Karantina Günlükleri: Online Erişim

Sayı 53, Mayıs 2020

Evde kalmak. Evde durmak. Ev…

Evde vakit geçirmenin herkes için aynı olmadığı aşikâr. Mesele, ekonomik kısmı bir yana, toplumsallık içgüdümüz sebebiyle de dikkat çekici.

Karantina sürecinin henüz başlarında pek çok makale, dergi ve kitap ücretsiz olarak paylaşıldı; internet ortamında erişime açıldı. Ardından filmler, belgeseller, tiyatrolar... Online müze gezileri, sergiler… Uluslararası Filmmor Kadın Filmleri Festivali, İşçi Filmleri Festivali online olduğuna en çok sevindiğim kültür sanat etkinliklerinden mesela. Çünkü bu festivalleri -film seansları mesai saatimlerimle çakıştığı için- her seferinde kaçırıyordum.

Neredeyse herkes bu online paylaşımlardan bir şekilde mutlu çünkü kapitalist sistemin alışılagelmiş refleksinin dışında bir karşılıksız paylaşma söz konusu, bu oldukça şaşırtıcı. Ancak paylaşımların ardından tepkiler de gelmeye başladı. “Yayıncılık bu yüzden ölüyor!” bir nebze de olsa anlayabileceğim bir serzenişti ama sıradan bir yayınevi çalışanından değil de fazla bilindik bir yayınevinin yaklaşık 15 bin lira maaş alan editöründen “emek sömürüsü” sözünü duymak pek de anlaşılır gelmediği kulağıma. Ne yazık ki kendisinin, kendisinden hiyerarşik olarak aşağıda gördüğü insanların emeğini aynı derecede önemsediğini düşünmüyorum. Şunu belirteyim, kültür-sanat alanında çalışıp gecelerini gündüzlerine katan ancak yaşamlarını sürdürebilecek kadar kazanabilenlere değil sözüm. Veya bir gaye ile böylesi işler yapanlara. Ama manzaralı evde, hiçbir ekonomik sorunu olmadan yaşayan birinin “emek”ten bahsetmesi ne kadar gerçekçi?

Mülkiyet sadece nesnel şeylerden ibaret değildir. İktidarlı sistemlerin bizden çaldığı en büyük şeylerden biri budur: Bilgiyi çalmakla kalmayıp üstüne paylaşılmasını engellemek. Tüm yaratım faaliyetleri için de aynı stratejiyi izler. Gündelik yaşantımızda var olan ve yaşamın devamlılığı için gerekli olan faaliyetler, iktidarların ve kapitalizmin eliyle tutsaklaştırılır. Eğer temel meselemiz, yaşamın her alanında bu ilişki biçimini değiştirmekse o zaman farklı yöntemler geliştirmek gerekir. Paylaşma ve dayanışma ilişkileri geliştirmenin rolü önemli. Kısacası arşivleri ücretsiz olarak erişime açmak güzel bir eylem biçimi fakat elbette yeterli değil. Kültür-sanat kapsamında değerlendirilen işler için -yayın, sinema, tiyatro, müzik vb.- kolektifler oluşturmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu kolektiflerin devamlılığını sağlamak, insanların yaşamlarını sürdürebileceği ekonomiler yaratmasına da zemin hazırlayacaktır. Editör, çevirmen, yazar, senarist, kurgucu vb. iş ayrımları bir ezen kimliğine; emekse bir tahakküm aracına dönüşmediğinde sömürüsüz ilişkiler, yaratıcı ve değerli işler de geliştirmek mümkün olacaktır.

Meydan Gazetesi Sayı 53, Mayıs 2020

Paylaşın