Chiapas’tan Hamburg'a Uzanan Dayanışma Kolektifi: LİBERTAD

Sayı 19, Haziran 2014

Güncel anarşist ekonomi deneyimlerinin taşıdığı iddia, kapitalizmi ikame edebilecek ekonomik yapıların şu anda deneyimlenebileceği ve bu deneyimlerle yaşamsal ihtiyaçların karşılanabileceğidir. Hamburg’daki Libertad Kolektifi de bunun örneklerinden biri. Gazetemizin Anarşist Ekonomi Tartışmaları yazı dizisinin bu sayısında Libertad Kolektifi’nden Cemal Selbuz’la kolektifin işleyişini ve anarşist ekonomik modelini konuştuk.

Meydan: Önce seninle başlayalım, bize biraz kendinden söz edebilir misin?

Cemal Selbuz: Bir anarşist olarak Hamburg’da yaşıyorum. Daha çok Ermeni anarşistler ve Osmanlı’da anarşizmle ilgili araştırmalarım var. Hamburg’da ilişkim yoğunluklu olarak anarkosendikalistlerle. En çok yoğun oldukları yer burası, Hamburg.

Libertad Kolektifi’yle tanışman nasıl oldu?

1999’da kurulmuştu. Kuran arkadaşları tanıyordum, politik faaliyetlerden biliyordum. Ama asıl olarak 2002’de, kolektifin kurulduğu yeri ziyaret etme fırsatım oldu. Faaliyetlerin nasıl gittiği, Meksika ve diğer ülkelerdeki köylü kooperatifleriyle nasıl ilişki kurulduğu konusunda sohbet ettim. Hatta bazen bu konularda dayanışma gösterdim. Yani doğrudan kolektifin bir üyesi olarak değil de, politik bir dayanışma olarak ilişkileniyordum.

Sen ne zamandır kolektiftesin?

Almanya’ya ilk gittiğimde 1985 sonuydu. O zaman tanışmıştım. Ama Libertad’da üye olarak 8 aydır bulunuyorum. İlk girişte belli bir para ödemek gerekiyordu aidat niteliğinde, 1000 Euro kadar. Tabi, o senin paran olarak kalıyor. Çalışanların üye olmaları tercih ediliyor. Yani 8 aydır ben tam üyeyim kolektife.

Çalışanlar ortak karar alma süreci de işlettiklerinden, çalışandan daha çok üyeleri ya da yoldaşları olarak hitap etmek daha doğru oluyor.

İşleyişten biraz söz edebilir misin?

Mesela çok yoğun olduğu zaman insanların geçici olarak çalışması da mümkün olabiliyor. Ama geçici de olsa, onun aldığı ücret bizimkiyle aynı. Hem de sigortaları ödenecek şekilde. Biz geçici de olsa çalışanları bir yıl kadar çalışmaya ikna edip ayrıldıklarında işsizlik parasından da faydalanmalarını tavsiye ettik. İster depoda olsun ister büroda olsun hepimiz, bütün çalışanlar arasında ücretlerde bir farklılık yok. Mümkün olduğunca da depodakilerin büro, bürodakilerin de depo işlerini de öğrenmelerine çaba sarf ediyoruz. Paketleme işlerini de yapacak şekilde böyle bir dönüşüm var.

Büro kısmında kahvenin alınması ve gönderilmesine ilişkin kâğıt işleri yapılıyor. Arada büroya ben de bakıyorum, gelen ısmarlamaların nasıl kâğıda dökülmesiyle ilgileniyorum. Asıl alanım depo ve paketleme. Yani mümkün olduğu kadar iş bölümüne gitmemeye çalışıyoruz.

Özellikle kahve ihracının olduğu dönemlerde iş yoğunluğu artıyor. Bu süre içerisinde bürodakiler yetiştiremediklerinden, geçici olarak çalışan alımı yapılıyor. Senelik 120 ton kahve alıyoruz, bunları depoya yerleştiriyor, paketleme işlemi yapıyoruz...

Çalışma koşullarından bahseder misin?

İşletme olarak kooperatifiz. Kooperatif anlaşması var. Bir de kolektif olduğumuz için, ayrıca kolektif anlaşması var. Sonuçta bir konsensüs işlediği için, yapılan işleri ortak kararlaştırıyoruz. Mesela çalışma koşullarına ilişkin çalışma saat kaçta başlar, kaçta biteri koymuyoruz. Ama çalışmanın en geç saat 10’a kadar başlayıp 3’te bitirmek üzerine, ama kalmak isteyenlerin mesai ücreti alarak çalışmayı sürdürebilecekleri üzerine bir sözleşmemiz var.

