YALINAYAK: Hapishane Yönetimlerinin Keyfi Takdir Hakkı

Sayı 31, Şubat 2016

6-8 Ekim, Kobane Direnişi sonrası Milli Güvenlik Kurulu’nda AKP iktidarı tarafından çok boyutlu olarak tasarlanan saldırı konsepti, 7 Haziran seçimleri öncesi toplumsal direnişe rağmen İç Güvenlik Yasası olarak somutlanmıştı. Yargısız infazların önünü açan düzenleme, birçok genelgeyle de desteklenerek, polis-asker “güvenlik” güçlerine “elinizi korkak alıştırmayın”, “savcı-mahkemenin önüne çıkmayacaksınız” güvenceleri verilerek şu an Kürdistan’da ve metropollerde sivil çocuk, kadın, yaşlı, genç yüzlerce insanımızın katledilmesine yol açtı. Saraydaki zorbanın talimatıyla tasarlanan saldırı konseptinde “İç Güvenlik Yasası”yla, toplumsal muhalefet kentlerin sokaklarında böylesi vahşi katliamlarla karşı karşıya bırakılırken, öldürülmeyip zindanlara doldurulan devrimcilerin irade ve direnişlerini kırmak için yapacağı saldırılara, polis ve askerin yanında gardiyanları da dokunulmaz kılmak için yasal kılıflar hazırlamaktan geri durulmadı.

Üst üste yaşanan seçimler nedeniyle hazırlanan Ceza ve İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu’ndaki değişiklik meclisten geçmesi tasarlanmış olsa da, bakanlık tarafından seçilen pilot hapishanelerde uygulamalar uzunca bir süredir devam ediyor. Yakın bir zaman önce 1 ve 2 No’lu İzmir F Tipi ve Menemen T Tipi’nde hastane-mahkeme sevklerinde çift kelepçe uygulaması bu pilot uygulamanın sonucuydu. Devrimci tutsakların fiili direnişiyle bu uygulamaya son vermek zorunda kaldılar. Yine hücre ve koğuş havalandırmalarına takılan kameralar da bu konseptin diğer örneğiydi. Bu uygulama da kimi yerlerde kameralar kırılarak, kiminde de “örtülerek” büyük oranda boşa çıkarıldı. Böylesi genel dayatmalar kadar hapishane idarelerine “keyfi takdir hakkı” verilerek de devrimci tutsakların direnci test edilmeye devam ediliyor.

Seçimler öncesi bütün hapishaneler için gündemleştirilen, siyasi içerikli gazete, dergi ve kitapların tutsaklara verilmeyeceğine dönük karar, birkaç hapishanede uygulanmaya çalışıldığında, dışarıda ve içeride yoğun bir tepkiyle karşılaştı. Akabinde Anayasa Mahkemesine’ne yapılan başvuru ile “haberleşme özgürlüğü” kapsamında değerlendirilerek, lehte karar çıkmasıyla, uygulama gündemden düştü. Ancak pratikte durum böyle gelişmedi. Hiçbir yasal dayanağı olmamasına karşın şu anda Menemen T, Ümraniye E, Erzurum E, Aliağa Şakran 4 No’lu T Tipi hapishanelerinde idare gözlem kurulunun keyfi takdir hakkı sonucu Meydan, Gündem, Azadiya Welat ve diğer devrimci gazete, dergi ve kitapların alınması yasak. Yine daha önce izlenmekte olan İMC, Özgür Gün TV gibi muhalif kanallar da izletilmiyor. Yapılan yasal başvurular AYM’nin kararına rağmen sonuç vermiyor. Özellikle Aliağa-Şakran Kampüsü’nde 1-2-3 ve Kadın Hapishanesi’nde böylesi bir yasak olmamasına rağmen, 4 No’lu T Tipi’nde, yeni atanan müdür bu uygulamayı başlatmıştır.

Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu’nda yapılması planlanan göz yaşartıcı gaz, basınçlı su, ateşli silah kullanımı, köpekle arama, yayın-afiş-resim-sembol-işaret vb. bulunduranların cezalandırılacağına dönük düzenleme yasalaşmadığı halde, İç Güvenlik Paketi’yle dışarıda estirilen terör ve katliamlar; bu yasa yakın bir zamanda meclisten geçtikten sonra zindanlarda da en şiddetli şekilde yansımasını bulacaktır. Dışarıda olduğu gibi zindanlarda da sarayın zorba iktidarına karşı devrimci tutsakların direnişi yaratıcı eylemsellik ve dayanışmayla, mücadele edilerek sağlanabilir. Devrimci kamuoyunun dışarıda olduğu gibi zindanlara dönük kapsamlı saldırılara ve direnişlere de duyarlı olmasını ve dayanışmasını büyütmesini istiyoruz.

Umut Fırat Süvarioğulları

Meydan Gazetesi Sayı 31, Şubat 2016

Paylaşın