korona virüs – Meydan Gazetesi https://meydan1.org Anarşist Gazete Thu, 22 Apr 2021 11:36:09 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.13 Fransız Şarap Tadımcılarından ‘Aşıda Öncelik’ Talebi: “Koronavirüs Nedeniyle Duyularımızı Kaybediyoruz” https://meydan1.org/2021/04/22/fransiz-sarap-tadimcilarindan-asida-oncelik-talebi-koronavirus-nedeniyle-duyularimizi-kaybediyoruz/ https://meydan1.org/2021/04/22/fransiz-sarap-tadimcilarindan-asida-oncelik-talebi-koronavirus-nedeniyle-duyularimizi-kaybediyoruz/#respond Thu, 22 Apr 2021 11:36:07 +0000 https://meydan1.org/?p=71641 Franız şarap sektöründe, koronavirüse yakalanan degüstatörler nedeniyle endişe hakim. Şarap tadımcıları aşı sıralamasında öncelik talep ederken, koronavirüse yakalanmalarının ardından koku duyularında kayba uğrayan tadımcılarsa burunlarını yeniden eğitmeye çalışıyor. Bir kadeh beyaz Pirene şarabını deneyen tadımcı Sophie Pallas, egzotik meyveler ve narenciye tonlarını kolayca fark ediyor, ancak bazı hassas alt tonları koronavirüse yakalanmadan önceki kadar kolay […]

The post Fransız Şarap Tadımcılarından ‘Aşıda Öncelik’ Talebi: “Koronavirüs Nedeniyle Duyularımızı Kaybediyoruz” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Franız şarap sektöründe, koronavirüse yakalanan degüstatörler nedeniyle endişe hakim. Şarap tadımcıları aşı sıralamasında öncelik talep ederken, koronavirüse yakalanmalarının ardından koku duyularında kayba uğrayan tadımcılarsa burunlarını yeniden eğitmeye çalışıyor.

Bir kadeh beyaz Pirene şarabını deneyen tadımcı Sophie Pallas, egzotik meyveler ve narenciye tonlarını kolayca fark ediyor, ancak bazı hassas alt tonları koronavirüse yakalanmadan önceki kadar kolay tespit edemediğini söylüyor.

Reuters’ın haberine göre, hastalığa yakalanan pek çokları gibi tat ve koku alma duyularını kaybeden Pallas için bu, onun gibi kıdemli bir degüstatör için adeta bir kabus senaryosu. Mesleğini eskisi gibi icra edebilmek için Pallas’ın burnunu tekrar eğitmesi, tad alma duyusundaki incelikleri yavaş yavaş tekrar kazanması gerekiyor.

Pallas’ın hikayesi Fransa’da sadece milyarlarca dolarlık şarap endüstrisinde çalışanlar için değil, şefler, parfümcüler, çikolatacılar ve onlar gibi çok hassas duyulara sahip olması gerekenler için de riskleri ortaya koyuyor.

Duyularını kaybettiği günü hatırladığında “Kara delikte olmak gibiydi. Korkunç bir histi, tüm anlamı kaybetmiştim” diyen Pallas, şarabın herhangi bir his, duygu ya da haz getirmeyi bıraktığını, tüm algılayabildiğinin alkol ve asidite olduğunu söylüyor.

Fransa’da şarap endüstrisi endişeli. Pallas gibi ‘oenolog’lar, uzmanlıklarını şarap bilimi alanındaki zorlu eğitimlerine borçlu. Damıtmadan harmanlamaya ve şişeleme aşamasına kadar üretim sürecinin tüm basamaklarına hakimler.

Oenolog birliğinin 2 bin 600 sektör çalışanıyla düzenlediği bir ankete göre koronavirüse yakalanan şarap uzmanlarının üçte birinden fazlası kabiliyetlerinin etkilendiğini söyledi. Birliğe göre bazı şarap tadım öğrencileri hastalığa yakalandıktan sonra öğrenimini bıraktı.

Birlik başkanı Didier Fages, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Başbakan Jean Castex’e yazarak, şarap tadımcılarının koronavirüs aşı sırasında öne alınmasını istedi. Tat ve koku alma duyularını kaybetmenin bir şarap tadımcısı için ne anlama geldiği sorulduğunda Fages, bu durumu bir müzisyenin enstrümansız kalmasına benzetiyor.

Pallas, her sabah mutfağa girip kahve çekirdeği, vanilya çubuğu, baharatlar eline ne geçerse koklayıp burnunu eğitmeye çalıştığını söylüyor. Şaraptaki bazı baskın notları kolay alsa da daha derin karmaşık tonlarda zorlandığını ifade ediyor.

Kaynak: Sputnik Türkiye

The post Fransız Şarap Tadımcılarından ‘Aşıda Öncelik’ Talebi: “Koronavirüs Nedeniyle Duyularımızı Kaybediyoruz” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2021/04/22/fransiz-sarap-tadimcilarindan-asida-oncelik-talebi-koronavirus-nedeniyle-duyularimizi-kaybediyoruz/feed/ 0
Hollanda’da Sokağa Çıkma Yasağı Eylemlerinde En Az 500 Kişi Gözaltına Alındı https://meydan1.org/2021/01/27/hollandada-sokaga-cikma-yasagi-eylemlerinde-en-az-500-kisi-gozaltina-alindi/ https://meydan1.org/2021/01/27/hollandada-sokaga-cikma-yasagi-eylemlerinde-en-az-500-kisi-gozaltina-alindi/#respond Wed, 27 Jan 2021 09:33:11 +0000 https://meydan1.org/?p=69425 Hollanda’da COVID-19 sayılarının azalmasına rağmen sokağa çıkma yasaklarının tekrar başlatılmasıyla beraber 4 gündür çeşitli şehirlerde eylemler gerçekleştiriliyor. Binlerce kişinin sokaklara çıktığı eylemlerde polis biber gazı ve tazyikli suyla halka saldırdı ve pek çok noktada çatışma çıktı. Saldırılarda en az 500 kişi gözaltına alındı.

