21. YY. Teslimiyet Teorileri ve Pratikleri: Demokrasi Denetçiliği

Sayı 26, Nisan 2015

Devletli insanlık tarihinde, iktidarlar tarafından söylenmiş en büyük yalanlardan biridir parlamentarizm. Parlamenter sistem, insanların birkaç yılda bir yapılan seçimlerde kullandıkları oy yoluyla yönetime katıldıklarını, buradan hareketle de parlamenter demokrasilerde insanların kendi kendilerini yönettiğini iddia eder.

Parlamentarizme yönelik doğrudan demokrasi eleştirilerini bir kenara bıraktığımızda dahi, seçim sistemleri kendi sınırları ile maluldür. Hiçbir vekil seçmenini temsil etmediği gibi, hiçbir parlamento da halkı temsil edemez. Buna medya ve güç manipülasyonları, seçim sistemlerinin matematiği ve seçim barajları gibi etkenler de dahil edildiğinde seçim demokrasisinin, esasen perde arkasında muktedirler tarafından oynanan bir gölge oyunundan başka bir şey olmadığı görülmektedir.

Muktedirler, her tahakküm mekanizması gibi parlamenter tahakküm sistemini de truva atlarıyla güçlendirmekte, sistemde açılan çatlakları bu yolla sıvamaya çalışmaktadır. “Katılımcı”, “çoğulcu”, “ileri” gibi eklerle yapılan yamaların yanı sıra demokrasi yalanının çatlaklarını sıvayan mekanizmalardan biri de “Demokrasi Denetçiliği”.

Demokrasi Denetçiliği ve Uluslararası Örnekleri

Demokrasi ve yönetim kavramlarındaki liberal anlamda değişimlerle birlikte ortaya çıkan “yönetişim” (governance) kavramının etkisiyle sivil toplum örgütlerinin çeşitli denetleme mekanizmaları aracılığıyla yönetime aktif olarak katılması düşüncesi gelişti. Bu tür sivil toplum kuruluşları da seçimlerin “demokratik” bir şekilde gerçekleşmesi, demokrasinin gelişiminin denetlenmesi, iktidarların hesap verebilir ve şeffaf olması iddialarıyla faaliyet yürütmeye başladı. Uluslararası düzeyde “democratic audit” (demokratik denetim) ve “election monitoring” (seçim gözetimi) kavramları ile çok sık birlikte kullanılan demokrasi denetçiliği, finansal alanlarda uygulanan bağımsız denetim kavramından hareketle, gözlemlerini ve denetimlerini raporlandırma yoluna gitmektedir.

Uluslararası örnekleri olarak da İngiltere’de faaliyet gösteren ‘Demokratic Audit UK’ ve dünya çapında özellikle de “Arap Baharı”nı yaşayan devletlerde ve “gelişmemiş” coğrafyalarda demokrasi için çalışan ‘National Democratic Institute for International Affairs’(NDI) gibi kuruluşları gösterebiliriz.

Demokrasi Denetçileri Derneği

Bu trendin coğrafyamızdaki örneği ise Demokrasi Denetçileri Derneği. T.C Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bulduğu her fırsatta ve gittiği her yerde dile getirdiği 400 vekil isteği üzerine başlayan tartışmalara katılan ve yaptığı seçim anketleriyle ve analizleriyle HDP barajı aşsa da aşamasa da AKP’nin 400 milletvekili çıkaramayacağı açıklamasıyla gündem olan “Demokrasi Denetçileri Derneği” düzenledikleri seçim seminerleri, ayrıntılı seçim analizleri ve sitesindeki seçim simülasyonu ile 7 Haziran seçimlerine büyük önem veriyor. Siyasetçileri ve iktidarları, katılımcı ve çoğulcu demokrasinin ölçütlerine göre denetlemek ve insanlar arasında “demokrasi kültürünü” geliştirmek için yola çıktığını belirten Demokrasi Denetçileri Derneği, iki yılı aşkın süredir faaliyet gösteriyor.

Yaptığı eylemler ve etkinlikleriyle mevcut hükümete karşı muhalif bir tutum sergilemesi, derneğin niteliğinden ziyade, yöneticilerinin ilişkileri ve siyasi görüşlerinden kaynaklanıyor. Derneğin yönetim kurulu üyelerinden Mehmet Özkaya CHP İstanbul Milletvekili Aday Adayı olmuşken bir diğer yöneticisi İbrahim Yayla da MHP Bornova İlçe Başkanı görevinde bulunuyor. Ayrıca dikkat çekici başka bir özellik olarak da dernek, liberal “3H Hareketi”yle birlikte etkinlikler ve eylemler düzenleyip yakın ilişkiler kurmaktadır.

