Yırca Köyü – Meydan Gazetesi https://meydan1.org Anarşist Gazete Tue, 16 Oct 2018 13:44:33 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.3.13 KÖMÜRÜN İSİ, SABUNUN MİSİ https://meydan1.org/2018/10/16/komurun-isi-sabunun-misi/ https://meydan1.org/2018/10/16/komurun-isi-sabunun-misi/#respond Tue, 16 Oct 2018 13:44:33 +0000 https://test.meydan.org/2018/10/16/komurun-isi-sabunun-misi/ Meydan Gazetesi: Yırca Köyü Üretici Kadınları çalışmalarına ne zaman başladı? Nazmiye: Zeytinlerimiz kesildikten sonra, 2014 yılında çalışmalara başladık. O zamandan beri irili ufaklı işlerle uğraşıyoruz, bu günlere gelmeyi başardığımız için mutluyuz. Yırca Köyü Üretici Kadınları ne gibi ürünler üretiyor? Nazmiye: Zeytinyağımız, sabunlarımız var. Dağdan topladığımız kekik ve adaçayımızın yanında bal peteğinden ürettiğimiz mumlar var. Toplamda […]

The post KÖMÜRÜN İSİ, SABUNUN MİSİ appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>

“Destansı Bir Hikaye: Kömürün İsi, Sabunun Misi!” diyerek başladılar yolculuğa. Soma İlçesi’nin Yırca Köyü’nde, köye kurulacak termik santrale karşı zeytin ağaçlarını savunurken tanıdık onları. Direnişten üretimle çıktılar, zeytinyağı sabunuyla başladıkları girişim bugün salça, ekmek, tarhana, reçel vb. de ürettikleri bir kooperatif olarak büyümeye devam ediyor. Yırca Köyü Üretici Kadınları’yla sürecin başlangıcından bugüne yaşadıklarını konuştuk.

Meydan Gazetesi: Yırca Köyü Üretici Kadınları çalışmalarına ne zaman başladı?

Nazmiye: Zeytinlerimiz kesildikten sonra, 2014 yılında çalışmalara başladık. O zamandan beri irili ufaklı işlerle uğraşıyoruz, bu günlere gelmeyi başardığımız için mutluyuz.

Yırca Köyü Üretici Kadınları ne gibi ürünler üretiyor?

Nazmiye: Zeytinyağımız, sabunlarımız var. Dağdan topladığımız kekik ve adaçayımızın yanında bal peteğinden ürettiğimiz mumlar var.

Toplamda kaç kadın çalışıyor?

Nazmiye: İlk önce 30 kişilik bir gruptuk. Kimisinin bebeği oldu, kimisi ise torun sahibi oldu. Şimdi 20 kişi kaldık, toplamda 20 kadın çalışıyoruz.

Girişiminiz neleri amaçlıyor? Üretiminize alternatif bir üretim diyebilir miyiz?

Elvan: Evet alternatif bir üretim, biz burası sayesinde yaşamımızı kazanıyoruz. Bizim gibi üreten kadın arkadaşlarımız çoğalsın, sesimizi daha çok insan duysun istiyoruz. Çevre Festivali bizim için yeni kadınlarla tanışmak ve ürettiklerimizi sergileyebilmek açısından iyi bir fırsat oldu.

Ürettiklerinizin dağıtımı nasıl gerçekleşiyor? Nerelerde bulunur?

Elvan: İnternetten satış yaptığımız bir web sayfamız var oradan ulaşılabilir. Onun dışında, İstanbul’da bıraktığımız çeşitli yerler var.

Sürecin başından bugüne ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Firdevs: Öncelikle bizi üzen şeylerden biri yaşadığımız yerde ürettiklerimize yönelik bir talep olmaması. Ürettiklerimizi tanıtma noktasında zorluklar yaşayabiliyoruz.

Bunun yanında büyük ürünlerin ulaşımında bazı sorunlar yaşayabiliyoruz. Kadınlar olarak bir sipariş geldiğinde hızlı bir şekilde organize olup siparişi vaktinde yetiştiriyoruz. Sürecin bize düşen kısmında bir sorun olmuyor ancak bazen kargolarda gecikmeler oluyor. Ürettiklerimiz bandrollü olmadığından her yere bırakamıyoruz. Özel kargo şirketleriyle anlaşmak durumunda kalıyoruz. Dernekleşmemiz bizim bazı zorlukları aşmamıza yardımcı oldu, fatura kesiyoruz.