The post Hollanda’da Sokağa Çıkma Yasağı Eylemlerinde En Az 500 Kişi Gözaltına Alındı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Hollanda’da COVID-19 sayılarının azalmasına rağmen sokağa çıkma yasaklarının tekrar başlatılmasıyla beraber 4 gündür çeşitli şehirlerde eylemler gerçekleştiriliyor.

Binlerce kişinin sokaklara çıktığı eylemlerde polis biber gazı ve tazyikli suyla halka saldırdı ve pek çok noktada çatışma çıktı.

Saldırılarda en az 500 kişi gözaltına alındı.

The post Hollanda’da Sokağa Çıkma Yasağı Eylemlerinde En Az 500 Kişi Gözaltına Alındı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2021/01/27/hollandada-sokaga-cikma-yasagi-eylemlerinde-en-az-500-kisi-gozaltina-alindi/feed/ 0
Korona’da Duyarsızlaşma https://meydan1.org/2020/11/18/koronada-duyarsizlasma/ https://meydan1.org/2020/11/18/koronada-duyarsizlasma/#respond Wed, 18 Nov 2020 08:19:00 +0000 https://meydan.org/?p=66582 Günler “Korona salgını sürecini atlattık, atlatıyoruz, atlatacağız…” diye bekleyerek geçiyor. Ne zaman geçecek ya da acaba hiç geçmeyecek mi gibi birçok soru ve bu sorulara üretilen birçok cevap, teori, yaklaşım da beklemekle geçen günlere eşlik ediyor. En iyi ihtimalle üretilecek bir aşının kendisinin değilse bile haberinin yayılması hepimizin içine -bir anlık da olsa- su serpecek. […]

The post Korona’da Duyarsızlaşma appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Günler “Korona salgını sürecini atlattık, atlatıyoruz, atlatacağız…” diye bekleyerek geçiyor. Ne zaman geçecek ya da acaba hiç geçmeyecek mi gibi birçok soru ve bu sorulara üretilen birçok cevap, teori, yaklaşım da beklemekle geçen günlere eşlik ediyor. En iyi ihtimalle üretilecek bir aşının kendisinin değilse bile haberinin yayılması hepimizin içine -bir anlık da olsa- su serpecek.

Ama görünen o ki bu en iyi ihtimal de gerçekçi bir ihtimal olmaktan çok uzak şu anda. Aşı üretilse bile sana bana ulaşması yılları bulacağı söyleniyor. Bir süper kahraman çıkıp da bizi bu salgından kurtarmayacaksa ne kadar süreceğini bilemediğimiz bir süre boyunca salgının kendisini de etkilerini de yaşayacağız.

Tahammülsüzleşiyoruz

“Tahammül nedir? Tahammül insanlığın bir parçasıdır. Hepimizin hataları ve eksikleri var; gelin karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım, çünkü, tahammül doğanın ilk yasasıdır.” – Voltaire

Eğer virüsün varlığından haberdar olur olmaz bir ada satın alıp ailemizle yerleşecek kadar şanslı değilsek ya da satın aldığımız güvenli alandan dışarı çıkmadan uzun bir süre yaşayacak kadar birikimimiz yoksa koronavirüs salgınının bizim için hiç de kolay geçmediğini söyleyebiliriz.

“1,5 metre mesafe” kuralının toplu taşıma araçlarının hiçbirinde işletilmediği ya da işletilemediği ortada; mesafesizlik kaçınılmaz. Mesafesizlik gerçeğiyle karşılaştığımız tek yer toplu taşıma araçları değil tabi; yürüdüğümüz yoldan marketlere, iş yerlerinden devlet dairelerine kadar her yerde aynı mesafesizliği yaşıyoruz. Üstelik işlemeyen, işletilemeyen daha pek çok “kural” da absürt şekilde uyarı tabelaları ve anonslarında yerini koruyor.

Bu absürtlüğün içinde yaşıyoruz. Bindiğimiz metrobüsteki havasızlıktan, sıkışıklıktan, mesafesizlikten duyduğumuz rahatsızlığı nasıl ifade edeceğimizi çoğu zaman bilemiyoruz üstelik. Aslında metrobüse binen her birimiz biliyoruz; bizi salgın döneminde sıkış tepiş yolculuk etmeye zorlayan da metrobüsün dolup taşmasına sebep olan da yaşadığımız sistem. Sıkıştığımız metrobüsün camından seyrettiğimiz özel araçları ve onların çoğunlukla boş koltuklarını gördüğümüzde hepimizin bedenini olduğu gibi içini de sıkıştıran aynı adaletsizlik değil mi?

Bu adaletsizliği yaşayanlar olarak birbirimize tahammülsüzleşiyoruz. Yaşadığımız sıkışma, metrobüsün kapısı açılınca binen ilk kişiye yönelen “Eh be kardeşim, yer mi var da biniyorsun?” tepkisine dönüşüyor. Toplu ulaşım araçlarında neredeyse olmazsa olmaz diyebileceğimiz bu cümle, korona salgını sürecinde yerini “Görmüyor musun, tabelada 1,5 metre mesafe yazıyor!” cümlesine bırakıyor. Metrobüse binmeye çalışıp girebildiğinde “Oh be!” diyen de muhtemelen birçoğumuz gibi koşuşturmalı bir günün yorgunluğunu üzerinde taşıyanlardan olsa bile bizi sıkıştıranın o kişi olduğunu düşünüyor, adeta onu günah keçisi ilan ediyor ve ona öfkeli gözlerle, tüm beden hareketlerimizle rahatsızlığımızı ifade ediyoruz. Binilen metrobüste karşılığını bulan tahammülsüzlük, başka bir tahammülsüzlüğün de sebebi oluyor ve aynı toplumsal sorunun parçası olan binlerce kişi birbirimizle kurduğumuz duygudaşlık bağını yitiriyoruz.

Kendimizi Bir Başkasının Yerine Koymak

Theodor Lipps duygudaşlığı şöyle tanımlıyor: “Bir insanın kendisini karşısındaki bir nesneye yansıtması, kendini onun içinde hissetmesi ve bu yolla o nesneyi içine alarak/özümseyerek anlaması sürecidir.”