Amaç “Demokrasi”!

Bu tür denetleme kurumlarının tümü ortak olarak bağımsızlık, tarafsızlık ve güvenilirlik iddialarında bulunarak demokrasi vurgusu yapmaktadır. Kendilerini demokrasiyi işler kılacak ve denetleyecek sivil kuruluşlar olarak tanımlamalarına rağmen coğrafyamızdaki örneğinin muhalif partilere yakın kişilerle ve sistem savunucusu hareketlerle kurduğu ilişkilere baktığımızda, pek de bağımsız ve tarafsız olamadıklarını görmekteyiz.

Yine aynı Demokrasi Denetçileri Derneği’nden konuşmaya devam edecek olursak, seçimlere ilişkin analiz ve bilgilendirmeye büyük önem veriyor olduğunu biliyoruz. İnternet sitelerinde seçimlerle ilgili bölümlerde T.C devletinde uygulanan Barajlı d’Hondt Seçim Sistemi’nin en ince ayrıntısına kadar tüm bilgilere ulaşabiliyoruz. Ayrıca özel olarak uygulamaya koydukları seçim simülasyonu, farklı bir uygulama olarak göze çarpıyor. Oy oranlarına karşılık gelen milletvekili sayılarının gösterildiği bu uygulamanın yanı sıra -seçim sisteminin getirdiği bir sonuç olarak- açıkladıkları seçim analizlerinde de kimi bölgelerde partiler arası gerçekleşebilecek son sıra milletvekili çıkarma rekabetine özellikle dikkat çekiliyor. Buna yönelik olarak seçimlere katılmayı, bu bölgelerde aktif olabilecek muhalif partiler lehine salık veriyor.

Demokrasi kavramını seçimlere sıkıştırarak hak arayışlarını ve özgürlük mücadelelerini parlamenter demokrasi kıskacında manipüle eden sivil toplum kuruluşları halkın tümünün iradesini yansıtmayı hedef gözettiklerini söyleseler de, asıl olarak seçimler yoluyla düzeni kendi yakın oldukları partinin lehine tutmayı ya da değişen dönemsel olayları ve değişimleri kendi lehlerine evriltmeyi amaç ediniyorlar.

Ortadoğu’da patlak veren isyanların sonrasında yükselen ve demokrasiyi seçimlerden farklı ve değerli bulan yorumlar, Demokrasi Denetçileri Derneği’nin de dönemsel demokrasi anlayışlarındaki değişimlerden ve “ilerleme”lerden uzak kalmama adına söylemlerine ve açıklamalarına sirayet etmektedir. Ancak bu yorumların sadece söylem bazında kalması ve pratikte bir yansımasının olmaması, demokrasi adına samimi olma isteklerinin olmadığını göstermektedir.

İçinde bulunduğumuz yüzyılda gelişen ve yaygınlık gösteren demokrasi denetçiliği ve seçim gözetimi kavramları ile var olan düzenin korunmasına yönelik bir şekilde küresel düzeyde demokratikleşme propagandası yapılmaktadır. Demokrasi kavramını, kavramın önüne katılımcı ve çoğulcu gibi sıfatları eklemleyerek, seçimleri gözlemleyerek ve devletlerdeki yönetimleri eleştirerek daha demokratik yapmaya çalışan bu tür örgütler, var olabilecek toplumsal hareketlenmelerin karşısına büyük engellerden biri olarak çıkacaktır.

Demokrasiyi, renk renk zarfları boy boy sandıklara atabilme özgürlüğüne indirgeyen, var olan düzeni tam ve etkin bir şekilde sürdürmek amacında olan bu kuruluşların aksine, ihtiyacımız olan şeyler, her bir bireyin iradesini hür bir şekilde yansıtacağı, karar alma süreçlerinde aracısız, temsilsiz ve etkin bir şekilde söz hakkının olduğu ve doğrudan demokrasinin yaşam bulduğu öz-örgütlü yapılardır. Demokrasi Denetçileri, parlamentarizmi ideal bir yapı olarak sunup demokrasi kavramını seçimlere hapsederek, sistemin kendini ve söylemini yeniden üretmesinin bir aracı oluyor. Bu anlamda da, sistemin truva atlarından biri olarak kendisini görünürde sistemin karşısına konumlandırmakta, gerçekte ise sisteme yaralandığı yerden kendisini yeniden var etme olanağı sağlıyor.

İlyas Seyrek

Meydan Gazetesi Sayı 26, Nisan 2015

Paylaşın