En önemlisi biz bu işi dayanışmayla yapıyoruz, Çevre Festivali’ne davet edilişimiz de bir dayanışmanın sonucuydu. Festivalde insanlar ürettiklerimize ilgi gösterdi, bu sayede birçok insanla tanışma fırsatı yakaladık. Yoğunluklu olarak özel günler için üretim yaptığımızdan dolayı yılın diğer günleri genelde bizim için boş geçer. Festivale gelmek bizim için bir fırsat oldu.

Şimdilerde yeni bir projeniz var mı?

Firdevs: Yakın zamanda Sabun Evi’nin çalışmalarını bitirdik. Önceden bir evimiz vardı Yırca’da, oraya kira ödüyorduk ve çok fazla kazanmıyorduk. Kira günü geldiğinde çat kapı ev sahibi geliyordu ve kazandığımızı ona veriyorduk. Bu böyle olmayacak dedik, imece usülü, dayanışmayla bu sabun evini aldık ve tamir etmeye başladık. Erkeklerin işi denilen işleri de biz kadınlar yaptık burada. Harç kardık, çamur sıva karıp duvarları sıvadık. Büyükşehirde molozları kepçeler alıp atar, Yırca’da biz kadınlar bunları kendimiz kazmayla kazdık. Küreklerle el arabasına, oradan da traktörlere aktardık ve gidip döktük. Yani bu evin her şeyini kendimiz yaptık, deyim yerindeyse ilmek ilmek işledik.

Burada gördüklerimizden daha fazlasını üretmişsiniz o halde…

Firdevs: Evet öyle, hala eksiklerimiz var. Şimdi biz çalışıyoruz, üretim yapalım diyoruz; evin tadilatı eksik kalıyor. Biraz evi düzenliyoruz, üretim yapamıyoruz… Arada kalabiliyoruz bazen.

En son mutfağımızı yaptık, sonrası için gıda üretimini de ilerletmeyi düşünüyoruz. Bunun için izinler olması gerekiyor. Sertifika almak kolay değil. İşimizi de kolaylaştırmıyorlar, daha da zorlaştırıyorlar…

Elvan: Geldiğimiz gün salça koyduk standımıza, insanlar çok beğendi. Ev ekmeğimiz de çok ilgi gördü, beğenildi.

Firdevs: Ben sağıma soluma bakıyorum, kadınların ne kadar güçlü olduğunu görüyorum. Kendimi şu an erkeklerden daha güçlü hissediyorum. Çünkü her şeyi yapabileceğimi biliyorum.

Bugüne kadar birçok şeyi başardınız ve bizlere ilham kaynağı oldunuz. Bundan sonrası için hedefleriniz neler, neler hayal ediyorsunuz?

Firdevs: Biz Sabun Evi gibi yerlerin çoğalmasını istiyoruz tabii ki. Başka kadınların yanına gidip “Bakın biz Yırca Köyü kadınları olarak bunu yaptık, siz de yaparsınız, siz de başarırsınız.” demek istiyoruz.

Kendimiz açısından ise Sabun Evi’ni biraz daha büyütüp orada çalışmak isteyen başka kadınları da üretime katmak istiyoruz. Ürettiklerimizi sergileyebilmek ve başka kadınlarla iletişime geçebilmek için Soma’da güzel bir dükkan açmayı hayal ediyoruz. Asıl hedefimiz bu aslında, bütün kadınları üretime katıp birlikte ne kadar güçlü olduğumuzu hissettirebilmek.

Sizler burada yaptıklarınızla herkesten ayrı bir yerde duruyorsunuz. Bir çok stantta atölye çalışması olarak yapılan şeyleri, sizler yaşamın bilgisiyle buluşturup hayatınızı kazanmak için kullanıyorsunuz. Mücadelenizi selamlıyoruz, teşekkürler…

Biz teşekkür ederiz.

 

Bu röportaj Meydan Gazetesi’nin 46. sayısında yayınlanmıştır.