Duygudaşlığı yitirmek, birbirimizle kurduğumuz empati ilişkisini yitirmenin de bir parçası aynı zamanda. Her koyunun kendi bacağından asıldığını iddia eden kapitalist işleyiş herkesin yalnızca kendi çıkarını düşündüğü bir toplum oluşturmaya çalışırken böyle bir toplumda birimizin yaşadığı sorun diğerlerinin yaşadığı sorundan bağımsızmış gibi görünmekte ve aynı toplumsal sorunları yaşadığımız insanların yerine bile kendimizi koyamaz hale gelmekteyiz. Birçok yabancılaşma tanımının kapsayabileceği bu durum aslında bireylerin birbiriyle ve toplumla ilişkisizleşmesi, mesafelenmesidir.

Korona virüs salgını bu mesafelenmenin boyutlarını ortaya koydu. Yaşadığımız sistem bireyin toplumla ilişkisini yasalarla ve kurallarla, türlü sınırlamalarla öylesine belirliyor ki bir salgın anında, bireyin toplumla kurduğu ilişkiye dair kendiliğinden sorumluluk geliştirmesi “hassasiyet” meselesi oluveriyor. Oysa virüsün birimizden bir diğerine bulaşma riskinin, kendimizi ve tanıdığımız tanımadığımız herkesi önemsemek konusunda bir önleme dönüşmesi olağan değil mi?

Değersizleştiriliyoruz

Kuşkusuz yaşadıklarımız sadece tahammülsüzlük olup birbirimize verdiğimiz tepkilerde sınırlı kalmıyor ve toplumla mesafelenmemiz yalnızca birbirimizle kurduğumuz empati ilişkisinden bizi yoksun bırakmıyor; aynı zamanda kapitalizmin davranışlarımızda alışkanlık haline getirmeye çalıştığı bu ilişki biçimleriyle, oluşturulan büyük bir değersizliğin de parçası haline geliyoruz. Değersizlik, ilk önce kendimizi değersiz hissetmekle başlıyor ve çember giderek genişliyor. Bir yanda yaşamak için çalışmak zorunda olanlar varken diğer yanda çalışanların sırtından kazandıklarıyla bir ömür çalışmadan yaşayabilenler var. Yaşamını “en asgari” şekilde sürdürenler, yani bizler, değersiz değiliz de neyiz bu sistemin içinde? Sistemin çarklarını döndürebildiğimiz sürece ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyorsak ve çarklar dönmediğinde ölüme bile terk edilebiliyorsak çevremizle nasıl değerli ilişkiler geliştirebiliriz?

Yabancılaştırılıyoruz

Georg Simmel diyordu ki: “Cemaat olgusu bir yanda, yabancılaşma diğer yanda insanların dışsal kimliğinin iki kutbunu oluştururlar.” Weber de “Akılcılaşma bir yandan eski metafizik umutları ve inançları yıkarken, diğer yandan da insanlara yeni yükler getirmektedir. Bu yük insanın üzerine baskı yaparak onun yabancılaşmasına neden olur.” diyordu. Bu sözler kulağa güzel geliyor ama bizim için çok da bir anlam ifade etmiyor. Biz çoğu şeyi bildiğimiz gibi yabancılaşmayı da kendi yaşamlarımızdan biliyoruz.

Her gün aynı şeyleri yapmaktan önce kendimize yabancılaşıyoruz. Yaptığımız şey ne olursa olsun, onun toplumsal alandaki karşılığını göremiyoruz. Bazılarımız ne işe yaradığını bile tam olarak bilmediği makinelerin karşısında saatler boyu çekiç sallıyor; bazılarımız ise hiç inanmadığı yalanları sırf salgın döneminde evine ekmek götürebilmek ve faturalarını geç de olsa ödeyebilmek için ardı ardına sıralıyor. Kendimize, gün içerisinde yaşadıklarımıza yabancılaşıyoruz. Sabah kalkıyoruz, sonra aradaki saatler yaşanmamış gibi kendimizi yorgun argın evde buluyoruz. Kiminle konuştum, neye güldüm bunların hiçbirini hatırlamıyoruz bile. Otobüslerdeki, yollardaki yüzlerce binlerce insanın da bizim gibi olduğunu; onlarla beraber yaşadığımızı da unutuyoruz haliyle. Sonra kendimizi yalnız hissediyoruz ve içinde yaşadığımız toplum da bize yabancı gelmeye başlıyor. Ne saatlerimizin ne kendimizin ne de toplumun farkında değiliz artık. Çünkü ancak bu hale getirilirsek el uzatmayacağız diğerimize, ancak böyle davranmaya devam edersek bizi her gün açıklanan sayılarla uyutabilecekler. Peki biz kendine ve topluma yabancılaştırılanlar nasıl olacak da tekrardan kendimizi, dostlarımızı ve diğer insanları tanıyacağız? Nasıl olacak da hayatımızı gerçekten “yaşayacağız”?

Dayanışma Duygusu Olmadan Olmaz

Dayanışmayı belki de en iyi anlayan ve anlatan Kropotkin’e göre diğer insanlarla kurulan ve onları destekleyen faaliyetlerin kaynağı çıkar ilişkisi değil içgüdüsel dayanışma duygusudur. Dayanışma duygusunu bu sisteme rağmen koruyabildiğimizde birbirimizin acılarına ve mutluluklarına ortak olabilir, birbirimizi anlayabilir ve ortak değerler üretebiliriz. Ancak dayanışma duygusuyla birbirimizi önemseyebiliriz ve özgürleşebiliriz. Dünyanın görüp geçirdiği bütün sistemlerde ve en büyük felaketlerde bile varlığını korumayı başaran dayanışma duygusu olmadan toplumun kendini sürdürebilmesi, çökmeden kalabilmesi mümkün değilken bu duyguyu yaşayanlar, her gün daha fazla kişinin bu duyguyu yeniden yaşamına alabilmesi için mücadeleyi sürdürüyor.

Şeyma Çopur

Bu yazı Meydan Gazetesi’nin 54. sayısında yayımlanmıştır.

