"Enter"a basıp içeriğe geçin

Kategori: Yazılar

Kapitalizmin Güzelliği:Saç Ticareti

Kapitalizm, hiçbir şeyde sınır tanımayıp, bütün aç gözlülüğü ile dünyayı yok etmeye ve insanlığı biraz daha gerçekten uzaklaştırmaya çalışıyor. Hayatımızın her köşesine sinsice girmiş olan, kendini yine yeniden üreten kapitalizm insanın en temiz duygularını bile çalıp onu kirletiyor. Kapitalizmin ürettiği ve insanlık tarafından kabul edilmiş olan güzellik kavramı kadını hem üreten hem de tüketen konumunda başrolde oynamaya mecbur kılıyor.

Beden üzerinde uygulanan tüm tahakkümün insan doğasını zorlayan sınırlarını göz ardı ederek dışarıya sunmaya güzellik deniyor artık. Güzelliğin satın alınıyor olması daha kolay kılıyor karşısındakini etkilemeyi. Günümüzün güzel olma çabası içerisinde olan kadın, buna ulaşılması için katedilen yolların, katledilen canlıların, göz ardı edilen duyguların ve insanlığın, harcanan paranın, tükenen hayatların en önemli sorumlularındandır.

Biz pergel, siz cetvel…

Biz kadınlar… Pergelmişiz. Hayırlı işler için tek ayağımızla dolansak da öbür ayağımızı sağlam şekilde eve basmamız gerekirmiş…
Kadının iktisadî ve ticarî hayata katılması aslî değil, arızîdir… Kapitalist piyasa ekonomisi ise kadını iki ayağıyla evin dışına çıkarıp sömürü nesnesi haline getiriyor. Tüpten çıkan macun gibi bir daha geri dönmüyor; bu ise ailenin ve toplumsal hayatın çözülmesine yol açıyor… İslam tasavvurunda kadın pergel gibidir; sağ ayağı -sabit kadem- evindedir, sol ayağıyla her yere gider, haricî her meşru ve hayırlı maddî, iktisadî, sosyal, sivil faaliyete, hadisteki güzel deyimle Müslümanların hayırlı meclislerine katılır. Ama önce evi ve ailesi!” Ali Bulaç, Zaman gazetesi, 12 Aralık 2011.

N.Ç.nin sanıklarından 27.si DEVLET’TİR!

8 yıldır “utanç davası” olarak bilinen bir tecavüze tanığız. Henüz 13 yaşında 26 kişinin şiddetine ve tecavüzüne maruz kalmış bir genç kadının yaşadığı psikolojik ve sosyal yıkıma tanığız. Devletin adaletinin kıskacında sıkışmış bekleyen ve en sonunda da “kendi rızasıyla” denilerek neticelenen bu utanç davası devletin ve adaletinin gerçek yüzünü bizlere bir kez daha kanıtlamış oldu.

Savaş Çığırtkanlığı Yapan Medyayı Kınıyoruz!

ATV’de yayınlanan “Tatlı Sert” isimli programın sunucusu Müge Anlı, Van’da yüzlerce insanın yaşamını yitirdiği depremle, insan olmanın gerekliliği olan vicdanımızla sarsıldığımız, yıkıldığımız şu günlerde halen enkaz altında can çekişen yüzlerce insanın kurtarılması için seferberlik ilan edilmişken, programında deprem yorumunu faşizan bir şekilde ifade etmiştir. “Herkes haddini bilecek. Yeri geldi mi taş atacaksınız, kuş avlar gibi avlayacaksınız sonra yardım isteyeceksin. O polisler hemen yardımına koştu oradakilerin. Hem polise taş atıyorsunuz, hem de yardım istiyorsunuz” diyerek nefret dolu bu sözleri sarf etmiştir. Pervasızca “daha söylenecek çok şey var “ diyerek konuyu geçiştiren Müge Anlı’yı esefle kınadığımızı belirtmek istiyoruz.

Kadının Özgürleşmesi Anarşizmle Mümkündür!

ANARŞİZM NEDİR?

Anarşizm; özgürlüğün ve adaletin gerçekleştiği toplumsal düzendir. Bu otoritenin ve mülkiyetin ortadan kaldırılmasıyla mümkündür. İnsanın insan üzerindeki, insanın doğa üzerindeki ve diğer tüm canlılar üzerindeki tahakkümünün sonlandırılması, paylaşma ve dayanışma üzerine kurulu bir yaşamın örgütlenebilmesi ve Komünizmin hayat bulması Anarşizmle mümkündür. Herkesin ihtiyacına göre ve verebildiği kadar ilkesini benimseyen üretim ilişkilerini bu doğrultuda düzenleyen Anarşist toplumda yönetim devletin değil, halkın kendi iradesindedir; öz yönetimindedir. Anarşist toplum yukarıdan aşağıya merkezi değil, parçalı yatay örgütlenmeyi savunur; hiyerarşiyi ve merkezileşmeyi reddeder. Yerel otonomların merkezsiz birliği olan bir federasyonla toplumsal işleyişini düzenleyen Anarşizm toplumsal ve yaşamsal bir özgürlük tahayyüldür. Anarşizm bireyin özgürleşmesiyle, toplumun özgürleşmesi arasında bir öncelik, aşama koymaz. Birey özgürleşirse toplum gerçekten özgürdür. Birey kendini gerçekleştirirse devrim gerçekten devrimdir.