Her gün saat 1 de toplantımız var. Herkes ona katılır. Bir sorun var mı, bir ihtiyaç var mı diye. Ya da bize gelen ticari ya da politik haberleşmeler hepimize sunulur. Şu haber geldi, şu e-mail yollandı, şöyle politik bir faaliyet var biz davet edildik veya şu eksik bunun alınması gerek, şu anki konumumuz nedir diye, kolektifte bütün çalışanların katıldığı bir toplantı yaparız.

Ayrıca haftada bir gün de, genel görüşme oluyor, orada da daha çok politik duruma ilişkin, kahve aldığımız Zapatistlere ilişkin, yani ekonomik ve politik kararların en çok alındığı toplantımız budur.

Biz de ücretler 18 Euro. Herkes bu ücreti alıyor. Normal bir işletmede 7-10 Euro arasında ücret alıyorlar. 2006’ya kadar 16 Euro’ydu, 2006’dan sonra 18 Euro oldu.

Şu ana kadar kimseden bir arttırma talebi gelmedi. Ayrıca haftada 30 saatten fazla çalışma da olmuyor. Yani haftada 4 gün, günde 6 saat. Bazen iş yoğunluğu yüzünden 5 gün çalıştığımız oluyor. Ya da ayrıca bir paraya ihtiyacımız olduğunda geçici olarak haftada 5 gün çalışmaya izin verilebiliyor. Ama 5 gün çalışmaya ilke olarak karşıyız.

Bir kolektif olduğumuz için pek çok yerden çağrı alıyoruz. Sosyal, kültürel ve politik faaliyetlere çağrılıyoruz. Kendimizi orada temsil etmemiz isteniyor.

Bir de, senede bir kez yapılan genel kongremiz var. Haziran ayının 17’sinde de kongremiz var. Kongrede bilanço sunulur.

Cafe Libertad’ın kendi politik faaliyeti ya da eylemliliği var mı?

En son ben Türkiye’ye gelmeden önce, St. Pauli Spor Kulübü’nün antifaşist bir festivali vardı. Sırf onlar için iki farklı kahve çıkartıyoruz.

Her sene ırkçılığa karşı bir festivalimiz var, St. Pauli’nin stadyumunun çevresine standımızı kuruyoruz, pankartımızı asıyoruz, kahvelerimizi götürüyoruz. Bu festivali sürekli yapıyoruz, Avrupa’dan birçok kolektif ve St. Pauli gibi spor kulüpleri geliyor. Orada büyük bir dayanışma kumbarası kuruyoruz, ırkçılığa karşı mücadeleleri destekleme anlamında.

Kahve işleyişinden biraz bahsedebilir misin?

Asıl kahve aldığımız yer Meksika, Chiapas. Libertad Kolektifi olarak amacımız kahve kooperatifleri ile dayanışmak. Onların politik mücadelelerini desteklemek. Bunun için kahve fiyatları dışında dayanışma paralarını da onlara gönderiyoruz. Sosyal ya da kültürel faaliyetlerinde bir ihtiyaç söz konusu olduğunda, dayanışma fonumuzdan para aktarabiliyoruz. Örneğin yakınlarda Chiapas’ta dayanışma kliniği kuruldu. Yeni kooperatifler kurulduğunda, Zapatist kadınlar kendilerine ait kurum oluşturduklarında, hep bu fondan para aktarıyoruz.

Kahve alışımız, Nisan-Mayıs-Haziran aylarında oluyor genelde. Biz 120 bin tonun 80 bin tonu Chiapas’tan, 40 bin ton da Kostarika’daki 3 büyük kooperatiften alıyoruz.

Chiapasla ilişki nasıl kuruldu?

Zapatislerden birkaç kişinin Hamburg’da olduğu bir dönem, anarkosendikalistlerin araya girmesiyle bu ilişki başladı. Bu 11 yıllık sürede iki taraf da karşılıklı birbirlerine ziyaretlerde bulundu. Bu istenen de bir şey, kahve nasıl üretiliyor, koşullar ne, bunların bilinmesi önemli. Bundan 2 ay kadar önce kadın kooperatifinden 2 yoldaş geldi, bizi ziyaret etti. Kahveleri burada nasıl bir işlem görüyor, biz burada neler yapıyoruz, onu yerinde görmek istemişler.