The post Korona’da Duyarsızlaşma appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/11/18/koronada-duyarsizlasma/feed/ 0
SES Urfa Şubesi: “Urfa’da günlük vaka sayısı 1000 civarında” https://meydan1.org/2020/08/21/ses-urfa-subesi-urfada-gunluk-vaka-sayisi-1000-civarinda/ https://meydan1.org/2020/08/21/ses-urfa-subesi-urfada-gunluk-vaka-sayisi-1000-civarinda/#respond Fri, 21 Aug 2020 20:39:24 +0000 https://meydan.org/?p=62948 Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Urfa Şubesi, kentte arttan Covid-19 salgını ve sağlık çalışanlarının yaşadıkları sorunlara ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı. SES Urfa Şube yöneticisi Selma Ateş, kentte günlük vaka sayısının bin civarında olduğunu ve her 12 sağlık çalışanından birinin salgına yakalandığını açıkladı. Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre ise tüm Türkiye’de görülen […]

The post SES Urfa Şubesi: “Urfa’da günlük vaka sayısı 1000 civarında” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Urfa Şubesi, kentte arttan Covid-19 salgını ve sağlık çalışanlarının yaşadıkları sorunlara ilişkin şube binasında basın açıklaması yaptı.

SES Urfa Şube yöneticisi Selma Ateş, kentte günlük vaka sayısının bin civarında olduğunu ve her 12 sağlık çalışanından birinin salgına yakalandığını açıkladı. Sağlık Bakanlığı’nın paylaştığı verilere göre ise tüm Türkiye’de görülen günlük vaka sayısı 1200-1400 aralığında. Şube yöneticisi Selma Ateş, yaptığı basın açıklamasında hızla artan vakalarla hastanelerde yer kalmadığına, yine hasta kuyruklarının oluşmaya başlandığına dikkatleri çekti.

The post SES Urfa Şubesi: “Urfa’da günlük vaka sayısı 1000 civarında” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/08/21/ses-urfa-subesi-urfada-gunluk-vaka-sayisi-1000-civarinda/feed/ 0
Röportaj |Özel Tiyatro İşçileri Eylemde: “Neden Susuyoruz?” https://meydan1.org/2020/08/14/roportaj-ozel-tiyatro-iscileri-eylemde-neden-susuyoruz/ https://meydan1.org/2020/08/14/roportaj-ozel-tiyatro-iscileri-eylemde-neden-susuyoruz/#respond Fri, 14 Aug 2020 19:35:41 +0000 https://meydan.org/?p=62718 On beş gün boyunca Kadıköy’deki özel sahnelerin/tiyatroların önünde susma eylemi gerçekleştiren ve dün BOA Sahne önünde basın açıklaması yaparak eylemlerine farklı biçimlerde devam edeceklerini açıklayan özel tiyatro işçileri Cenk Dost Verdi, Ulaş Kaya ve Deniz Elmas ile Korona Krizi’ni, tiyatro işçilerinin yaşadıkları sorunları ve bu krizden tiyatrocuların nasıl etkilendiğini konuştuk. Meydan Gazetesi: On beş gün […]

The post Röportaj |Özel Tiyatro İşçileri Eylemde: “Neden Susuyoruz?” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

On beş gün boyunca Kadıköy’deki özel sahnelerin/tiyatroların önünde susma eylemi gerçekleştiren ve dün BOA Sahne önünde basın açıklaması yaparak eylemlerine farklı biçimlerde devam edeceklerini açıklayan özel tiyatro işçileri Cenk Dost Verdi, Ulaş Kaya ve Deniz Elmas ile Korona Krizi’ni, tiyatro işçilerinin yaşadıkları sorunları ve bu krizden tiyatrocuların nasıl etkilendiğini konuştuk.

Meydan Gazetesi: On beş gün boyunca özel sahnelerin/tiyatroların önünde eylemdeydiniz. Öncelikle eyleme geçiş sebeplerinizi detaylandırabilir misiniz?

Cenk Dost Verdi: Bugün salgın koşullarında derinleşen sorunların gün yüzüne çıkması sebebiyle tiyatroların içinde bulunduğu durumla ilgili olarak ses çıkarma, dikkat çekme ve dayanışma eylemleri yapılıyor. Fakat çözüme yönelik tiyatro meslek örgütlerince yapılan çalışmalar bürokrasinin kendi diline mahkum  olduğu için belli bir sürece yayıldı. Biz Kültür Bakanlığı’nın ideolojik perspektifi sebebiyle bu sürecin hızlı işleyeceğine inanmadığımız için eylemdeyiz. Tiyatro sanatçısı olarak beş aydır işsizim ve böyle devam ederse önümüzdeki sürecin nasıl devam edeceğini seziyorum. Bu sebeple kendi adıma bir şey yapma ihtiyacı duydum. Bunun görünür olması, bunun hayati olduğunu vurgulamak adına böyle bir eyleme kalkıştık. Fakat hala bir muhattabı yok, hem içeriden hem dışarıdan. Bu sebeple eylemlerimiz böyle devam edecek galiba. Çünkü ben hala tiyatrodan hiç bir şey kazanamıyorum. Yine hala tiyatrodan güvencesi olmayan bir sürü arkadaşım hayatlarını  ve mesleklerini devam ettirememe noktasında. Hatta bir çok kişi bize şöyle sorular yöneltiyor: “Neden diğerleri de burada değil?”. Çünkü hayatlarını idame ettirmek zorundalar. Ben bunu yapamadığım için buraya geldim. Bir kafede çalıştım. Yorgunluktan artık çalışamaz hale gelip “Noluyor ya, ben bunu daha ne kadar yapacağım?” diyince karar verdim. Ulaş ve Deniz de öyle. Asıl problemi gündelik hayatın idamesi bahanesiyle ötelemekten vazgeçip buraya geldik.

Bir susma eylemi gerçekleştiriyorsunuz. Neden eylem biçimi olarak susmayı, sessizliği tercih ettiniz?

