de her zaman “öteki”. Bu yüzden kadınlar, ihtiyaçları görmezden gelinerek erkeklerin ihtiyaçları temelinde inşa edilmiş hapishanelere kapatılırlar. Çocuklarıyla birlikte kalmak zorunda olan anneler, gebeler, pembe kimliği olmayan trans kadınlar “yok”tur. Tutuklanarak toplumsal ahlaka, kadınlık rollerine aykırı davrandığı düşünülen kadın, hukuki cezalandırmanın ötesinde, yargısal bir kurum olmayan hapishane yönetimi tarafından da türlü yaptırımlara maruz bırakılarak aşağılanır. Çıplak arama ve jandarma nezaretinde jinekolojik muayene ile güvenlik gerekçeleri adı altında kadına artık hapishanede olduğu ve otoriteye itaat etmesi gerektiği dayatılır.

***

Jinekolojik rahatsızlığı nedeniyle haftalarca hastaneye gitmeyi beklemiş olan, sevki yapıldığında da jandarmanın gözetiminde muayene edileceğini öğrenen Angelina, muayene olamadan hapishaneye geri dönmek zorunda kaldı.

Kolluk tarafından zaten üstü aranarak hapishaneye getirilen Aynur, girişteki çıplak arama uygulamasını kabul etmediği için yerlerde sürüklendi..

Trans tutsak Esra, erkek hapishanelerinde her türlü transfobik şiddete,tecrit içinde tecrite, erkek gardiyanlar tarafından tecavüze maruz bırakıldı.

2017 verilerine göre 624 çocuk oynayacak, emekleyecek alanları olmadan, dışarıyı görmeden anneleriyle birlikte her yeri beton ve yüksek duvarlarla örülü olduğu hapishanelere kapatıldı.

Bu sayılar birer istatistikten ibaret değil. Bunları yaşayan yalnızca ismi geçen kadınlar değil. Daha önce eve kapatılan ve bağımsız bir kişiliği olduğu görmezden gelinen kadınlar, hapishanelere kapatıldıklarında da her gün, her dakika yine ataerkil bir yapı ve bir otoriteyle karşı karşıya kalıyorlar.

Bu kadınlar, erkek iktidara her karşı çıkışları, her itirazları, her direnişleri için sindirilmeye, kişiliksizleştirilmeye, ve ceza içinde cezaya maruz bırakılıyor.

***

İktidarın her dönemde değişen biçimleri, kadına yönelik baskı ve saldırıların biçimini değiştirse de, kadını her dönemde değişen mekanlara fakat değişmeyen bir anlayışa tutsak ediyor. Tutsak edildiği yerler değişse de değişmeyen bu anlayış; kadının kapatılması gerektiği anlayışı. Ataerkil toplum içerisinde kalıplaşan ikincil pozisyonlarının değişmemesi için, kadınların kendi potansiyellerini keşfetmelerinin, kendi hayallerini ve hayatlarını yaşamalarının önüne dini, siyasi, ekonomik, kültürel engeller konuluyor. Bu yazıda somutlaşan kapatılma mekanları aslında daha kapsayıcı bir mecazi kapatmanın göstergesi oluyor, çünkü kadınlar zaman zaman mekansal olarak fakat çoğu zaman sosyal olarak izole ediliyor.

Kadınları ataerkil sistemin yarattığı bu anlayış içerisinde hapsederek yalnızlaştırmaya, sindirmeye çalışanların karşısında ise çakmak çakmak parlayan gözler duruyor. O gözler bize bakıyor ve biz bu bakışları biliyoruz. Bu bakış Suffolk’taki kadınların gözünde parlayan bakış; bu bakış Nevin’in bakışı; bu kardeşimizin gözünde, annemizin gözünde, aynadan yansıyan suretimizde gördüğümüz bakış. Ve biliyoruz ki bizi yalnızlaştırarak tutsaklaştırmaya çalışanların karşısında, gözümüzdeki ışığı kaybetmediğimiz sürece, birbirimizin gözündeki ışıkla daha da parlayacağız.

 

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 48. Sayısında yayınlanmıştır.

The post Mizojinin Dönüşen Mekanları Kapatılan Kadınlar- Özlem Arkun&Esra Çelik appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2019/03/04/mizojinin-donusen-mekanlari-kapatilan-kadinlar-ozlem-arkunesra-celik/feed/ 0
Şirketleşen Hapishaneler – Abdülmelik Yalçın https://meydan1.org/2018/11/18/sirketlesen-hapishaneler-abdulmelik-yalcin/ https://meydan1.org/2018/11/18/sirketlesen-hapishaneler-abdulmelik-yalcin/#respond Sat, 17 Nov 2018 21:26:47 +0000 https://test.meydan.org/2018/11/18/sirketlesen-hapishaneler-abdulmelik-yalcin/ “Private Prison” denilen hapishane özelleştirmeleri ABD’de 1980’li yıllarda başladı. Reagan ve Bush hükümetleri döneminde başlayan, 90’lı yıllarda ise Clinton döneminde bugünkü boyutuna ulaşan bir uygulama. Devletin belirleyiciliğinde olan cezalandırma kurumlarını kapitalist şirketlerin almasıyla “özelleşen” bir başka alan. Bizler için “devlet” ve “kapitalizm” arasındaki işbirliğini açıkca ortaya koymasının ötesinde “suç”, “suçlu”, “cezalandırma” vb. konuların tartışılmasında, sistemin […]

The post Şirketleşen Hapishaneler – Abdülmelik Yalçın appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

“Private Prison” denilen hapishane özelleştirmeleri ABD’de 1980’li yıllarda başladı. Reagan ve Bush hükümetleri döneminde başlayan, 90’lı yıllarda ise Clinton döneminde bugünkü boyutuna ulaşan bir uygulama. Devletin belirleyiciliğinde olan cezalandırma kurumlarını kapitalist şirketlerin almasıyla “özelleşen” bir başka alan. Bizler için “devlet” ve “kapitalizm” arasındaki işbirliğini açıkca ortaya koymasının ötesinde “suç”, “suçlu”, “cezalandırma” vb. konuların tartışılmasında, sistemin dinamiklerini anlamak için çarpıcı bir örnek.