The post KÖMÜRÜN İSİ, SABUNUN MİSİ appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2018/10/16/komurun-isi-sabunun-misi/feed/ 0
“Çaldağı’nda KATLiAM” -Özgür Erdoğan https://meydan1.org/2014/12/17/caldaginda-katliam-ozgur-erdogan/ https://meydan1.org/2014/12/17/caldaginda-katliam-ozgur-erdogan/#respond Wed, 17 Dec 2014 19:29:58 +0000 https://test.meydan.org/2014/12/17/caldaginda-katliam-ozgur-erdogan/ Yaşadığımız topraklar, özellikle son 10-15 yıldan beri, eşi görülmemiş bir saldırıyla karşı karşıya. “İlerleme”nin, “büyüme”nin, “ekonomik kalkınmanın”, daha fazla kapitalistleşmenin kuyruğuna takılıp son sürat koşmakta olan T.C devletinin ve küresel kapitalistlerin, daha fazla para – daha fazla enerji için giriştiği; aslında daha fazla kölelik – daha fazla yoksulluk – daha fazla ölüm anlamına gelen “talan […]

The post “Çaldağı’nda KATLiAM” -Özgür Erdoğan appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
Yaşadığımız topraklar, özellikle son 10-15 yıldan beri, eşi görülmemiş bir saldırıyla karşı karşıya. “İlerleme”nin, “büyüme”nin, “ekonomik kalkınmanın”, daha fazla kapitalistleşmenin kuyruğuna takılıp son sürat koşmakta olan T.C devletinin ve küresel kapitalistlerin, daha fazla para – daha fazla enerji için giriştiği; aslında daha fazla kölelik – daha fazla yoksulluk – daha fazla ölüm anlamına gelen “talan projeleri”, kanserli hücre gibi bu toprakların her yanına dağılıyor. Gün geçmiyor ki yeni bir HES inşaatı duyulmasın, nükleer santral projeleri kaşla göz arasında kabul edilmesin, zaten bir geçerliliği olmayan ÇED raporu kaldırılmasın, kentlerdeki nefes alabilen son alanlar olan parklardaki ağaçlar gece baskınlarıyla kesilmesin ve televizyonu açarken bugün nerede maden çöktü, kaç işçi öldü haberleriyle karşılaşmaktan yüreğimiz ağzımıza gelmesin.

İşte böyle bir iklimde, Yırca köylüsünün zeytinlikleri yağmalandıktan hemen sonra internet sitelerine ve televizyonlarına bir haber düştü: “Turgutlu’nun Çaldağı bölgesine yapılmak istenen Nikel madeni için 2 milyon ağaç kesilecek.” Her ne kadar bölge insanı 2000’li yılların başından beri meseleden haberdar olup, bu konu hakkında çalışmalar yürüttüyse de; yaptıkları, muhalif ve yerel basın dışında çok karşılık bulamamıştı. Son olaylardan sonra meselenin bilinirliliğinin artmasıyla, ana akım medya, meseleyi daha fazla duymazlıktan gelemedi. Fakat ne yazık ki, 2 milyon ağacın kesilmesi gibi ciddi bir ekolojik yıkım, buz dağının yalnızca görünen yüzü. Buz dağından aşağıya doğru indiğimizde ise, belki de Çernobil faciasıyla kıyaslanabilecek boyutta başka bir ekolojik yıkımla karşı karşıya kalıyoruz.

2 Milyon Ağacın Gölgesinde Kalanlar

Çaldağı’nda yapılmak istenen şey, 750 bin metrekarelik ormanlık bir araziye, açık maden işletmesi olarak bir nikel madeni kurmak. Bu bile başlı başına bir felaketken, nikelin çıkartılmasında uygulanacak yöntem için felaket demek emin olun “iyimserlik”e denk düşüyor. Sülfürik asit liç yöntemi, dünyada henüz denenmemiş -daha doğrusu, uygulanmak istenen yerellerde halkların büyük direnişleri ile karşılaştıktan sonra denenememiş- bir yöntem.

Bu yöntemin bölgedeki canlı yaşamını, ekonomik ve sosyal yaşantıyı nasıl etkileyeceğini anlamak için, bu alanda çalışma yürüten yerellerin ortaya koyduğu verilere bakmak yeterli olacaktır: Bu açık maden işletmesinde, 15 yıl boyunca günde 8.000 ton nikel cevheri toprak delinerek, kazılarak ve patlatılarak çıkarılacak. Bu süre zarfında her gün, 24 saat boyunca ve her 3 dakikada bir, 15 tonluk bir kamyon dolusu cevher madenden tesise gönderilecek ve yaklaşık 100 milyon ton cevher 1600 dönümlük sahaya depo edilecek. Burada kullanılacak sülfürik asit liç usulu için, bölgeye yılda 1 milyon ton asit üretecek bir tesis açılacak.