Ulaş Kaya: Ben insanların bu duruma dair bir hassasiyeti oluşacaksa eğer, eylemin türünün o kadar da önemli olmadığını düşünüyorum. Sonuç olarak biz bu gidişata kayıtsız kalmadık. Susuyor olmamız mecburiyetten, teslimiyetten değil. Bu durumun içinde böyle devinip sürekli başka işler yaparak, başka meslekler öğrenmek zorunda kalarak asimile olmak ve kendi işimizden uzaklaşmak istemiyoruz, kendi işimizi yapmak istiyoruz. İnsanlar soruyor: “Niye susuyorsunuz?” Sürekli biçimiyle ilgileniyorlar. İçerik olarak neden yaptığımızla ilgilenmiyorlar. Yani sormuyor neden yapıyorsunuz? Hatta bildiri yazıyoruz, bildiriyi dahi okumadan bunu soruyorlar. Bildirinin içinde bunun, her şeyin cevabı var.

Cenk: Tiyatrocu hayatını konuşarak kazanıyor. Bir şeyler söyleyerek, anlatarak kazanan üç tiyatrocu bir özel tiyatro önüne gelip susuyor. “Neden susuyorlar ki?” diye soranlar var. Bu art niyet demektir. Bu, başını çekemediği hiç bir şeyin içinde bulunmayan kapitalizmin getirdiği o çıkarcı ve bencil bireyin ve bunun getirdiği atıl toplum anlayışının yansımasıdır. Bundan birazcık kurtulmuş bir zihnin üç tane tiyatrocunun on iki saat boyunca bir tiyatro önünde susarak ne anlatmak istediğini anlamaması imkansız. İçinde kocaman bir ironi barındırıyor. İçinde binlerce anlam var. Yani gelin ve kepenkleri kapanmış şu tiyatroya bakarak on iki saat bir susun bakalım. Bu tiyatroyu kışın dolduran binlerce insanı, burada yaşadığınız oyunun anısını, oyundan sonra seyircilerle kurduğunuz sohbetleri, sonra bir de kepenklerin bir daha açılmama ihtimalini bir bütün hale getirip burada on iki saat dursanıza.

Niye susuyoruz? Konunun muhattabını denk almayan, onu masaya oturtmayan her sohbet zaten asıl büyük sessizlik. Biz bunu görünür kılmaya çalışıyoruz. Burada performatif de bir şey var. Çok yakın bir arkadaşım 2 saat oturduğunda,  “Napıyorsunuz? Bu çok zormuş” dedi. Bir de on dakikasını bize ayırmayan, “Susarak bir yere varılır mı?” diyen, tam da bu kapitalist düzenin, tam da bu faşizan düzenin bireyde yarattığı etkiyi kusan bakış açısıyla eleştiriliyoruz. “Ne olacak, bir şey mi olacak?” Olacak evet, ben kendi devrimimi yaratmaya çalışıyorum. Deniz kendi devrimine inanıyor. Ulaş da. Ben artık “Bu hal devam etmeyecek.” dedim kendi adıma. “Gidip bir kafede çalışmayacağım.” dedim. Bu köle seviciliğini reddetmezsem başkasının bunu yapmasını eleştiremem. Ben en son, bu köle ahlakını, bu sınıfsal farkları ortaya koyan bir oyun oynadım, adı Joko’nun Doğum Günü idi. Oyundaki karakter daha fazla para kazanmak için “Ben sırtımda insan taşıyacağım” dedi ve benliğini kaybetti. Biz seyirciye bunu söyledik: “Sırtınızda insan taşırsanız benliğinizi kaybedersiniz.” Moda Sahnesi’ndeki arkadaşlar Hamlet’le başka bir şey anlattı. Eğer biz oynadığımız metinlerin içeriğine inanmamış insanlarsak sanatçı olamayız, ancak iki yüzlü oluruz. Ben bu iki yüzlülüğe, kendimdeki bu iki yüzlülüğe son verdim, o yüzden susuyorum.

Deniz Elmas: John Cage’in 4’ 33’’ diye bir tane eseri var ve tamamen sessiz. 4 dakika 33 saniye sessiz ama notaları var, konuşan bir şey bu aslında. Dinliyorsun, görüyorsun, duyuyorsun. Bu da aynı şey. “Neden ki?” “Niye işe yaramıyor ki?” demek yerine mesela gelip bizimle 1 saat sussa zaten bir şekilde dilimizi de anlayacak kendi dilini de bulacak.

Ulaş: Buna zaten bir dil arayışı da dedik. Susuyoruz ama şöyle, sürekli bu içinde bulunduğumuz tahakkümle baş başa kalıyoruz. Bunu hissediyoruz, bunu nasıl çözebileceğimizi düşünüyoruz, “neler yapabiliriz”i düşünüyoruz. Tabii ki sadece susmuyoruz, meseleyi daha iyi anlamak için çabalıyoruz aynı zamanda.

Cenk: Evet kendimize de bir susma, kendimizi de dinliyoruz. Şimdiye kadar ne yaptık, tiyatro seyircisi nerede, arkadaşlarımız nerede? Ben acaba sadece bu meslekten geçinen biri olarak ve artık geçinemezken hayatımı sürdürememek noktasında kendi yakın çevremi ikna edemiyor muyum? Arkadaşlarım, benim tiyatroda sadece oynayıp, alkış alıp, egomu besleyip sonra da evime gidip yattığımı mı zannediyor? Kendime de bir özeleştiri bu. Demek ki en yakın çevrem bile buna inanmış. Tiyatro benim için yaşamsal bir kaynak. Hem maddi hem manevi. Siz manevi kısmına yükleniyorsunuz o zaman demek ki. Burada o zaman benim hayatımla ilgili bir yanlış var. İşte o yanlış, tamamen bu işten para kazanıp hayatımı sürdürmek yerine başka şeyleri bu işin yedeğine koymak yani tiyatroyu bir tali yol olarak görme yanlışı. Hayır, tiyatro benim yaşam kaynağım, çünkü işim. Aman sanattır, bilmem nedir, bu beni ilgilendiren kısmı. Ama toplumu ilgilendiren kısmı şu: Ben bu işi yaparak hayatta kalabilmeliyim. Garsonun garsonluk yaparak hayatta kalması gibi, doktorun doktorluk yaparak hayatta kalması gibi, KHK ile atılan, öğretmenlerin, akademisyenlerin, tekrar öğretmenlik, tekrar akademisyenlik yapma hakları olduğu gibi.