Corrections Corporation of America (CCA), ya da kısa adıyla CoreCivic cezalandırmanın bu “infaz” faktörünü hayata geçirmek için çalışan en büyük firmalardan biri. ABD’nin tüm eyaletlerine yayılmış yaklaşık 61 tesiste “hizmet veren” şirket, 1983 yılında göçmen gözaltı merkezi olarak kurulmuş. İki yıl öncenin verilerine göre 34 eyalet hapishanesi, 14 federal hapishane, 9 göçmen gözaltı merkezi, 4 nezarethaneden oluşan tesis, Wackenhut isimli bir başka şirketle beraber, ABD genelindeki bütün tutsakların %75’inin yattığı hapishaneleri kontrol ediyor.

İşin göçmenlerle ilgili olan kısmı önemli. Önemli çünkü devletin göçmenleri geldikleri yere göndermek ya da işlemlerini yapmak için bekletmek amacıyla “tuttuğu” gözaltı merkezlerinin üçte ikisi, bu özel şirketler tarafından kontrol ediliyor. Tutsak göçmenlere yönelik taciz, tecavüz ve şiddet haberleri ise son dönemde toplumsal muhalefetin geniş çaplı eylemleriyle durdurulmaya çalışılıyor.

Kuruldukları günlerden bugüne özel hapishaneler için hükümetlerin değişmesi bazı farklılıkların yaşanmasına neden olacakmış gibi görünüyor. Ancak işin ekonomik kısmındaki ufak oynamaların dışında, bu şirketlerin varoluşunu tehdit eden bir soruna henüz rastlanmış değil. Aslında rastlanması da pek mümkün değil, zira devlet bu şirketlerin yapısını teşvik etmek için çeşitli “garantiler” vermeye devam ediyor. Örneğin Corrections Corporation of America, bulunduğu eyaletlerle yaptığı kontratlara bir madde ekliyor. Mother Jones dergisinin verilerine göre şirketin zararı, %96 doluluk oranının sağlanamadığı yerlerde bizzat eyalet yönetimi tarafından karşılanıyor.

Anlatılanlar sözde özgürlükçü, devleti küçültmeye çalışan bazı liberal kuramcılar için adeta bir ütopya gibi. Hapishaneleri, hastaneleri ve hatta yolları özelleştirmenin nasıl mümkün olacağı üzerine düşünülürken ısrarla atlanılan, kapitalizmin belli kişilerin kar hırsına nasıl alet olabileceğini göstermek için çarpıcı örnekler vermek mümkün. Öyle ki bu “özel” kuruluşlar, hangi hapishanede kimin, nerede yattığını bile takip etmedikleri için, pek çok tutsağın durumuna dair de en ufak bilginin alınamadığı biliniyor. Bu gibi bir sistemin taraftarlığına savunanlar, herhangi bir yakınlarının özel hapishanelerde “misafir edilmesine” ne kadar göz yumarlardı dersiniz?

Şirketleşen Hapishanelerin CEO’ları

Bu şirketler kimler tarafından yönetiliyor peki? Yine CoreCivic’ten bir örnek; şirketin en büyük hissedarı Vanguard Group isminde, merkezi Pensilvanya’da bulunan devasa bir yatırım ortaklığı. Coca-Cola’dan Ford’a, General Electrics’ten McDonalds’a, Apple’a, Facebook’a hatta Microsoft’a, IBM’e varana dek bütün bu büyük markalarda hissesi bulunan ortaklarından biri Vanguard Group ve tabi ki CoreCivic’in…

ABD Başkanlık seçimlerindeki koltuk yarışlarında da özel hapishaneler seçim stratejilerinin etkili birer parçası haline gelmişti. Bu şirketlerin en büyüklerinden biri olan GEO Group’un ise Donald Trump’la kurduğu sıkı ilişkiler, onun seçim kampanyasına yaptıkları son derece “duygusal” katkılar, 2008 yılında iktidara gelen Obama’nın tehdidiyle hisse kaybetmelerine yol açmıştı. Tabi ki bu durum GEO’yu durduramadı. Seçimden önce desteğini esirgemeyenler, Trump’ın zaferinden sonra da gerektiği gibi ödüllendirildi.

ABD’de Köle Emeğinin Piyasası

Kropotkin, hapishaneler üzerine yazdığı “Suçun Yetiştirme Yurtları: Hapishaneler” isimli yazısında hapishane emeğini köle emeği olarak tanımlıyordu. Tıpkı onun yaşadığı yıllarda olduğu gibi hapishanelerde özgürlüğünden mahrum edilenlerin emeği de bugün farklı iktidarların ceplerini doldurmaya devam ediyor. Geçmişte devletin kasasını besleyen tutsak sömürüsü, bugün yarattığı piyasayla kapitalist patronların ceplerini doldurmaya devam ediyor. Değişmeyen tek şey ise tutsakların çalınan yaşamları, sömürülen emekleri oluyor.

 

Abdülmelik Yalçın

[email protected]

 

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 47. sayısında yayınlanmıştır.

The post Şirketleşen Hapishaneler – Abdülmelik Yalçın appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2018/11/18/sirketlesen-hapishaneler-abdulmelik-yalcin/feed/ 0