Madenin Yol Açacağı Hasarlar

Peki bütün bunlar neye yol açacak? Kanserojen etkisi olan nikel tozları, bütün bir Gediz Ovası’na yayılacak. Sülfürik asit liç yönteminden kaynaklanan asit buharlaşmasından dolayı, çok geniş bir alanda asit yağmurları yağacak. Dünyanın her yerinde sadece çöllere kurulmasına izin verilen asit fabrikalarının belki de en büyüğü, Gediz Ovası’nın göbeğine kurulacak. Yapılan madencilik faaliyetinden ötürü, yeraltı ve yerüstü suları talan edilecek, geri kalanıysa kullanılamayacak derecede kirletilecek. Başta 300 bin ağaç olmak üzere, 15 yıl boyunca 2 milyon ağaç kesilecek. Açık maden olduğu için uzaydan bile seçilebilecek olan dev bir çukur açılacak. İki adet zehirli atık dağı oluşturulacak. 10 milyon ton Kükürtdioksit doğaya yayılacak… Bu liste, emin olun, daha da uzatılabilir.

Paravan Şirketler Yığını ve “Büyük Patron”a Giden Yol

Şu anda madende faaliyet yürütecek olan şirketin ismi VTG Holding. ODTÜ mezunu üç genç tarafından kurulduğu söylenen şirket, 2011 yılında, aslında madende çalışma yapma yetkisini elinde bulunduran Sardes Madencilik A.Ş’yi nasıl olduysa “madencilik sektörü” için oldukça cüzi bir miktara satın almış. Fakat işin ilginç yanı, Sardes Madencilik A.Ş’nin, bir süre önce bu topraklarda Bosphorus Nikel A.Ş olarak faaliyet yürüten İngiltere kökenli European Nickel PLC (ENK PLC) şirketi tarafından satın alınmış olması. Bahsi geçen firmaya yakından bakmak, bizi götüreceği “Büyük Patron”a ulaşmak açısından önemli. Balkanlar’da 1999 yılında, sülfürik liç yöntemiyle maden çıkarmak amacıyla kurulmuş. ENK PLC, Türkiye’de Bosphorus Nickel Madencilik, Arnavutluk’ta Adriatic Nickel Resources, Bosna Hersek’te Dinara Nickel, Kosova’da Morovo Nickel isimleri ile faaliyet yürütmektedir. Şirketin yönetici kadrosunda yer alan Sir David Logan, tanıdık bir isim. Kendisi 1997 – 2001 yılları arasında İngiltere’nin T.C Büyükelçiliği yapmış bir zat. Bu zattın, uygulanmak istendiği her yerde büyük direnişlerle karşılaşan ve uygulanamayan Sülfürik liç yönteminin bu topraklarda uygulanabilmesi için, devletle aracılık yaptığı biliniyor. Ne büyük bir tesadüftür ki, yine aynı zattın Karadeniz’deki HES katliamlarından sorumlu olan Anadolu Efes grubunun sahibi olduğu Efes Breweries International şirketinin yönetiminde -genel müdürlük de dahil olmak üzere- çeşitli pozisyonlarda yer aldığı görülüyor. ENK PLC’nin yönetim kurulundaki dikkat çekici bir diğer isim ise Paul Lush. Lush, dünyadaki en büyük maden şirketi olan ve yaptığı ekolojik yıkımlarla girdiği her yerde adından çokça söz ettiren, dünya üzerinde farklı isimlerle beraber 462 yan kuruluşu olan BHP BİLLİTON firmasının önemli şahsiyetlerinden biri.

Şirketin bugüne kadar neler yaptığına geçmeden önce, Bu şirketin ENK PLC ile ortak yanlarının olmasının ötesinde, ENK PLC’nin bu dev şirketin apaçık taşeronu olduğunu göstermek gerekiyor. BHP BİLLİTON, bir çok madeni çıkarmak için en ucuz yöntem olan sülfürik asit liç yöntemini bulan ve bunun patentini alan dünya devidir. Şirket bu yöntemi, sahibi olduğu, ortağı olduğu olduğu ya da teşvik verdiği bir çok şirketle uygulatmaya çalışmıştır. Bu şirketler, Kolombiya’da Cerro Matoso S.A., Balkanlar, Filipinler ve Finlandiya’da Talvivaara, Balkanlar ve Türkiye’de European Nickel PLC’dir. Adı geçen hiçbir ülkede bu yöntem uygulanamamış, bu topraklarda ise devletin onay vermesi ile şirket çalışmalarına başlamıştır. Ayrıca, BHP BİLLİTON’un ENK PLC ile yaptığı anlaşmada, şirkete 3.33 Milyon sterlin ödeyerek üretilecek ürünün yarısını almak ve diğer yarısı için de ilk alıcı olmak konusunda mutabakata varmışlardır. Yani bugün VTG holding adıyla bilinen şirketin asıl patronunun, bir sürü paravanın ardına saklanmış olan BHP BİLLİTON olduğunu söyleyebiliriz.