Bir üst boyutu da, kamu kaynaklarından eşit yararlanmak istiyoruz biz. Bu kadar basit. AVM’ler açılsın diye milyonlarca lira hibe ettiler koca koca patronlara. Vestel’de işçiler koronayken hala onları kapattırıp çalıştırmayı biliyorlar. Patronlara destek oluyorlar. Bunu ödenekle yapıyorlar. Ben de diyorum ki o kaynaklar kültür varlıklarına aktarılmak zorunda. “Burası neden kapalı, yazın biz neden burada kurs vermiyoruz?” Hep söylüyorum: Her özel tiyatroyu en azından yazın finanse edebilecek yerel yönetimler yok mu? Kültür Bakanlığı yok mu? Bir tane gösteri için Okçular Vakfı’na aktarılan milyonları biliyoruz. Diyanet’in bütçesi ortada. “Açım” deyip konser yapan sanatçıların boğazda restoran açtıkları ortada. Ben o bütçeden hakkıma düşen parayı almalıyım, alırım da. Susa susa da alırım. Benim en başta buna inanmam lazım, buradaki meşruluğuma, buradaki hakkıma inanmam lazım. “Neden yalnızız?” Bu hakkını bilmeyen, bu hakkını aramaya cesaret etmeyenler yüzünden bugün buradayız. Belki biraz da onlara bir kapı açar, bizim gibi düşünüp harekete geçmemiş olanlarla tanışırız diye buradayız.

Ulaş: Biz, tiyatro kazansın istiyoruz. Özel tiyatroda seyirciye bilet 60-70 liraya satılmak zorunda kalınıyor. Bu durumla karşılaşmak istemiyoruz. İstiyoruz ki biletler 10 liraya satılabilsin. Meslek tanımımız olsa, Ticaret Odası’na bağlı olmasak biz de ekonomik olarak rahatlayacağız. Dolayısıyla “Tiyatroda para yok!” da denilmeyecek. Zaten aslında tiyatroda para bu düzen yüzünden yok.

Cenk: Korsan çocuk tiyatrosu var, geçen hesapladım, neredeyse günlük 1,5 trilyon para dönüyor. Okulları doldur boşalt yapan tiyatrolar var. Demek ki bunlar kaynak. Demek ki bir ekonomi dönüyor burada. Bu ekonomik boyutu da konuşmalıyız. Tiyatroyu ekonomik kaynak olarak görmek istiyorsan ben sana bunu da söyleyeceğim. Ama asla yanaşmıyor. Neden korkuyorsun o zaman? Tiyatronun değiştirip dönüştürücü gücünden mi korkuyorsun? Muhalif olmasından mı korkuyorsun? Tiyatro devleti yıkmaz. Tiyatro devleti sallar. Ve buna ihtiyacınız var.

Korona Krizi’nde devlet kamu tiyatroları ve özel tiyatrolar için nasıl bir politika işletti?

Cenk: Kamu tiyatrolarına ödenek ayrıldığı için Devlet ve Şehir Tiyatroları’nda maaşlar ödeniyor. Ama yeni oyun yapılıp yapılmayacağı belli değil. Muhtemelen onlar da kendi canlarını düşünüp kalabalık işler yapmamaya gayret edecekler. Özel tiyatroların pandemi dönemini atlatabilmesi içinse hiçbir şey yapılmadı. Oysa diğer tarafta koca bir kaynak var. Özel tiyatrolar için geçici bir KDV indirimi ilan edildi, o da zevahiri kurtarmak adına. İndirimi açıklandığı tarihten itibaren başlatıyorlar. Zaten 5 aydır hiçbir şey yapmıyorum. SGK borcu, sahnelere olan kira borcu, borç üstüne borç… Oyunlar yok. Zaten yazın özel tiyatrolar çalışmıyor. Bir de öyle bir açıklama yapıyorlar ki alay etmenin de ötesinde.

Soruya dönersek, pandemi sürecinde tüm sektörlerde olduğu gibi sanat alanında da çok büyük bir vurdumduymazlık var. “Nasıl olacak, neyle geçineceksiniz?” diye soran yok. Meslek örgütleri dayanışma, başka bir ekip yardım kampanyası başlatmaya çalıştı ama bizim şunu görmemiz lazım: Bunlarla olacak mesele değil. O dayanışmalar herkese ulaştırıldığında miktar çok az ve komik bir hale geliyor. Ulaş düşerse ben Ulaş’ı kaldırırım, sen düşersen seni kaldırırım. Ama hepimiz bu çukurun içindeyiz. Diyelim ki herkes birbirinin üstüne basarak çıktı, en alttaki ne olacak? En alttakinin hakkını bile aramak zorundayız. O yüzden sadece birbirimizin üstüne çıkıp anlık rahatlamaya değil krizi derinleştirip çözmeye yönelik de adımlar atmalıyız. Her krizde kapısını kapatan bir Kültür Bakanlığı var. O kapıyı zorlayıp açmak zorundayız.

Özel tiyatro işçileri olarak bu sürecin sonunda elde etmek istediğikleriniz nedir?

Cenk: Aciliyetli olarak yeni bir kültür-sanat politikasının uygulanmasını istiyoruz. Odağı tiyatro olan bir kültür-sanat politikasının, işin ehillerince masada konuşulması gerekiyor. Oyuncular Sendikası, Tiyatro Kooperatifi, Kadıköy Tiyatroları Platformu buna hazır. Kültür Bakanlığı sorunu çözmeye biraz niyet ederse biz o masadan 3-4 günde bütün sorunları, bütün tiyatroları tasnif edip bütün çözüm önerilerini sunmuş olarak kalkarız, sorunu çözeriz.

Eylem süreciniz nasıl devam edecek?