Şafak 105; Asker kadınlara ve Militarizme alışın yarışması

BBG, Kadınlar, Militarizm ve Masum Olmayan Eğlence Anlayışı

“Şafak 105” yeni bir yarışma programı. 40 kadın Eğirdir’de askeri eğitim alacak ve TV izleyicisi de onları gözetleyecek. Bu eğlenceli bir yarışma mı? Yoksa militarizm propagandası mı?

Isparta Eğirdir zorlu askeri eğitim verilen Dağ Komando okuluyla bilinir. Okulun yakınlarında bir başka askeri eğitim merkezi kurulacak ve 40 genç kadın burada askeri eğitim görecek. Televizyon izleyicileri de bu eğitimi ve başarısız olan asker adaylarının elenişini pür dikkat izleyecek.

Bu “dahice” fikirlerine “Şafak 105” adını veren program yapımcıları projelerini geçtiğimiz günlerde (26 Eylül) medyayla paylaştı.

Kadınların el emeği göz nuru; Sahaf 26A

Anarşist Kadınların paylaşma ve dayanışmayı örmek amacıyla açmış oldukları ve Kadıköylü gençlerin buluşma noktası olmaya başlayan 26A Sahaf’ın Kadıköy gazetesindeki haberi aşağıdadır;

Kitap sahaflarının bir bir kapandığı şu günlerde, dostluk ve dayanışmayı kitaplarla örmeyi amaçlayan bir grup genç kadın, Caferağa’da 26A Sahaf’ı açtı.

Semra ÇELEBİ

Kadıköy Caferağa Mahallesi’nde hemen Caferağa Spor Salonu’nun yan sokağında çok yeni bir sahaf açıldı. Kırmızıya boyanmış demirleri, önündeki renk renk çiçekleri ve her geleni kapıda karşılayan köpeği Pati ile farklı bir sahaf görünümünde bu yer. Dış görünümü kadar iç işleyişi de sıra dışı. Taksim’de yıllardır faaliyette olan 26A Kafe’nin devamı niteliğinde olan 26A Sahaf, patron ve işçi ayrımının olmadığı, herkesin gönüllülük temelinde, yapabildiği ölçüde katkı sunduğu kolektif bir paylaşım ve dayanışma alanı.

Kadınlar Savaşın Gizli Öznesi

Vicdani retçi Anarşist Kadınların Özgür Gündem gazetesi ile yaptıkları röportajdan;

Türkiye’de, 30 yıllıdır devam eden çatışmalı süreçte, şiddet politikalarına karşı çıkarak vicdani retlerini açıklayan yurttaşlar sorunun diyalog yolu ile çözülmesini isterken, bu süreçten en fazla zarar gören kadınlar da vicdani retlerini açıkladı. İlk olarak 1989 yılında Tayfun Gönül tarafından başlatılan vicdani ret hareketine 2008 yılında, “kadınlar askere gitmese de savaşın birer öznesidir, savaştan en çok etkilenenlerdir” diyen 16 kadın da katıldı. Şimdiye kadar ise 37 kadın vicdani retlerini açıklamayarak savaşa karşı çıktı.

Barış İçin Vicdani Ret Platformu üyesi Ezgi Aydın, (21), bir yıl önce vicdani reddini açıkladı. Platform olarak çeşitli etkinlikler, paneller eylemler gerçekleştirdiklerini belirten Aydın, 2010 15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü’nde toplu olarak yaptıkları açıklamada vicdani retlerini açıkladıklarını kaydetti. Aydın, bu yıl kadınların daha fazla yer almasıyla birlikte yine 15 Mayıs’ta açıklama yaptıklarına dikkat çekti.

KURAKLIĞIN GELİNLERİ KENYA’DA GİZLİCE SATILIYOR

‘Bazı insanlar yiyecek ihtiyaçlarını karşılamak için kız çocuklarını satıyorlar. Bu çok yaygın; ama insanlar bu konuda sessiz kalıyorlar.’
Kuzey Kenya’da uzun süren kuraklık, dul kalan Ahmed ve onun yedi çocuğu gibi birçok aileyi yiyecek ve su ihtiyaçlarını karşılamaları için şehrin varoşlarına itti.
İnsanlar umutsuz stratejileri için kısa süreli yardıma başvuruyorlar. Kenya’da 18 yaşın altında evlenmek yasaya aykırı; bu yüzden ‘kuraklığın gelinleri’ olgusu fısıldanıyor.
Dünya’nın bu kısmında çocuk evliliği olağandışı bir durum değil. Habaswein Somalilileri gibi birçok topluluk, genç kız çocuklarının namusunu ve bekaretini korumak için evliliğin önemli olduğunu düşünüyor.

Mazali: ”Düşmanın Varlığını Kabul Etmiyoruz”

Kültür ve Siyasette Feminist Yaklaşımlar dergisinin konuğu olarak Türkiye’ye gelen İsrailli antimilitarist feminist Rela Mazali, onu bugünlere ve mevcut düşüncelerine getiren süreci, hikayeleri, siyaseti ve yeni alanların nasıl yaratılacağını anlattı…

Başlangıç…

1967 yılında 18 yaşında askere gittim; “savaş” zamanında. O dönemde İsrail’de şimdiki anlamıyla ne vicdani retçi ne de antimilitarist hareket vardı. Sadece bir takım memnuniyetsizliklerimiz vardı. 1967 yılında İsrail’in kazandığı “zafer”den dolayı “mutlu olmadım”. Tam tersine, büyük bir tatsızlık ve memnuniyetsizlik hissettim.