Yaşam Düşmanı Şirket: BHP BİLLİTON

BHP BİLLİTON, Avustralya kökenli bir şirket. Özellikle kömür, nikel, uranyum ve alüminyum gibi madenlerle, ayrıca petrol ve doğalgazla da ilgileniyor. Bazen bizzat kendisi, bazen de taşeronları aracılığıyla, bu rezervlerin olduğu her yere eli uzanıyor. Yaşama karşı saldırıları da şirketin büyüklüğüyle paralel olarak inanılmaz boyutlarda. Burada bir kaç örnek vermek, bu konuyu daha anlaşılır hale getirecektir. 1984 yılında Papua Yeni Gine’de, Ok Tedi Bakır Madenleri’ni işletmeye başlayan şirket, maden atıklarının toplanması için yapılması gereken barajı çeşitli bahanelerle yapmayarak, tüm atıklarını, (bugüne kadar 500 milyon tona yakın) Ok Tedi nehrine boşaltmıştır. Bu kirlilik, 50.000 insan ve 120 yerleşim yerini etkilemiş; bölge halklarının geçimini sağladığı balıkçılık ve tarımı ise adeta felce uğratmıştır. Kolombiya’da La Guajira yarımadası üzerine kurulu olan ve dünyanın neredeyse en büyük açık madeni olan Cerrejon kömür madenleri, yarımadadaki canlı yaşamını adeta silip süpürmüştür. La Guajira’daki Tabaco köyünden tüm halkı kaba kuvvetle kovan şirket, çevrede bulunan 5 ayrı köydeki insanları da, etrafa yaydığı kirlilik yüzünden göç etmeye zorlamıştır. Şirketin uranyum üretimi yaptığı bölgelerde ise, birçok radyoaktif sızıntı olduğu söylenmektedir. Şirketin iş yürüttüğü bir çok alanda, bu ve buna benzer -yazının kapsamını çok çok aşan- daha birçok vaka yaşanmıştır. (Bkz. bhpbillitonwatch.net)

Bütün bunlarla beraber, bu katil şirketlerin ellerinin uzandığı her yerde, ciddi direnişlerle karşılaştıklarını da belirtmek gerekir. European Nickel’in özellikle Sırbistan ve Arnavutluk’ta işletmek istediği fakat işletemediği madenlerin akıbetini belirleyen şey, devletlerin onlara izin vermemesi değil; bölge halklarının geri adım atmadan, kararlı direnişlerini sürdürmeleri oldu. Turgutlu’da da devlet, yapılmak istenen talana ortak olup tüm yasal izinleri bölgedeki canlı yaşamını hiçe sayarak çıkarmış, katil şirketin çalışması için uygun koşulları hazırlamıştır. Buna karşılık, burada bölge halkına ve yaşam savunucularına düşen sorumluluk; devletten ya da şirketten bir şey beklemeksizin, şirket kovulana, maden kapatılana kadar direnişlerini sürdürmek olmalı!

 

Kaynakça:
http://www.sourcewatch.org/index.php/BHP_Billiton
http://powerbase.info/index.php/BHP_Billiton
http://bhpbillitonwatch.files.wordpress.com/2012/06/carnival-of-freaks-bhp.jpg
http://www.metalurji.org.tr/dergi/dergi142/d142_3338.pdf
http://www.caldagi.com/?Bid=488876
http://www.caldagi.com/?Syf=15&cat_id=28&baslik_name=TmFzxLFsIGJpciDDp2V2cmUgZmVsYWtldGkgYmVrbGl5b3I/

The post “Çaldağı’nda KATLiAM” -Özgür Erdoğan appeared first on Meydan Gazetesi.

]]>
https://meydan1.org/2014/12/17/caldaginda-katliam-ozgur-erdogan/feed/ 0