Cenk: Basın açıklamasıyla birlikte bu susma eylemi bitecek. Daha sonrası için başka şeyler planlıyoruz. Günlük hayatımızı idame ettirebilme durumumuza göre şekillenecek biraz. Benim provasının başlama ihtimali olan başka bir işim var. Ama nasıl olacağını bilmiyoruz, bir sürü soru işaretiyle başlıyor. Ama eylemlerimiz sürecek.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Cenk: Ben özellikle meslektaşlarımızdan şunu istiyorum: O kılıcı elimizden bırakalım, sadece eylemeye başlayalım. Kahraman beklemeyelim, kahramanlı tiyatronun bile modası geçti. İçinde yaşadığımız mesleğe olan inancımız zaten bize ne yapmamız gerektiğini fısıldıyor.

Ulaş: Bizim bu süreçte istediğimiz tiyatro yasasının çıkıyor olması, taleplerin karşılanması. İstiyoruz ki gerçekten insanlar özel tiyatroların içinde bulunduğu durumu bilsinler. Bize ticarethane olarak bakmasınlar, 60-70 liralık biletin hesabını bize sormasınlar. Sebebini bilsinler ve bize değil Kültür Bakanlığı’na sorsunlar.

Deniz Elmas: Derdimiz ortak ve bu ortak derdimiz için kuvvetle durmamız gerekiyor. Yılmamamız gerekiyor. Yaşam mücadelesi vermemiz gerekiyor. Bu öfke güzel bir öfke. Bunu iyi lanse etmemiz lazım.

The post Röportaj |Özel Tiyatro İşçileri Eylemde: “Neden Susuyoruz?” appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/08/14/roportaj-ozel-tiyatro-iscileri-eylemde-neden-susuyoruz/feed/ 0
Covid-19 |1148 Yeni Vaka 19 Can Kaybı https://meydan1.org/2020/07/05/covid-19-1148-yeni-vaka-19-can-kaybi/ https://meydan1.org/2020/07/05/covid-19-1148-yeni-vaka-19-can-kaybi/#respond Sun, 05 Jul 2020 17:19:07 +0000 https://meydan.org/?p=60614 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya üzerinden son 24 saatin korona virüs vakalarını ve can kayıplarını paylaştı. Yeni gelen bilgilere göre 1148 kişide Covid-19 virüsüne rastlanırken, 19 kişi ise yaşamını yitirdi.

The post Covid-19 |1148 Yeni Vaka 19 Can Kaybı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya üzerinden son 24 saatin korona virüs vakalarını ve can kayıplarını paylaştı. Yeni gelen bilgilere göre 1148 kişide Covid-19 virüsüne rastlanırken, 19 kişi ise yaşamını yitirdi.

The post Covid-19 |1148 Yeni Vaka 19 Can Kaybı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/07/05/covid-19-1148-yeni-vaka-19-can-kaybi/feed/ 0
Covid-19|Vaka Sayısı 1429, Yaşamını Yitirenlerin Sayısı ise 19 Oldu https://meydan1.org/2020/06/17/covid-19vaka-sayisi-1429-yasamini-yitirenlerin-sayisi-ise-19-oldu/ https://meydan1.org/2020/06/17/covid-19vaka-sayisi-1429-yasamini-yitirenlerin-sayisi-ise-19-oldu/#respond Wed, 17 Jun 2020 17:16:03 +0000 https://meydan.org/?p=59779 Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Korona virüs vakalarını açıkladı. Bugünkü vaka sayısı 1429 oldu. Yaşamını yitirenlerin sayısı ise 19 olarak belirlendi.

The post Covid-19|Vaka Sayısı 1429, Yaşamını Yitirenlerin Sayısı ise 19 Oldu appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Korona virüs vakalarını açıkladı. Bugünkü vaka sayısı 1429 oldu. Yaşamını yitirenlerin sayısı ise 19 olarak belirlendi.

The post Covid-19|Vaka Sayısı 1429, Yaşamını Yitirenlerin Sayısı ise 19 Oldu appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/06/17/covid-19vaka-sayisi-1429-yasamini-yitirenlerin-sayisi-ise-19-oldu/feed/ 0
Covid- 19: Son 24 Saatte 25 Can Kaybı 839 Yeni Tanı https://meydan1.org/2020/05/31/covid-19-son-24-saatte-25-can-kaybi-839-yeni-tani/ https://meydan1.org/2020/05/31/covid-19-son-24-saatte-25-can-kaybi-839-yeni-tani/#respond Sun, 31 May 2020 17:57:12 +0000 https://meydan.org/?p=59227 Covid-19’a bağlı olarak son 24 saatte gerçekleşen can kayıpları ve yeni vakaların verileri açıklandı. Buna göre bugün 25 kişi yaşamını yitirirken 839 yeni kişide korona virüse rastlandı.

The post Covid- 19: Son 24 Saatte 25 Can Kaybı 839 Yeni Tanı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Covid-19’a bağlı olarak son 24 saatte gerçekleşen can kayıpları ve yeni vakaların verileri açıklandı. Buna göre bugün 25 kişi yaşamını yitirirken 839 yeni kişide korona virüse rastlandı.

The post Covid- 19: Son 24 Saatte 25 Can Kaybı 839 Yeni Tanı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/05/31/covid-19-son-24-saatte-25-can-kaybi-839-yeni-tani/feed/ 0
Covid-19: Son 24 Saatte 26 Hasta Yaşamını Yitirdi, Yeni Vaka Sayısı Tekrar Binin Altında https://meydan1.org/2020/05/30/covid-19-son-24-saatte-26-hasta-yasamini-yitirdi-yeni-vaka-sayisi-tekrar-binin-altinda/ https://meydan1.org/2020/05/30/covid-19-son-24-saatte-26-hasta-yasamini-yitirdi-yeni-vaka-sayisi-tekrar-binin-altinda/#respond Sat, 30 May 2020 17:46:56 +0000 https://meydan.org/?p=59130 Tanımlanmış adı Covid-19 olan yeni tip korona virüse bağlı olarak son 24 saatte 26 hasta yaşamını yitirdi, 983 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Yaşamını yitirenlerin toplam sayısı 4.515’e çıkarken, tespit edilen toplam vaka sayısının ise 163.103 olarak belirlendiği açıklandı.