İnternet ortamında da bu iletişim sürekli devam ediyor. İletişim dilimiz İspanyolca.

Sen Chiapas’a gitme fırsatı bulabilmiş miydin?

Şimdi kendi tüzüğümüzü oluşturmaya çalışıyoruz. Buna göre her 1 yılı dolduran kooperatif üyesinin, Chiapas’a kooperatiflere ziyarete gitme olanağı olacak.

Ama henüz benim Chiapasa gitme fırsatım olmadı. Bu yıl olmazsa da önümüzdeki yıl Chiapas’a gitmeyi istiyorum.

Libertad’ın göçmen meselesine bakışı nedir?

Anarko-sendikalistler Almanya’da çeşitli iş kollarında çalışan işçilerle örgütleniyorlar. Yalnızca göçmen değil, yerli-karma her yerden gelmiş insanları örgütleme gayretinde olan bir sendika.

Cafe Libertad ise çok büyük bir işletme değil. Şu anda 7 kişiyiz. Kuruluşunda anarkosendikalistler olduğu için şimdi de gene anarkosendialistler ya da anarşistlerden oluşan bir çalışan kadrosu var. Kolektifin de anarşist bir kolektif olabilmesi ya da liberter bir ekonomi tercih ediliyor. Çalışanlar, üye olanlar hep bu çevreden. Dışarıdan ya da işçi bulma kurumu gibi yerlerden işçi alımımız yok. Yani göçmen olarak bugüne kadar doğrudan değil dolaylı yoldan katılımlar oldu.

Peki, sen kedini nasıl tanımlıyorsun?

Ben de kendimi bir göçmen olarak tanımlıyorum. Çalışanlar arasında anarşist olarak ben varım, otonom kesimden 2 kişi var, radikal soldan arkadaşlar var. Şu anda bizimle olan ama bu politik çevrelerden olmayan 1 arkadaşımız da var. Ona da karar alma sürecini, otoritenin burada oluşamayacağını sürekli anlatıyoruz. Bu açıdan bunun dönüştürücü de olduğunu düşünüyorum.

Bizim bulunduğumuz yerde 3 tane depomuz var, mağazamız var, oraya gelen herkese bizim nasıl bir kolektif olduğumuzu, kahveyi nereden-ne şekilde aldığımızı anlatıyoruz. Bazıları şaşırıyor elbette. Patron yok, kar yok! Bunu elimizden geldiğince anlatmaya çalışıyoruz. Elbette bu anlamda insanları etkiliyor şüphesiz. Normal bir işletme olsa emeğin sömürülmemesi imkânsız ama burayı görünce ilginç de buluyorlar.

Bu tarz bir ekonomik işleyişin kapitalist bir işletmeyle farkı nedir?

Dediğim gibi temel ilkesi patronsuz ve karsız olması. Onun dışında mümkün olduğu kadar iş bölümünün olmaması, işletmeye ilişkin, politik ve ekonomik duruma ilişkin herkesin karar alma sürecine katılabilmesi, kararların bir çoğunluk-azınlık şeklinde değil konsensüs şeklinde alınıyor olması, çok acil durumlarda en az yüzde 75’in desteğinin sağlanarak karar alınması, eşit ücretin olması, çalışma sürelerinin 30 saat olması, mesleki eğitime olanak sağlanıyor olması genel ilkelerimiz olarak sıralanabilir.

Ayrıca kendisini iyi hissetmeyen bir üye, bir hafta ücretli mazeret izini de kullanabiliyor. Çalışma koşullarından kaynaklı bir üyemiz iş göremez duruma düşerse onun hiçbir zaman dışlanmayacak ve ona göre bir iş olanağı yaratılacak olması da diğer işletmelerden farklarımız olarak sıralanabilir.

Her üyemizin politik faaliyetlere katılmasını özellikle teşvik ediyoruz.

Dolayısıyla Libertad ekonomik bir modeldir diyebilir miyiz? Yani bu ekonomik modeli örgütlemeye çalışıyor musunuz?

