Kitap tanıtımı: KRONSTADT 1921

“Bir aşçıya bile devleti yönetmesini öğreteceğiz.”
Lenin – Devlet ve Devrim – 1918
“Her işçi devleti yönetebilir mi?
Pratik adamlar bilir ki bu bir masaldır.”
Lenin – 1921

1921’de devrimci Kronstadt işçileri ve denizcilerinin grev, sendika, özgür sovyetler için, proletarya devrimini, “proletarya diktatörlüğüne” çeviren Bolşevik hükumete karşı verdiği mücadeleyi anlatan kitap, ilk kez 1938 yılında Fransızca basıldı. Türkiye’de ise ilk olarak 1985 yılında Sokak Yayınları tarafından basıldı. Kitap, 1924’te “bozguncu faaliyetlerde bulunduğu”ndan dolayı Bolşevikler tarafından tutuklanan; 1928’de Fransa’da çıkardığı anarşist dergiler nedeniyle sınır dışı edilen, Belçika’daki faaliyetlerinden dolayı tutuklanan; İspanya’da Durruti ve Ascaso ile politik ilişkilerde çalışmalarda bulunmuş; yine Fransa’da anarko-sendikalist bir dergi çıkarırken “Toplama Kampı”na gönderilen İda Mett tarafından kaleme alındı. Kitapta Kronstadt olaylarının yanı sıra, Rus devrimindeki çelişkiler kapsamlı bir şekilde dile getiriliyor. Bolşevik Parti’nin devrimden sonraki bürokrasi anlayışını ve parti diktatörlüğünü eleştiren kitapta, döneme ait çeşitli belgeler, Kronstadtlı işçiler ve Bolşevik Parti arasındaki yazışmalar, Rusya’da hareket eden diğer sol yapıların Kronstadt hakkındaki yorumlarını bulmak mümkün. Kronstadt Olayları başlıklı bölümle Bolşevik Parti’nin Almanya ileyaptığı Brest-Litovsk Anlaşması’nın getirdiği yoksulluk, halkın bu yoksulluk karşısında kendi inisiyatifiyle oluşturduğu pazarların durumu, bu pazarların Bolşevik Parti tarafından yasaklanması, bunun sonucu Petrograd’da başlayan grevle re değiniliyor. İşçiler yerel pazarların yeniden kurulmasını, işçi mahkumların bırakılmasını, söz ve basın özgürlüğü istiyorlardı. Bu isteklerin üzerine parti yönetimi Petrograd’da olağanüstü hal ilan etti ve savunma komitesinin aldığı kararların dışına çıkan olursa cezalandıracağını bildirdi. Aynı zamanda Kronstadtlı işçiler de parti bürokrasisinden rahatsızdı ve Petrograd’a bir heyet yolladılar. Heyetin geri dönmesiyle birlikte 28 Şubat günü taleplerin yer aldığı bir genelge yayınladılar. Bu genelgeye ek belgeler kısmında yer veren kitap, 1917’de yaşanan devrimin niteliğini, bu belgelerle sorgulatıyor.

 

Genelge maddelerine bakınca insanın aklına bu bir devrim değil miydi sorusu geliyor. Halkın sayesinde yapılmış ama iktidara geçilmesiyle birlikte halkı karşısına almış bir “devrim”.Bolşevik hükümet, 3 sene önce devrimin en önemli cephelerinden Kronstadt üssünü kahramanlıkla nitelerken şimdi “karşı devrimci“ ilan etmişti. Kronstadtlıları ve onların devrimin başından bu yana yaşattıkları öz yönetimlerini yok etme kararı almıştı. Kızıl Ordu askerlerinin büyük bölümü saldırmak istemiyordu. Çünkü onlar Kronstadtlı sınıf kardeşlerinin mücadeleye ne denli bağlı olduklarını biliyorlardı. Ama askeri otorite ağır bastı ve Kızıl Ordu birlikleri Kronstadt’a saldırmaya başladılar. Kitap Kronstadt olayları sonrası farklı kesimlerin yaşanılanlara ilişkin yorumlarını içeren ikinci bölüm ve yerleşik resmi tarihin aksi yönde bir tarih sunumuyla son buluyor.“1921 yılında da Bolşevik Parti, bürokrasiye ve partilere olan güvenini kaybetmiş halkı feshetme yoluna gitmiştir. Bürokrasinin iktidarını pekiştirebilmesi için halkın sesinin kesilmesi şarttır. Çünkü halk yöneticilerin güvenini kaybetmiştir, o halde halkı feshedip yeni bir halk seçmek gerekir.”