The post Covid-19: Son 24 Saatte 26 Hasta Yaşamını Yitirdi, Yeni Vaka Sayısı Tekrar Binin Altında appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Tanımlanmış adı Covid-19 olan yeni tip korona virüse bağlı olarak son 24 saatte 26 hasta yaşamını yitirdi, 983 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Yaşamını yitirenlerin toplam sayısı 4.515’e çıkarken, tespit edilen toplam vaka sayısının ise 163.103 olarak belirlendiği açıklandı.

The post Covid-19: Son 24 Saatte 26 Hasta Yaşamını Yitirdi, Yeni Vaka Sayısı Tekrar Binin Altında appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/05/30/covid-19-son-24-saatte-26-hasta-yasamini-yitirdi-yeni-vaka-sayisi-tekrar-binin-altinda/feed/ 0
Covid-19: Son 24 Saatte 28 Hasta Yaşamını Yitirdi https://meydan1.org/2020/05/29/covid-19-son-24-saatte-28-hasta-yasamini-yitirdi-2/ https://meydan1.org/2020/05/29/covid-19-son-24-saatte-28-hasta-yasamini-yitirdi-2/#respond Fri, 29 May 2020 18:08:31 +0000 https://meydan.org/?p=59097 Tanımlanmış adı Covid-19 olan yeni tip korona virüse bağlı olarak son 24 saatte 28 hasta yaşamını yitirdi, 1.141 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Yaşamını yitirenlerin toplam sayısı 4.489’a çıkarken, tespit edilen toplam vaka sayısının ise 162.120 olarak belirlendiği açıklandı.

The post Covid-19: Son 24 Saatte 28 Hasta Yaşamını Yitirdi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Tanımlanmış adı Covid-19 olan yeni tip korona virüse bağlı olarak son 24 saatte 28 hasta yaşamını yitirdi, 1.141 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Yaşamını yitirenlerin toplam sayısı 4.489’a çıkarken, tespit edilen toplam vaka sayısının ise 162.120 olarak belirlendiği açıklandı.

The post Covid-19: Son 24 Saatte 28 Hasta Yaşamını Yitirdi appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/05/29/covid-19-son-24-saatte-28-hasta-yasamini-yitirdi-2/feed/ 0
Covid 19: Son 24 Saatte 32 Hasta Yaşamını Yitirdi; Günlük Vaka Sayısı, İyileşen Sayısını Tekrar Geçti https://meydan1.org/2020/05/24/covid-19-son-24-saatte-32-hasta-yasamini-yitirdi-gunluk-vaka-sayisi-iyilesen-sayisini-tekrar-gecti/ https://meydan1.org/2020/05/24/covid-19-son-24-saatte-32-hasta-yasamini-yitirdi-gunluk-vaka-sayisi-iyilesen-sayisini-tekrar-gecti/#respond Sun, 24 May 2020 17:12:26 +0000 https://meydan.org/?p=58926 Tanımlanmış adı Covid-19 olan yeni tip korona virüse bağlı olarak son 24 saatte 32 hasta yaşamını yitirdi, 1141 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Yaşamını yitirenlerin toplam sayısı 4340’a çıkarken, tespit edilen toplam vaka sayısının ise 155.827 olarak belirlendiği açıklandı.

The post Covid 19: Son 24 Saatte 32 Hasta Yaşamını Yitirdi; Günlük Vaka Sayısı, İyileşen Sayısını Tekrar Geçti appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Tanımlanmış adı Covid-19 olan yeni tip korona virüse bağlı olarak son 24 saatte 32 hasta yaşamını yitirdi, 1141 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Yaşamını yitirenlerin toplam sayısı 4340’a çıkarken, tespit edilen toplam vaka sayısının ise 155.827 olarak belirlendiği açıklandı.

The post Covid 19: Son 24 Saatte 32 Hasta Yaşamını Yitirdi; Günlük Vaka Sayısı, İyileşen Sayısını Tekrar Geçti appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/05/24/covid-19-son-24-saatte-32-hasta-yasamini-yitirdi-gunluk-vaka-sayisi-iyilesen-sayisini-tekrar-gecti/feed/ 0
Covid 19: Son 24 Saatte 44 Hasta Yaşamını Yitirirken Toplam Vaka Sayısı 150 Bine Dayandı https://meydan1.org/2020/05/17/covid-19-son-24-saatte-44-hasta-yasamini-yitirirken-toplam-vaka-sayisi-150-bine-dayandi/ https://meydan1.org/2020/05/17/covid-19-son-24-saatte-44-hasta-yasamini-yitirirken-toplam-vaka-sayisi-150-bine-dayandi/#respond Sun, 17 May 2020 16:33:18 +0000 https://meydan.org/?p=58559 Tanımlanmış adı Covid-19 olan yeni tip korona virüse bağlı olarak son 24 saatte 44 hasta yaşamını yitirdi. 1368 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Yaşamını yitirenlerin toplam sayısı 4140’a çıkarken, tespit edilen toplam vaka sayısının 149.435 olarak belirlendiği açıklandı.

The post Covid 19: Son 24 Saatte 44 Hasta Yaşamını Yitirirken Toplam Vaka Sayısı 150 Bine Dayandı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

Tanımlanmış adı Covid-19 olan yeni tip korona virüse bağlı olarak son 24 saatte 44 hasta yaşamını yitirdi. 1368 kişiye Covid-19 teşhisi konuldu. Yaşamını yitirenlerin toplam sayısı 4140’a çıkarken, tespit edilen toplam vaka sayısının 149.435 olarak belirlendiği açıklandı.

The post Covid 19: Son 24 Saatte 44 Hasta Yaşamını Yitirirken Toplam Vaka Sayısı 150 Bine Dayandı appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2020/05/17/covid-19-son-24-saatte-44-hasta-yasamini-yitirirken-toplam-vaka-sayisi-150-bine-dayandi/feed/ 0