Kuruluş amacı EZLN’nin mücadelesini desteklemek. Hiç şüphesiz bu tür kolektiflerin yaygınlaşması destekliyoruz. Biz çeşitli şehirlerde kahvemizi satmak isteyen kolektifleri hem parasal hem de politik olarak destekliyoruz. Bizim toplantılarımız sadece bizim kolektifimiz ya da Chiapas üzerine değil. Farklı alternatifler nasıl oluşturulabilir, yeni kolektif liberter ekonomiler nasıl oluşturulabilir, şüphesiz çok yoğun olduğumuz için toplantılarda kısmi olarak konuşulsa da dışarıda bu konuda yazı yazanlar araştırma yapanlar var, dışarıdan da bir tartışma yürütüyoruz.

Kolektifleri de çok idealleştirmemek gerek, sonuçta Latin Amerika’daki kooperatiflere belli bir para ödemesi yapılıyor, parasal bir ilişki kuruluyor, gerçek bir ücret olmasa da bir alış veriş ilişkisi var. Ama anarşist çevrelerde böyle bir deneyimi yaşamak lazım. Kapitalist çalışma koşullarında insanların çok zorlandığını biliyoruz. Burada böyle bir deneyimin yaratılıp geliştirilmesi, sürdürülmesi bu kapitalist ilişkilerin dışında bir ilişki geliştirilebildiği için çok önemli.

Mümkün olduğu kadar kolektifler arası bir ağ oluşturulması, dayanışmanın kurulması çok önemli. Bir de mutlaka kimsenin 10-15 sene aynı yerde kalmaması. Çünkü bir yerde sabit kaldıkça imtiyaz oluşturduğunu düşünüyorum. Maaşı süren, sürekli işi olan, bu nedenle bir imtiyaz oluşturuyor. Buna karşı, bir kolektiften diğer kolektife geçişin sağlanması gibi bir yöntem geliştirilebilir. Hatta bir kahve kolektifinden bir matbaa kolektifine geçiş de pekâlâ olabilir. Bu, hiyerarşinin de oluşmasını önleyen, uzmanlaşmayı engelleyen, hem de herkesi geliştiren bir tutum olabilir.

Bu anlamda 10-15 sene işleyişinde hiçbir değişiklik olmayan kolektiflerin uzun süre yaşayacağını zannetmiyorum. Yaşayabilmesi için yeni alanların açılması lazım. Ortak bir örgütlenmenin oluşturulması lazım. Belki o zaman diyebiliriz ki, kapitalizme karşı bir işleyiş oluştu. Aksi takdirde sürekli aynı şeyin yapıldığı, sürekli aynı kişilerin çalıştığı bir durumdan kurtulamazsa bunun bir alternatif olacağını düşünmüyorum.

Libertad Kolektifi’nin Dayanışmacı Ekonomisi: Libertad’ın dayanışmacı model diye isimlendirdiği ekonomi, dayanışma gösteren ve gösterilen arasında aynı seviyede bir ilişki biçimine dayanıyor. İlişkide maddi ilişkide bulunan tarafın daha fazla inisiyatif hakkı yok. Tabi ki, bu ilişki ortaya konarken baz alınan şey, yaşamın iyileştirilmesi… Chiapas’takilerle bu tarz bir ilişki, kolektifin ilk gününden bugüne sağlanmaya çalışıyor. Sadece Zapatistlerle değil, İtalya’dan, Yunanistan’dan, Honduras’tan kolektiflerle kurulan ilişki sayesinde Libertad Kolektifi makarnadan yağa birçok farklı ürünü dayanışma ağına sokmuş durumda.

Ancak Chiapas, bu dayanışma ağının önemli bir ucu konumunda bulunuyor. Yajalon’da Ssit Lequil Lum; Altamirano’da Yochin Tayel K’inal; San Christobal’da Yachil Xojoba kahve kolektiflerinden senelik ortalama 60 bin ton kahve alınıyor. Kahve kilosu başına 85 Peso/ 5,5 Euro ödeniyor. Zapatista Dayanışma Kahveleri’nin fiyatları %9 nakliyat-konteynır, %2 indirim, %4 fonlar, %4,5 Paket-Kargo, %8 Lojistik-Depolama, %12 Kavurma-Paketleme, %18 Maaş, %20 Ham Kahve, %22 Vergi gibi kalemler hesap edilerek belirleniyor. Libertad Kolektifi, Zapatistlerle ortalama 300.000 Euro dayanışma gösterdi. Fiyatlardaki oranlar 2000 yılından bu yana Zapatist köylülerin lehine olacak şekilde %70 oranında yükseltildi.

Meydan Gazetesi Sayı 19, Haziran 2014

Paylaşın